Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 26 Temmuz 2024 Cuma günü Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da düzenlenen kritik toplantısını, bir sonraki büyük değerlendirme raporunun takvimini belirleyemeden askıya aldı. Suudi Arabistan, Rusya ve Çin'in, gelişmiş ülkelerin iklim bulgularını kendi çıkarları doğrultusunda çarpıttığı yönündeki suçlamaları toplantının tıkanmasına yol açtı. Toplantı, 2027'de yayımlanması planlanan Yedinci Değerlendirme Raporu'nun (AR7) hazırlık sürecini belirleyecek önemli bir adımdı. IPCC'nin çalışmaları, küresel iklim politikalarının bilimsel temelini oluşturduğu için yaşanan gecikme, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşma çabalarını da sekteye uğratabilir.
Toplantının arka planı ve tarafların pozisyonları
IPCC, Birleşmiş Milletler çatısı altında faaliyet gösteren ve iklim değişikliğine ilişkin en kapsamlı bilimsel değerlendirmeleri üreten kurumdur. Addis Ababa'daki toplantı, AR7 raporunun kapsamını ve zaman çizelgesini netleştirmek üzere 26 Temmuz'da başladı. Ancak görüşmelerin ilk gününde, Suudi Arabistan, Rusya ve Çin heyetleri, gelişmiş ülkelerin IPCC sürecini kendi ekonomik ve siyasi gündemlerine alet ettiğini öne sürdü. Bu ülkeler, özellikle fosil yakıtlardan çıkış hızı ve sera gazı azaltım sorumluluğunun adil paylaşımı konularında gelişmiş ülkelerin bilimsel bulguları yönlendirdiğini iddia ediyor. Gelişmiş ülkeler ise bu suçlamaları reddederek, IPCC'nin bağımsız ve şeffaf bir bilimsel süreç yürüttüğünü vurguluyor. Toplantının askıya alınması, taraflar arasındaki güven krizini gözler önüne serdi. IPCC Başkanı Jim Skea, görüşmelerin yeniden başlatılması için bir tarih vermezken, teknik düzeyde istişarelerin süreceğini belirtti. Ancak yeni raporun hazırlık takviminin belirsizliği, bilim insanları ve politika yapıcılar arasında endişeye yol açtı.
Suudi Arabistan ve Rusya gibi büyük fosil yakıt ihracatçıları, iklim biliminin kendilerine yönelik eleştirilerini hafifletmek ve yeşil enerji dönüşümünün hızını yavaşlatmak amacıyla IPCC sürecini etkilemeye çalışmakla eleştiriliyor. Çin ise gelişmekte olan ülke statüsünü koruyarak, tarihsel emisyon sorumluluğunun gelişmiş ülkelere ait olduğunu savunuyor ve kendi emisyon azaltım taahhütlerinin esnetilmesini istiyor. Bu pozisyonlar, geçmiş IPCC raporlarında da tartışmalara neden olmuştu. Örneğin, 2021-2022 döneminde yayımlanan Altıncı Değerlendirme Raporu (AR6) hazırlıklarında da benzer gerilimler yaşanmış, bazı ülkeler özet bölümlerinde yer alan ifadelerin yumuşatılması için yoğun lobi faaliyeti yürütmüştü. Addis Ababa'daki son tıkanma, bu tür müdahalelerin kurumsallaştığını gösteriyor.
Bilimsel sürecin siyasallaşması ve küresel etkileri
IPCC raporları, hükümetlerin onayından geçen "Politika Yapıcılar için Özet" bölümleri nedeniyle sıklıkla siyasi tartışmaların odağında yer alıyor. Bilim insanları, bulguların hükümet temsilcileri tarafından değiştirilmesinden şikayetçi. Bu durum, iklim biliminin tarafsızlığına gölge düşürürken, raporların uluslararası müzakerelerdeki referans değerini de zayıflatıyor. Addis Ababa'daki toplantının askıya alınması, özellikle gelişmekte olan ülkeler ve iklim kırılganlığı yüksek ada devletleri için ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Bu ülkeler, IPCC'nin bir sonraki raporunun, iklim finansmanı ve uyum mekanizmalarının şekillendirilmesinde kilit rol oynayacağını belirtiyor. Gecikme, 2025'te yapılacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP30) öncesinde bilimsel girdinin eksik kalmasına neden olabilir.
Öte yandan, IPCC'nin çalışma takvimindeki belirsizlik, kurumun credibility'sini de sarsıyor. Bilimsel kuruluşlar ve çevre örgütleri, özellikle Suudi Arabistan ve Rusya'nın iklim değişikliğinin ciddiyetini hafifletmeye yönelik sistematik çabalarını endişeyle izliyor. Bu ülkelerin, AR7 raporunun kapsamına fosil yakıtların "temiz" kullanımı gibi tartışmalı konuların eklenmesini talep ettiği konuşuluyor. Çin'in ise gelişmiş ülkelerin tarihsel sorumluluğuna daha fazla vurgu yapılmasını istediği biliniyor. Toplantının ilerleyen günlerde yeniden başlatılması bekleniyor ancak taraflar arasındaki görüş ayrılıkları derinleşmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
IPCC sürecindeki tıkanma, Türkiye'nin iklim diplomasisi ve enerji güvenliği açısından doğrudan etkiler taşıyor. Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda yeşil enerjiye geçişi hızlandırmayı planlarken, IPCC raporları bu politikaların bilimsel dayanağını oluşturuyor. Raporun gecikmesi, Türkiye'nin karbon fiyatlandırma ve sınırda karbon düzenleme mekanizması gibi AB politikalarına uyum sürecinde belirsizlik yaratabilir. Ayrıca, Suudi Arabistan ve Rusya gibi fosil yakıt ihracatçılarının IPCC'yi kilitleme girişimleri, enerji ithalatçısı konumundaki Türkiye için uzun vadeli risk oluşturuyor. Türkiye'nin, gelişmekte olan ülkelerin haklarını savunan bir pozisyonla, IPCC'nin bilimsel bağımsızlığını desteklemesi ve sürecin yeniden rayına oturması için diplomatik çaba göstermesi kritik önemde.