Küresel yatırım devleri Pictet Asset Management ve Neuberger Berman, Hindistan'ın yeni ekonomi politikaları sonrasında ülkenin devlet tahvillerine olan maruziyetlerini artırıyor. Yeni Delhi yönetimi, yabancı yatırımcılar için borçlanma araçlarındaki vergileri kaldırarak ve sahiplik sınırlarını esneterek, rupinin istikrarını destekleyen adımlarla birlikte, uluslararası fonların ilgisini çekmeyi başardı. Geçen yıl %3 değer kaybeden rupi, son dönemdeki düzenlemeler sayesinde dalgalı seyrini sürdürürken, yabancı yatırımcıların Hindistan tahvil piyasasına girişi hızlandı.
Vergi İndirimi ve Yatırımcı Dostu Düzenlemeler
Hindistan hükümeti, Temmuz 2024'te yabancı yatırımcıların devlet tahvili alımlarında ödediği sermaye kazancı vergisini %20'den %0'a indirdi. Ayrıca, yabancı portföy yatırımcılarının (FPI) belirli tahvil türlerindeki sahiplik limitini %15’ten %30’a yükseltti. Bu adımlar, Hindistan’ın küresel tahvil endekslerine dahil olma sürecini hızlandırdı. JPMorgan Chase’in gelişmekte olan piyasalar tahvil endeksinde yer alan Hindistan, yılbaşından bu yana yabancı fon girişlerinde %40’lık bir artış kaydetti. Pictet Asset Management’ın gelişmekte olan piyasalar portföy yöneticisi Sandeep Yadav, "Bu reformlar, Hindistan'ı Çin'den sonra Asya'nın en cazip tahvil piyasası haline getirdi. Hem vergi avantajı hem de rupi istikrarı, kısa vadeli getiri arayışındaki fonlar için büyüleyici bir paket sunuyor" dedi. Neuberger Berman’ın sabit gelir yöneticisi Prashant Singh de benzer bir yaklaşımla, özellikle 10 yıllık Hindistan devlet tahvillerinde pozisyonlarını artırdıklarını belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Gelişmekte Olan Piyasalara Yönelim
Hindistan’a yönelen bu fon akışı, küresel merkez bankalarının faiz indirimi döngüsünde olduğu bir döneme denk geliyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) Eylül 2024’te faiz indirimine gitmesiyle birlikte, gelişmekte olan piyasalar daha cazip hale geldi. Ancak Hindistan, diğer Asya ülkelerine kıyasla daha düşük borçluluk oranı ve yüksek büyüme hızıyla öne çıkıyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Hindistan ekonomisinin 2024 yılında %6,3 büyüyeceğini tahmin ediyor. Bu büyüme, Çin’in %4,6’lık beklentisinin oldukça üzerinde. Öte yandan, Hindistan'ın düşük işsizlik ve artan tüketim gibi yapısal sorunlarına rağmen, yabancı yatırımcıların güveni artıyor. Fon girişleri, Hindistan Borsası’nın (BSE) Sensex endeksini rekor seviyelere taşırken, rupi üzerindeki baskıyı da hafifletti. Ancak uzmanlar, fon akışının sürdürülebilirliği için Hindistan'ın daha fazla yapısal reform yapması gerektiğini vurguluyor. Özellikle enerji ithalatına bağımlılık ve jeopolitik gerilimler, kırılganlık yaratabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hindistan'ın yabancı yatırımcı dostu politikaları, Türkiye gibi benzer makroekonomik zorluklar yaşayan ülkeler için önemli bir model oluşturuyor. Türkiye, son yıllarda yüksek enflasyon ve liradaki değer kaybı nedeniyle yabancı yatırımcı güvenini kaybetmişti. Hindistan'ın vergi indirimi ve sahiplik sınırlarını esnetme stratejisi, Türk yetkililere ilham verebilir. Ancak Türkiye’nin karşılaştığı yapısal sorunlar (hukukun üstünlüğü, bağımsız merkez bankası gibi) daha derin olduğu için, benzer adımların kısa vadede aynı etkiyi yaratması zor görünüyor. Bölgesel açıdan, Hindistan’ın Asya’daki başarısı, gelişmekte olan piyasalara yönelen küresel likiditenin artmasına katkıda bulunarak, dolaylı yoldan Türkiye’nin de dış finansmana erişimini kolaylaştırabilir. Ancak bu etki, Hindistan’a kıyasla Türkiye’nin daha yüksek risk primi nedeniyle sınırlı kalabilir.