Kanada Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Steven Guilbeault, dünya liderlerine hitaben yaptığı açıklamada, küresel ekonomik ve siyasi krizlerin doğa koruma çabalarını gölgelememesi gerektiğini belirterek, biyoçeşitlilik kaybının durdurulması için acil eylem çağrısında bulundu. Guilbeault, 2022 yılında biyoçeşitliliği korumaya yönelik uluslararası anlaşmanın hayata geçirilmesine öncülük ettiğini hatırlatarak, savaşlar ve ekonomik baskıların doğayı bir 'lüks' gibi gösterebileceğini, ancak doğanın kritik bir varlık olduğunu vurguladı. Cop17 zirvesinin gerçek eylemler üretmesi gerektiğini söyledi.
Biyoçeşitlilik krizi ve küresel anlaşmanın arka planı
Steven Guilbeault, 2022 yılında Montreal'de düzenlenen Birleşmiş Milletler Biyoçeşitlilik Konferansı'nda (Cop15) kabul edilen Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi'nin mimarları arasında yer aldı. Bu çerçeve, 2030 yılına kadar dünyanın kara ve deniz alanlarının yüzde 30'unu koruma altına almayı ve biyoçeşitlilik kaybını durdurmayı hedefliyor. Ancak Guilbeault, o günden bu yana dünyanın dikkatinin Ukrayna savaşı, Orta Doğu'daki çatışmalar ve enflasyon gibi acil sorunlara kaydığını, doğa koruma taahhütlerinin ise yeterince takip edilmediğini ifade ediyor.
Guilbeault, beş yaşındayken bir emlak geliştiricisinin doğal bir alanı yok etme girişimine tanık olduğunu ve o günden bu yana doğa savunucusu olarak mücadele ettiğini anlatıyor. Bu kişisel hikaye, onun doğa koruma konusundaki kararlılığının temelini oluşturuyor. Bakan, doğanın sadece estetik veya ahlaki bir mesele olmadığını, aynı zamanda ekonomik ve güvenlik açısından da hayati önem taşıdığını vurguluyor. Gıda güvenliği, temiz su, iklim düzenlemesi ve ilaç hammaddeleri gibi birçok alanda doğanın kritik rol oynadığını belirtiyor.
Cop17, 2025 yılında Ermenistan'ın başkenti Erivan'da yapılacak. Guilbeault, bu zirvenin sadece konuşmalarla değil, somut taahhütler ve finansal kaynaklarla sonuçlanması gerektiğini söylüyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerin biyoçeşitlilik koruma çabalarına mali destek sağlanması gerektiğini vurguluyor. Zengin ülkelerin 2025 yılına kadar yılda 20 milyar dolar sağlama taahhüdünün henüz yerine getirilmediğine dikkat çekiyor.
Küresel boyut: Doğa koruma diplomasisi zorlu sınavda
Biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliğiyle birlikte gezegenin karşı karşıya olduğu en büyük çevresel tehditlerden biri. Bilimsel raporlar, mevcut türlerin yok olma hızının doğal oranın 100 ila 1000 katı olduğunu gösteriyor. Bu kayıp, ekosistem hizmetlerini zayıflatarak insan refahını da doğrudan tehdit ediyor. Guilbeault'un çağrısı, uluslararası toplumun iklim krizine odaklanırken biyoçeşitlilik krizini ihmal etmemesi gerektiğini hatırlatıyor.
Ancak jeopolitik gerilimler, uluslararası çevre işbirliğini zorlaştırıyor. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, enerji krizi ve enflasyon, ülkelerin önceliklerini değiştirmesine neden oldu. Birçok ülke, ekonomik toparlanmaya odaklanırken çevre taahhütlerini erteleyebiliyor. Guilbeault, bu durumun kısa vadeli bir bakış açısı olduğunu, doğa kaybının uzun vadede çok daha büyük ekonomik kayıplara yol açacağını savunuyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun raporlarına göre, biyoçeşitlilik kaybı küresel GSYİH'nın yüzde 10'undan fazlasını tehdit ediyor.
Türkiye, biyoçeşitlilik açısından zengin bir ülke olarak bu süreçte önemli bir aktör. Türkiye, üç farklı biyocoğrafik bölgenin kesişim noktasında yer alıyor ve endemik tür çeşitliliği bakımından Avrupa'da öne çıkıyor. Ancak aynı zamanda iklim değişikliğinden en çok etkilenecek Akdeniz havzasında bulunuyor. Türkiye'nin Cop17 sürecinde aktif rol alması, hem kendi ekosistemlerini koruması hem de bölgesel işbirliğini güçlendirmesi açısından kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Guilbeault'un çağrısı, Türkiye'nin çevre diplomasisi ve sürdürülebilir kalkınma politikaları açısından doğrudan ilgili. Türkiye, Paris Anlaşması'nı 2021'de onaylayarak yeşil dönüşüm taahhüdünde bulundu; ancak biyoçeşitlilik koruma finansmanı ve uygulamada somut adımlar konusunda ilerleme sınırlı. Cop17'de alınacak kararlar, Türkiye'nin Akdeniz'deki ekosistemlerini koruma ve yeşil mutabakat sürecinde AB ile uyumunu güçlendirme fırsatı sunuyor. Ayrıca, küresel doğa koruma fonlarından pay almak için aktif diplomasi yürütmesi gerekiyor. Bu gelişme, Türkiye'nin iklim ve biyoçeşitlilik politikalarını daha güçlü bir şekilde uluslararası gündeme taşıması için bir uyarı niteliğinde.