Bloomberg ETF IQ programının 29 Haziran 2026 tarihli bölümünde, trilyonlarca dolarlık küresel borsa yatırım fonu (ETF) endüstrisinin sunduğu fırsatlar, karşı karşıya olduğu riskler ve güncel eğilimler ele alındı. Programa Laffer Tengler CEO ve Yatırım Direktörü Nancy Tengler, Gabelli Funds Başkanı ve Değer Portföy Eş Yöneticisi Chris Marangi ile Founders ETFs Portföy Yöneticisi Mi katıldı. Uzmanlar, makroekonomik belirsizlikler ve merkez bankalarının faiz politikalarının ETF akışlarına etkisini değerlendirirken, sektördeki yenilikçi ürün geliştirmelerine dikkat çekti.
Küresel ETF Piyasasının Mevcut Durumu
Küresel ETF varlıkları 2026 itibarıyla 15 trilyon doları aşmış durumda. Programda Nancy Tengler, enflasyonla mücadele sürecinde yatırımcıların pasif fonlara yöneliminin arttığını ancak aktif yönetim stratejilerinin de değer kazandığını belirtti. Özellikle tematik ETF'lerin (yeşil enerji, yapay zeka, sağlık teknolojileri) yatırımcı ilgisini çektiğini vurgulayan Tengler, seçici portföy oluşturmanın önemine dikkat çekti. Chris Marangi ise değer yatırımı yaklaşımının, volatil piyasalarda dahi istikrarlı getiri sağlayabileceğini savundu. Founders ETFs'ten Mi ise sektördeki rekabetin yoğunlaştığını ve düşük maliyetli fonların pazar payını artırdığını ifade etti.
Jeopolitik Riskler ve Yatırım Stratejileri
Uzmanlar, artan jeopolitik gerilimlerin (Ukrayna, Orta Doğu ve Asya-Pasifik) küresel sermaye hareketleri üzerindeki etkisini değerlendirdi. Bloklaşma eğilimi nedeniyle yatırımcıların coğrafi çeşitliliğe daha fazla önem verdiğini belirten konuşmacılar, gelişmekte olan piyasalara olan ilginin yeniden canlandığını gözlemledi. Faiz oranlarının seyrinin ise tahvil ETF'leri üzerinde belirleyici olduğu vurgulandı. Chris Marangi, ABD Merkez Bankası'nın olası faiz indirimlerinin hisse senedi ETF'lerine olan talebi artırabileceğini öngördü. Bununla birlikte, likidite risklerine karşı daha muhafazakar araçların tercih edildiği bir dönemden geçildiği ifade edildi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel ETF piyasasındaki bu gelişmeler, Türkiye'nin de dahil olduğu gelişmekte olan piyasalara yönelik yatırımcı algısını doğrudan etkiliyor. Jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde Türkiye gibi ülkelerden sermaye çıkışı yaşanabilirken, faiz indirim beklentileri gelişmekte olan piyasalara akışı artırabilir. Türkiye'nin makroekonomik istikrarı ve reform adımları, ETF yatırımcılarının ülkeye olan ilgisini belirleyecek temel faktörler arasında yer alıyor. Bu doğrultuda, Türkiye'nin küresel fon akışlarından aldığı payı artırması için yabancı yatırımcıya yönelik güven verici politikalar izlemesi kritik önem taşıyor.