Ukrayna eski Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba, Avrupalı liderlere Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in sadece Ukrayna ile sınırlı kalmayacağı uyarısında bulunarak, "Putin sizi de savaşa sürükleyecek" dedi. Kuleba, Rusya'nın Ukrayna altyapısını hedef alarak direnişi kırmaya çalıştığını ve Ukrayna'nın bu kış en zorlu dönemini geçireceğini belirtti. Kuleba'nın açıklamaları, Avrupa'nın güvenlik mimarisi ve Rusya'nın yayılmacı politikalarına dair endişeleri yeniden gündeme getirdi.
Putin'in Hedefleri ve Avrupa İçin Tehdit
Dmytro Kuleba, Avrupa'nın çeşitli başkentlerinde yaptığı görüşmelerde ve uluslararası platformlarda Rusya'nın Ukrayna'daki savaşının sadece Ukrayna'ya yönelik olmadığını vurguladı. Kuleba'ya göre, Putin'in nihai amacı Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından ortaya çıkan Avrupa güvenlik düzenini değiştirmek ve eski etki alanlarını yeniden tesis etmek. Bu çerçevede, Baltık ülkeleri, Polonya ve diğer Doğu Avrupa ülkeleri doğrudan risk altında bulunuyor. Kuleba, Avrupalı müttefiklerin Ukrayna'ya askeri ve mali yardımı artırmasının yanı sıra kendi savunma kapasitelerini de güçlendirmeleri gerektiğini ifade etti. Aksi takdirde, Rusya'nın askeri ve ekonomik olarak toparlanmasına fırsat verileceğini ve bunun tüm kıta için ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi.
Kuleba'nın uyarıları, Rusya'nın son dönemde Ukrayna'nın enerji altyapısına yönelik yoğunlaştırdığı saldırılar bağlamında geliyor. Rusya, füze ve İHA saldırılarıyla Ukrayna'nın elektrik şebekesini, ısınma sistemlerini ve su tesislerini vurarak halkın kış aylarında temel hizmetlere erişimini engellemeyi amaçlıyor. Bu strateji, Ukrayna'nın direncini kırmak ve Batı'nın desteğini zayıflatmak için bir baskı aracı olarak görülüyor. Ukrayna hükümeti, onarım çalışmalarını sürdürse de saldırıların sürekliliği nedeniyle enerji sisteminde ciddi hasar oluştu. Kuleba, uluslararası toplumun hava savunma sistemleri tedarikiyle Ukrayna'ya destek olması gerektiğini belirtti.
Öte yandan, Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri, Ukrayna'ya yönelik desteklerini sürdürme konusunda kararlılık mesajları veriyor. Ancak, özellikle Macaristan ve Slovakya gibi bazı ülkelerin tutumları ve ABD'deki siyasi belirsizlikler, Batı'nın birliğini test ediyor. Kuleba'nın ziyaretleri, Avrupa başkentlerinde Ukrayna'ya verilen desteğin canlı tutulması ve Rusya'ya karşı ortak bir cephe oluşturulması amacı taşıyor.
Savaşın Gidişatı ve Ukrayna'nın Dayanıklılığı
Ukrayna, 2022'de başlayan geniş çaplı Rus işgaline karşı direnişini sürdürüyor. Savaşın ilk aylarında başkent Kiev'i ele geçirme girişimi başarısız olan Rusya, doğu ve güney bölgelerinde işgalini genişletmeye çalıştı. Ukrayna ordusu, Batı'nın sağladığı silahlarla karşı taarruzlar düzenlese de cephe hattında belirgin bir değişiklik sağlanamadı. Son dönemde Rusya, özellikle Donbas bölgesinde ilerleme kaydederek Ukrayna'nın savunma hatlarını zorluyor. Ukrayna, asker ve mühimmat sıkıntısı yaşarken, Batı'dan gelen yardımların hızı ve miktarı kritik önem taşıyor.
Kuleba, Ukrayna'nın kış aylarında enerji altyapısına yönelik saldırılarla mücadele ederken bir yandan da cephede direnç göstermeye devam edeceğini belirtti. Ancak, uluslararası yardımların kesilmesi veya azalması durumunda Ukrayna'nın durumunun zorlaşacağı uyarısında bulundu. Kuleba, "Bu kış en zorlu kışımız olacak, ancak Ukrayna halkı direnmeye devam edecek" dedi. Ayrıca, Rusya'nın savaşı bölgesel bir çatışmaya dönüştürme riskine dikkat çekerek, Avrupa'nın birlik içinde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuleba'nın uyarıları, Türkiye'nin Karadeniz çevresindeki güvenlik dengeleri açısından önem taşıyor. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı uzadıkça, Karadeniz'deki askeri hareketlilik ve enerji hatlarının güvenliği Türkiye'yi doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, Montrö Boşnaklar Sözleşmesi'ni uygulayarak savaş gemilerinin geçişini kısıtladı ve dengeli bir politika izlemeye çalıştı. Ancak, Rusya'nın altyapı saldırıları ve tahıl koridoru gibi konularda yaşanan belirsizlikler, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü zorlaştırıyor. Ayrıca, Avrupa'daki güvenlik zafiyeti, NATO'nun güney kanadında Türkiye'nin önemini artırırken, enerji arz güvenliği ve ekonomik istikrar açısından da riskler barındırıyor.