Güneydoğu Asya'da her yıl tekrarlanan ve bölge genelinde milyonlarca insanı etkileyen sis krizi, temel nedeni olan orman temizliği için ucuz arazi açma yöntemleri değişmedikçe çözülemeyecek. Uzmanlar, Endonezya ve Malezya gibi ülkelerdeki plantasyon şirketlerinin arazi açmak için yakma yöntemini kullanmaya devam ettiğini, bunun da sınır aşan bir kirlilik sorunu yarattığını belirtiyor. ASEAN'ın bu konudaki mevcut yaklaşımı, kirleticileri caydırmaktan uzak.
Yangınların Kökeni ve Ekonomik Teşvikler
Güneydoğu Asya'daki sis krizinin ana kaynağı, Endonezya'nın Sumatra ve Kalimantan adalarındaki turba bataklıklarının kurutulup yakılmasıyla açılan araziler. Bu yöntem, büyük ölçekli palmiye yağı ve kağıt hamuru plantasyonları için hızlı ve düşük maliyetli bir yol olarak görülüyor. Ancak yangınlar, rüzgarla komşu ülkelere taşınan yoğun duman bulutları oluşturuyor ve Malezya, Singapur gibi ülkelerde hava kalitesini tehlikeli seviyelere düşürüyor.
Sorunun temelinde, arazi açma maliyetinin büyük ölçüde şirketler tarafından değil, komşu ülkeler ve bölge halkı tarafından karşılanması yatıyor. Şirketler için ormanı yakmak, mekanik temizleme yöntemlerine göre çok daha ucuz. Bu ekonomik teşvik değişmediği sürece yangınların önlenmesi zor görünüyor.
ASEAN'ın 2002 yılında imzalanan Sınır Aşan Sis Kirliliği Anlaşması, üye ülkelere işbirliği çağrısı yapıyor ancak yaptırım gücü bulunmuyor. Endonezya, egemenlik gerekçesiyle bazı durumlarda veri paylaşımına ve ortak müdahaleye sıcak bakmıyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Sis krizi, sadece çevresel bir sorun değil; aynı zamanda ekonomik ve sağlık boyutları olan bir kriz. Dünya Bankası tahminlerine göre, 2015 yılındaki büyük yangınlar Endonezya'ya 16 milyar doları aşan ekonomik kayıp yaşattı. Malezya ve Singapur'da okullar tatil edildi, uçuşlar iptal edildi, solunum yolu hastalıklarında artış görüldü.
Küresel iklim değişikliği açısından da yangınlar büyük miktarda karbon salımına neden oluyor. Turba bataklıkları, atmosferdeki karbonun önemli bir deposu; yandıklarında bu karbon açığa çıkıyor. Bu durum, küresel ısınmayı körükleyen bir geri bildirim döngüsü yaratıyor.
Uzmanlar, çözüm için ASEAN'ın ekonomik teşvikleri değiştirmesi gerektiğini vurguluyor. Örneğin, sürdürülebilir arazi kullanımı için sertifikasyon sistemleri, yangın çıkaran şirketlere yönelik ticari yaptırımlar ve tazminat mekanizmaları öneriliyor. Ayrıca, palmiye yağı ve kağıt ürünleri tedarik zincirlerinde şeffaflık artırılarak tüketici baskısı oluşturulabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Güneydoğu Asya'daki sis krizi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de küresel iklim rejimi ve sürdürülebilir tedarik zincirleri açısından dolaylı sonuçlar doğuruyor. Türkiye, son yıllarda palmiye yağı ithalatını artıran bir ülke; Endonezya ve Malezya'dan yapılan alımlar, bu ülkelerdeki ormansızlaşma politikalarıyla bağlantılı olabilir. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında orman yangınlarının önlenmesi, Türkiye'nin de taraf olduğu Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu. Türkiye, bölgesel işbirliklerinde çevresel standartların güçlendirilmesi ve sınır aşan kirlilikte kirletenin ödemesi ilkesinin yaygınlaştırılması için savunuculuk yapabilir. Öte yandan, Türk şirketlerinin palm yağı tedarikinde sürdürülebilirlik sertifikalarına yönelmesi, hem çevresel hem de ticari itibar açısından önem taşıyor.