Küresel birleşme ve satın alma (M&A) piyasası, yılın ilk yarısındaki rekor hacmin ardından hız kesme sinyalleri veriyor. Artan faiz oranları, yapay zeka teknolojilerine ilişkin belirsizlikler ve ABD'deki ara seçimlerin yarattığı politik gerilim, şirket yöneticilerinin iştahını azaltmış durumda. Bankacılık kaynaklarına göre, temmuz-eylül döneminde açıklanan anlaşma sayısı ve toplam değerde belirgin bir düşüş yaşandı. Bu durum, yıl başında ulaşılan rekor seviyelerin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Rekor başlangıcın ardından gelen soğuma
2025 yılının ilk çeyreğinde küresel M&A hacmi, güçlü kredi piyasaları ve biriken nakit rezervleri sayesinde tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmıştı. Ancak ikinci çeyreğin ortasından itibaren merkez bankalarının enflasyonla mücadelede daha agresif faiz artırımlarına gitmesi, borçlanma maliyetlerini yükseltti. Özellikle kaldıraçlı satın almalar (LBO) için finansman bulmak zorlaştı. Bankalar, riskli kredilerde daha temkinli davranmaya başladı.
Yapay zeka alanındaki hızlı gelişmeler de belirsizlik yaratıyor. Şirketler, hangi teknolojilere yatırım yapacaklarına karar vermekte zorlanıyor; bir yandan AI start-up'ları yüksek değerlemelerle işlem görürken, diğer yandan geleneksel sektörlerdeki şirketler dijital dönüşüm stratejilerini gözden geçiriyor. Bu durum, stratejik satın almaların planlanmasını geciktiriyor. Ayrıca, ABD'de kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde politik belirsizlik artmış durumda. Kongre'nin kontrolünün değişmesi halinde vergi ve düzenleme politikalarında yaşanabilecek değişiklikler, şirketleri beklemeye itiyor.
Bölgesel farklılıklar da dikkat çekiyor. Avrupa'da enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve Ukrayna savaşının yarattığı jeopolitik riskler, sınır ötesi anlaşmaları yavaşlatıyor. Asya-Pasifik'te ise Çin ekonomisindeki yavaşlama ve ABD-Çin arasındaki teknoloji rekabeti, sektörel ayrışmayı derinleştiriyor. Buna karşın, Körfez ülkeleri ve Hindistan gibi bazı pazarlar, yerel dinamiklerle hareket ederek küresel trendden ayrışabiliyor.
Küresel ekonomi ve jeopolitik yansımalar
M&A piyasasındaki yavaşlama, küresel ekonomik büyüme için bir uyarı sinyali olarak yorumlanıyor. Şirket evlilikleri, genellikle yatırımcı güveninin ve likiditenin bir göstergesi olarak kabul edilir. Anlaşma hacimlerindeki düşüş, özel sermaye fonlarının ve risk sermayesi yatırımlarının da yavaşlayabileceğine işaret ediyor. Bu durum, özellikle teknoloji ve sağlık gibi yüksek büyüme potansiyeli taşıyan sektörlerde yenilikçiliği ve istihdamı olumsuz etkileyebilir.
Öte yandan, merkez bankalarının faiz politikaları kritik önem taşıyor. Fed'in ve Avrupa Merkez Bankası'nın önümüzdeki aylarda atacağı adımlar, piyasanın yönünü belirleyecek. Eğer enflasyon kontrol altına alınırsa ve faiz indirimleri gündeme gelirse, M&A aktivitesi yeniden canlanabilir. Ancak jeopolitik riskler (Orta Doğu'daki gerilim, Tayvan çevresindeki askeri hareketlilik) ve seçim belirsizlikleri, toparlanmayı geciktirebilir. Uzmanlar, 2026'da kademeli bir iyileşme beklese de, yılın ikinci yarısında daha fazla anlaşma iptali veya yeniden fiyatlandırma görülebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel M&A piyasasındaki yavaşlama, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Yabancı yatırımcıların risk iştahı azalırken, Türk şirketlerinin yurt dışı satın almaları ve Türkiye'deki birleşmeler için finansman bulmak zorlaşabilir. Özellikle enerji, teknoloji ve perakende sektörlerinde beklenen yabancı sermaye girişi gecikebilir. Ancak TL'deki değer kaybı, Türk varlıklarını yabancı alıcılar için cazip hale getirebilir; bu da seçici anlaşmaların önünü açabilir. Türkiye'nin jeopolitik konumu ve bölgesel ticaret anlaşmaları, uzun vadede fırsatlar sunsa da küresel belirsizlik ortamında temkinli olmakta fayda var.