Wall Street'te son dönemde yaşanan gelişmeler, borsanın giderek "kazanan her şeyi alır" (winner-take-all) dinamiğine evrildiğini gösteriyor. Yeni analizlere göre, küçük ve orta ölçekli şirketlerin neredeyse yarısı borsada değer kaybediyor veya zarar ediyor. Bu durum, borsanın genel görünümüyle ilgili yanıltıcı bir iyimserlik yaratıyor; zira endeksler rekor kırarken, aslında piyasanın yalnızca bir avuç dev şirketin sırtında yükseldiği belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı: Küçük ve Orta Ölçekli Şirketler Neden Geride Kalıyor?
Son verilere göre, ABD'de işlem gören küçük ve orta ölçekli şirketlerin (küçük ve orta ölçekli şirketler) yaklaşık %48'i, yılbaşından bu yana negatif getiri elde etti. Bu şirketlerin büyük bir kısmı, artan faiz oranları, azalan tüketici harcamaları ve artan maliyetler nedeniyle kâr marjlarını korumakta zorlanıyor. Özellikle perakende, sanayi ve tüketici ürünleri sektörlerindeki küçük şirketler, büyük rakiplerine kıyasla finansman bulmakta daha fazla güçlük çekiyor.
Bank of America tarafından yapılan bir analize göre, S&P 500 endeksinde yer alan şirketlerin ortalama getirisi ile küçük ve orta ölçekli şirketleri kapsayan S&P 600 endeksinin getirisi arasındaki fark, son otuz yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Büyük teknoloji şirketleri (Apple, Microsoft, Nvidia, Alphabet, Amazon, Meta gibi) endekslerin toplam piyasa değerinin yaklaşık %25'ini oluştururken, bu şirketlerin hisse performansı tüm endeksi yukarı taşıyor.
Öte yandan, bu durum yatırımcılar için de bir uyarı niteliği taşıyor. Uzmanlar, piyasanın ne kadar dar bir tabana dayandığının görülmesi gerektiğini ve küçük şirketlere yatırım yapanların portföylerini çeşitlendirmeleri gerektiğini belirtiyor. Ayrıca, faiz indirimi beklentilerinin ertelenmesi, küçük şirketler üzerindeki baskıyı artıran en önemli faktörlerden biri olarak gösteriliyor.
Küresel Boyut: Bölgesel ve Uluslararası Etkiler
Bu durum, yalnızca ABD borsalarıyla sınırlı kalmıyor. Küresel piyasalarda da benzer bir eğilim gözlemleniyor. Gelişmiş ülkelerde büyük şirketlerin endekslere hakimiyeti artarken, gelişmekte olan piyasalarda küçük ve orta ölçekli şirketler daha da kırılgan bir yapı sergiliyor. Özellikle Avrupa ve Asya borsalarında da benzer bir konsolidasyon yaşanıyor.
Örneğin, Almanya'nın DAX endeksi, birkaç büyük şirketin (SAP, Siemens, Allianz gibi) etkisiyle rekor seviyeleri görürken, küçük ölçekli şirketlerin yer aldığı MDAX ve SDAX endeksleri bu performansın oldukça gerisinde kalıyor. Benzer bir tablo Japonya'nın Nikkei endeksi için de geçerli; Toyota, Sony ve SoftBank gibi devler endeksi yükseltirken, küçük şirketlerin hisseleri düşüş eğiliminde.
Uzmanlar, bu durumun küresel ekonomik büyümedeki dengesizliğin bir yansıması olduğunu ifade ediyor. Büyük şirketlerin artan kârlılığı ve nakit rezervleri, onlara daha kolay borçlanma ve yatırım imkanı sunarken, küçük şirketlerin finansman erişimi giderek zorlaşıyor. Bu da, ekonomik büyümenin temel itici gücü olan küçük işletmelerin daralmasına yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalarda yaşanan bu dönüşüm, Türkiye açısından da önemli çıkarımlar barındırıyor. Öncelikle, Türkiye'deki yatırımcıların ABD borsalarına ve gelişmiş ülke borsalarına yatırım yaparken bu dar tabanlı yükselişin farkında olmaları gerekiyor. Endeks rekorlarına aldanıp geniş bir piyasa rallisi sanılması yanıltıcı olabilir. Ayrıca, Türk şirketlerinin uluslararası piyasalarda rekabet gücü, büyük oyuncuların pazara hakimiyeti karşısında zorlanabilir. Türkiye'nin ihracatında önemli paya sahip KOBİ'lerin, küresel ölçekte büyük şirketlerle başa çıkabilmek için ölçek ekonomilerinden yararlanması ve yenilikçi iş modellerine odaklanması gerekebilir. Bu gelişme aynı zamanda, Türkiye'deki sermaye piyasalarının derinliği ve çeşitliliğinin artırılması gerekliliğini de gösteriyor.