Küresel piyasalar, ABD'de geçen hafta açıklanan makroekonomik verilerin beklentilerin altında kalmasının ardından haftaya temkinli bir iyimserlikle başladı. Yatırımcılar, enflasyon ve istihdam verilerinin yanı sıra merkez bankalarının para politikası adımlarına odaklanırken, hisse senedi piyasalarında dalgalı bir seyir izleniyor. Özellikle ABD'de imalat ve hizmet sektörü PMI verilerinin öngörüleri karşılayamaması, risk iştahını törpülerken, yatırımcıların güvenli liman olarak değerlendirilen devlet tahvillerine ve altına yönelmesine neden oldu.
Makroekonomik Veriler Küresel Beklentileri Şekillendiriyor
Geçtiğimiz cuma günü ABD'de açıklanan veriler, imalat sanayi ve hizmet sektöründeki yavaşlamaya işaret etti. ISM imalat endeksi, piyasa beklentisi olan 49,2 seviyesinin altında kalarak 48,7'ye gerilerken, hizmet sektörü endeksi de 52,0 beklentisine karşın 51,4 olarak gerçekleşti. Bu tablo, dünyanın en büyük ekonomisinde resesyon endişelerini yeniden gündeme taşıdı. Öte yandan, hafta içinde açıklanan çekirdek PCE fiyat endeksi, yıllık bazda %2,8 artışla bir önceki ayın verisiyle aynı seviyede kalarak enflasyonun yapışkan olduğunu ortaya koydu. Bu durum, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirimlerine ne zaman başlayacağına ilişkin belirsizliği artırdı.
Avrupa tarafında ise Avrupa Merkez Bankası (ECB) yetkililerinin açıklamaları yakından takip edildi. ECB Başkanı Christine Lagarde, enflasyondaki düşüşün devam ettiğini ancak ücret artışlarının ve hizmet fiyatlarındaki yüksek seyrin temkinli olmayı gerektirdiğini vurguladı. Bu açıklamalar, Avrupa borsalarında karışık bir seyre neden oldu. Almanya'da DAX endeksi haftanın ilk işlem gününde %0,3 prim yaparken, Fransa CAC 40 ve İngiltere FTSE 100 endeksleri yatay bir görünüm sergiledi.
Asya piyasalarında ise Çin ekonomisindeki toparlanma sinyalleri hissedildi. Çin'de açıklanan Caixin imalat PMI, üst üste beşinci ay büyüme bölgesinde kalırken, hükümetin emlak sektörüne yönelik teşvik paketlerinin olumlu etkileri görülmeye başlandı. Ancak Japonya'da BoJ'un faiz artırımına gitmesi beklenirken yen döviz kurlarında oynaklık yarattı. BoJ Başkanı Kazuo Ueda'nın şahin sözleri, Nikkei endeksinin günü düşüşle kapatmasına yol açtı.
Yatırımcılar Fed ve Düşen Faiz Beklentileri Arasında Dengede
Küresel piyasaların odağında, Fed'in haziran toplantısında faiz indirimine gidip gitmeyeceği sorusu var. CME FedWatch aracına göre, piyasalar haziranda 25 baz puanlık bir indirimi %38 olasılıkla fiyatlıyor. Ancak bu oran, birkaç hafta öncesine göre düşük. Ekonomistler, Fed'in verilere bağlı olarak eylül ayında ilk adımı atabileceğini öngörüyor. Bu belirsizlik, özellikle gelişmekte olan ülke piyasalarında sermaye akışlarını olumsuz etkiliyor. Türkiye gibi yüksek enflasyonla mücadele eden ülkelerde, dış finansman koşulları sıkılaşabilir.
Enerji piyasalarında ise jeopolitik gelişmeler fiyatlamalara yansıdı. Brent petrol, Orta Doğu'daki gerginliklerin devam etmesi ve ABD'deki petrol stoklarının düşmesiyle varil başına 80 dolar seviyesinin üzerinde dengelendi. Altın fiyatları ise güvenli liman talebiyle ons başına 2.400 doların üzerinde seyrederek rekor seviyelerine yakın kaldı. Kripto paralarda ise Bitcoin, 64.000 dolar bandında yatay hareket ederken, yatırımcıların riskten kaçınma eğilimi belirleyici oldu.
Bu ortamda, Uluslararası Para Fonu (IMF) Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nda küresel büyüme beklentilerini aşağı yönlü revize edebileceği sinyalini verdi. IMF Başkanı Kristalina Georgieva, jeopolitik parçalanma ve ticaret savaşlarının ekonomik büyümeyi olumsuz etkilediğini kaydetti. Bu açıklamalar, gelişmiş ülke merkez bankalarının koordineli hareket etmesi gerektiği yönündeki tartışmaları alevlendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki bu temkinli görünüm, Türkiye ekonomisi açısından da belirleyici olacak. Fed'in faiz politikasının seyri, TL varlıklar üzerindeki baskıyı etkilemeye devam edecek. Son dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) rezervleri artırma çabalarına karşın, dış finansman ihtiyacı yüksek. Bu nedenle, küresel risk iştahındaki daralma Türkiye'nin dış borç çevirme maliyetlerini yukarı çekebilir. Öte yandan, enflasyonla mücadelede sıkı para politikasının sürdüğü bir ortamda, küresel faiz indirimleri Türk varlıklarına yönelik ilgiyi artırabilir. Türkiye'nin ihracat pazarlarındaki büyüme sinyalleri ve turizm gelirlerindeki artış, ekonomik görünümü destekleyen unsurlar arasında. Bu nedenle, izlenecek yol haritasının dünya genelindeki merkez bankalarıyla uyumlu olması kritik önem taşıyor.