Japonya'nın güneybatısındaki Kumamoto kentinde 28 Temmuz'da meydana gelen 7,1 büyüklüğündeki depremin üzerinden üç ay geçmesine rağmen, 1.000'den fazla kişi hâlâ tahliye merkezlerinde yaşıyor. Evleri hasar gören depremzedeler, geçici konutların tamamlanmasını bekliyor. Yetkililer, depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 38'e yükseldiğini, bunlardan 36'sının doğrudan deprem kaynaklı olduğunu açıkladı. Bölgede altyapı çalışmaları sürerken, tahliye merkezlerinde kalanların büyük bölümü psikolojik ve maddi zorluklarla mücadele ediyor.
Depremin yol açtığı yıkım ve tahliye süreci
28 Temmuz günü yerel saatle 16.27'de meydana gelen deprem, Kumamoto ve çevresinde geniş çaplı hasara yol açtı. Japonya Meteoroloji Ajansı tarafından 7,1 olarak açıklanan deprem, özellikle kırsal bölgelerde geleneksel ahşap evlerin yıkılmasına neden oldu. İlk belirlemelere göre binlerce bina hasar gördü veya kullanılamaz hale geldi. Deprem sonrası bölgeye sevk edilen arama kurtarma ekipleri, enkaz altında kalanları kurtarmak için günlerce çalıştı. Ancak altyapı sorunları, ulaşım yollarının kapanması ve elektrik kesintileri kurtarma çalışmalarını güçleştirdi.
Depremin ardından hükümet, etkilenen bölgelerde tahliye merkezleri kurdu. Bu merkezlerde binlerce kişi barındı. Aradan geçen üç aya rağmen, 1.000'den fazla kişi hâlâ bu merkezlerde yaşamını sürdürüyor. Yetkililer, geçici konutların inşasının devam ettiğini, ancak arsa temini ve inşaat malzemelerindeki sıkıntılar nedeniyle sürecin uzadığını belirtiyor. Tahliye merkezlerinde kalan depremzedeler, günlük yaşamlarını sürdürmekte zorlanıyor. Özellikle yaşlılar, çocuklar ve kronik hastalığı olanlar için koşullar daha da ağır.
Geçici konut bekleyişi ve artan can kaybı
Japon hükümeti, depremzedeler için prefabrik geçici konutlar inşa ediyor. Ancak bu konutların tamamlanması zaman alıyor. Bölgede arsa bulma sıkıntısı, inşaat firmalarının kapasitesi ve bürokratik süreçler, geçici konutların teslimini geciktiriyor. Depremzedeler, bir an önce kalıcı veya geçici konutlarına kavuşmayı umut ediyor. Bu arada, depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 38'e yükseldi. Yetkililer, ölümlerin 36'sının doğrudan deprem sırasında meydana geldiğini, diğer iki ölümün ise deprem sonrası koşullarla ilişkili olabileceğini ifade etti. Ölü sayısının artması, bölgede yaşam koşullarının hâlâ ne kadar zor olduğunu gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, deprem sonrası uzun süreli tahliye merkezlerinde kalan kişilerde travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve fiziksel sağlık sorunlarının arttığına dikkat çekiyor. Özellikle yaşlı nüfusun yoğun olduğu kırsal bölgelerde, günlük rutinlerin bozulması ve sosyal izolasyon, ruh sağlığını olumsuz etkiliyor. Sağlık ekipleri, tahliye merkezlerinde düzenli kontroller yaparak durumu izliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya, deprem kuşağında yer alan bir ülke olarak sık sık büyük depremlerle karşılaşıyor. 2011'deki Tōhoku depremi ve tsunamisi, ülkenin afet yönetimi konusundaki deneyimini artırmış olsa da, her yeni afet yeni zorlukları beraberinde getiriyor. Kumamoto depremi, özellikle kırsal altyapının ve konut stokunun depreme dayanıklılığı konusunu yeniden gündeme getirdi. Japonya hükümeti, deprem sonrası yeniden yapılanma için büyük bütçeler ayırıyor, ancak bürokratik engeller ve lojistik zorluklar süreci yavaşlatıyor.
Uluslararası toplum, Japonya'nın afet yönetimi deneyimini yakından takip ediyor. Özellikle Asya-Pasifik bölgesinde deprem riski taşıyan ülkeler için Japonya'nın uygulamaları örnek teşkil ediyor. Ancak bu son deprem, hızlı müdahale ve geçici barınma konusunda hâlâ iyileştirme alanları olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin de etkisiyle artan doğal afetlere karşı dayanıklılık inşasının önemine vurgu yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye de Japonya gibi aktif bir deprem kuşağında yer alıyor. Kumamoto depreminin ardından üç ay geçmesine rağmen binlerce kişinin hâlâ tahliye merkezlerinde yaşaması, Türkiye için de önemli dersler içeriyor. Türkiye'de 2023 Kahramanmaraş depremlerinin ardından benzer sorunlar yaşanmış, geçici konut temini ve altyapı yeniden yapılanması aylar almıştı. Japonya'nın deneyimi, afet sonrası planlamanın ve kaynak yönetiminin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor. Türkiye, deprem yönetmeliklerini güçlendirerek ve kentsel dönüşümü hızlandırarak gelecekteki depremlerin etkilerini azaltabilir. Ayrıca, Japonya ile afet yönetimi konusunda bilgi paylaşımı ve işbirliği, her iki ülke için de faydalı olabilir.