Küresel kadın hareketinin önde gelen isimlerinden Sri Lankalı akademisyen ve aktivist Kumari Jayawardena’nın yarım asırlık entelektüel birikimi, yeni bir dijital ve fiziksel arşivle gelecek nesillere aktarılıyor. Feminist tarihin canlı bir tanığı olan Jayawardena’nın 1970’lerden bu yana kaleme aldığı makaleler, kitaplar ve konuşmalar, Colombo Üniversitesi bünyesinde kurulan Kumari Jayawardena Feminist Arşivi’nde titizlikle tasnif ediliyor. Arşiv, yalnızca Güney Asya’nın değil, tüm gelişmekte olan ülkelerin kadın mücadelesine dair benzersiz bir kaynak sunuyor.
Gelişmenin Arka Planı: Yıllara Yayılan Bir Entelektüel Yolculuk
Kumari Jayawardena, 1931 doğumlu olup özellikle Üçüncü Dünya feminizmi, sömürgecilik sonrası toplumlarda kadın hareketi ve Asya’da toplumsal cinsiyet eşitliği konularındaki çalışmalarıyla tanınıyor. 1986’da yayımlanan “Feminism and Nationalism in the Third World” adlı eseri, Batı merkezli feminizm anlayışına eleştirel bir alternatif sunarak uluslararası akademide çığır açmıştı. Arşiv, Jayawardena’nın kişisel notlarını, yayımlanmamış el yazmalarını, mektuplarını ve nadir fotoğrafları içeriyor. Proje, Sri Lanka’da feminist bilincin canlanmasına katkı sağlamayı ve genç araştırmacıların bu zengin mirasa erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güney Asya’dan Dünyaya Bir Köprü
Jayawardena’nın çalışmaları, yalnızca Sri Lanka’nın değil, Hindistan, Pakistan, Bangladeş ve Nepal gibi komşu ülkelerdeki kadın hareketlerini de derinden etkilemişti. Arşiv, bu bölgesel bağlantıları görünür kılarken, aynı zamanda küresel feminizmin çeşitliliğini vurguluyor. Özellikle sömürgecilik sonrası dönemde kadınların ulusal kurtuluş mücadelelerindeki rolü, Jayawardena’nın analizlerinin merkezinde yer alıyor. Arşiv, bu perspektifi günümüzün küresel cinsiyet eşitliği tartışmalarına taşıyor ve Batı dışı feminizmlerin sesini duyurmada kritik bir işlev üstleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de kadın hareketi ve feminist akademi, özellikle 1980 sonrası dönemde benzer bir ulusal ve küresel etkileşim süreci yaşamıştır. Jayawardena’nın “Üçüncü Dünya feminizmi” kavramsallaştırması, Türkiye’deki feminist araştırmacılar için metodolojik bir ilham kaynağı olabilir. Arşivin dijital erişime açılması, Türk akademisyenlerin karşılaştırmalı çalışmalar yapmasına olanak tanıyacaktır. Ayrıca, Sri Lanka gibi gelişmekte olan bir ülkede böyle bir arşivin kurulması, Türkiye’deki benzer girişimler için cesaret verici bir örnek teşkil etmektedir. Bu gelişme, küresel feminist bilginin çoğulculuğunu vurgulayarak Türkiye’deki toplumsal cinsiyet tartışmalarına entelektüel bir zenginlik katacaktır.