Çin'in para birimi yuanı kasıtlı olarak düşük tutma politikası, küresel ticaret sisteminde ciddi çarpıklıklara yol açıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) verilerine göre, Pekin yönetiminin bu stratejisi, Çin ihracatına haksız rekabet avantajı sağlarken, diğer ülkelerin üreticilerini zor durumda bırakıyor. Uzmanlar, bu durumun sadece gelişmiş ekonomileri değil, aynı zamanda Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeleri de olumsuz etkilediğini belirtiyor.
Yuan'ın Düşük Değeri ve Küresel Etkileri
Çin Merkez Bankası, yuanın döviz kurunu belirlerken piyasa güçlerinin yanı sıra idari müdahaleler de kullanıyor. Özellikle 2015 yılından bu yana, yuanın ABD doları karşısında değer kaybetmesi, Çin'in ihracatını daha ucuz hale getirirken, ithalatını pahalılaştırıyor. Bu durum, Çin'in büyük ticaret fazlası vermesine ve küresel tedarik zincirlerinde Çin'e bağımlılığın artmasına neden oluyor.
ABD Hazine Bakanlığı'nın son döviz kuru raporuna göre, Çin, yuanı manipüle etmek için doğrudan müdahaleler ve sermaye kontrolleri kullanıyor. Raporda, Çin'in döviz rezervlerini kullanarak yuanın değerini düşük tutmaya çalıştığı ve bu durumun ABD'li üreticilerin rekabet gücünü azalttığı vurgulanıyor.
Ticaret Savaşları ve Çin'in Stratejisi
ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşları, yuan manipülasyonu konusunu daha da ön plana çıkardı. Washington, Pekin'i adil olmayan ticaret uygulamalarıyla suçlarken, Çin ise serbest piyasa ilkelerine uyduğunu savunuyor. Ancak IMF'nin 2023 Yılı Döviz Kuru Değerlendirme Raporu, Çin'in yuanının değerinin hâlâ temel göstergelere göre düşük olduğunu ortaya koyuyor.
Bu politikanın küresel sonuçları arasında, diğer ülkelerin de rekabetçi devalüasyonlara yönelmesi riski bulunuyor. Brezilya ve Hindistan gibi ülkeler, Çin'in ihracatı karşısında kendi para birimlerini değersizleştirme yoluna gidebilir. Bu da küresel ticarette daha fazla dengesizliğe ve korumacılığa yol açabilir.
Öte yandan, Çin'in kur manipülasyonu, gelişmekte olan ülkelerin ihracat pazarlarını daraltıyor. Özellikle tekstil ve elektronik gibi sektörlerde Çin, ucuz fiyatlarıyla rakiplerini saf dışı bırakıyor. Dünya Bankası verilerine göre, 2022'de Çin'in ihracatı 3,5 trilyon doları aşarken, diğer ülkelerin pazar payı azalmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Çin'in para politikası, Türkiye ekonomisi için de önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye'nin Çin ile ticaret açığı sürekli büyüyor; 2022'de bu açık 30 milyar doları aştı. Yuanın düşük değeri, Türk üreticilerinin Çin mallarıyla fiyat rekabetini zorlaştırıyor. Özellikle tekstil, hazır giyim ve beyaz eşya sektörlerinde Çin'in agresif fiyat politikası, Türk ihracatçılarının pazar kaybetmesine neden oluyor. Ayrıca Çin'in düşük maliyetli üretimi, Türkiye'deki üretim maliyetlerini aşağı çekme baskısı yaratıyor. Bu durum, Türkiye'nin cari açığını artırırken, enflasyonla mücadeleyi de zorlaştırıyor. Türkiye'nin, Çin ile ticari ilişkilerinde daha dengeli bir yapıya kavuşması için katma değerli ürünlere yönelmesi ve Çin'in kur politikasına karşı alternatif pazarlar geliştirmesi gerekiyor.