Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve altı büyük net katkıcı ülkenin liderleri, İrlanda'nın Avrupa Birliği bütçe taslağına ilişkin sunduğu kesinti önerisini yetersiz bularak reddetti. Dublin'in önerisi, AB'nin 2028-2034 dönemi için planlanan çok yıllı mali çerçevesinde harcamaların kısılmasını hedefliyordu ancak Almanya, Hollanda, Avusturya, Danimarka, Finlandiya ve İsveç gibi ülkeler, kesintilerin daha derin ve kapsamlı olması gerektiğini savunuyor. Görüşmelerin gelecek ayki AB zirvesinde devam etmesi bekleniyor.
Bütçe Anlaşmazlığının Arka Planı
Avrupa Birliği'nin 2028-2034 dönemi için önerilen bütçesi, ilk kez Birleşik Krallık'ın ayrılmasının ardından oluşturulan ve aynı zamanda yeni önceliklere (iklim, dijitalleşme, savunma) kaynak ayırmayı amaçlayan bir çerçeve. Komisyon, toplamda 1,1 trilyon avroluk bir bütçe önermişti. Ancak net katkıcı ülkeler, pandemi sonrası artan borç yükleri ve savunma harcamalarındaki artış nedeniyle daha fazla tasarruf talep ediyor.
İrlanda'nın önerisi, özellikle tarım fonları ve yapısal fonlarda belirli kesintiler içeriyordu. Ancak Almanya ve müttefikleri, bu kesintilerin yeterli olmadığını, idari giderlerde ve bazı programlarda daha fazla kısıtlamaya gidilmesi gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, bütçenin şu anki haliyle onaylanması halinde net katkıcı ülkelerin yükünün artacağı endişesi dile getiriliyor.
Almanya'nın tutumu, Şansölye Merz'in göreve gelmesinden bu yana AB içinde daha fazla mali disiplin çağrısı yapmasıyla uyumlu. Merz hükümeti, AB bütçesinin etkin kullanımı ve israfın önlenmesi konusunda kararlı olduğunu gösteriyor. Ancak bu katı tutum, AB içinde dayanışma ve ortak öncelikler konusunda gerilim yaratabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AB bütçesi müzakereleri, sadece mali bir konu değil aynı zamanda birliğin siyasi önceliklerini yansıtan bir araç. Ukrayna'ya destek, yeşil dönüşüm, dijital altyapı ve savunma işbirliği gibi alanlara ayrılacak fonlar, üye ülkeler arasındaki güç dengesini ve dayanışmayı etkiliyor. Özellikle Almanya'nın öncülük ettiği net katkıcı ülkelerin sert tutumu, AB'nin küresel iklim hedefleri ve savunma kapasitesi üzerinde olumsuz etki yapabilir.
Öte yandan, İrlanda gibi ülkelerin arabulucu rolü, AB içinde farklı çıkarların uzlaştırılması açısından kritik. Ancak şu aşamada taraflar arasındaki görüş ayrılıkları derin görünüyor. AB Komisyonu, üye ülkelerin onayı olmadan bütçeyi yürürlüğe koyamıyor; bu nedenle uzlaşma sağlanamazsa, geçici bütçe düzenlemeleri gündeme gelebilir.
Uzmanlar, AB bütçesinin onaylanmasının 2025 sonunu bulabileceğini, hatta müzakerelerin tıkanma riski taşıdığını belirtiyor. Bu durum, AB'nin uzun vadeli yatırım planlamasını ve küresel taahhütlerini yerine getirmesini zorlaştırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB bütçe müzakerelerindeki tıkanıklık, Türkiye'yi doğrudan etkilememekle birlikte, dolaylı yollardan önem taşıyor. AB'nin mali kaynaklarını etkin kullanamaması, birliğin küresel etkisini azaltabilir ve Türkiye gibi aday ülkelerle yürütülen mali işbirliği programlarını (örneğin IPA fonları) olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, AB içindeki bölünme, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni denge arayışlarını gündeme getirebilir. Türkiye, AB'nin savunma ve enerji projelerinde işbirliği fırsatlarını değerlendirirken, bütçe belirsizliği bu alanlardaki planlamayı da etkileyebilir.