Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı Carlos Fernández de Cossío, The Times gazetesine verdiği mülakatta, ABD'nin Küba ile diyalog yolunu terk ederek savaş seçeneğini gündeme getirmesi halinde bunun kan dökülmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Üst düzey Kübalı diplomat, Havana yönetiminin Washington ile artan gerilimi nasıl değerlendirdiğini ve olası bir askeri çatışmanın bölgesel sonuçlarını ayrıntılı bir şekilde ele aldı. De Cossío, ABD'nin son dönemdeki açıklamalarının ve yaptırım kararlarının, iki ülke arasındaki zaten kırılgan olan ilişkileri daha da gerdiğini vurguladı.
Artan gerilim ve diplomatik kriz
Carlos Fernández de Cossío, The Times'a yaptığı açıklamada, ABD'nin Küba'ya yönelik politikasının son yıllarda giderek daha saldırgan bir hal aldığını belirterek, "Washington yönetimi, Küba'ya karşı diplomatik angajmanı reddediyor ve bunun yerine ekonomik yaptırımlar ile askeri tehditleri tercih ediyor. Bu yaklaşım, iki ülke arasında ciddi bir yanlış anlaşılmaya ve hatta doğrudan çatışmaya yol açabilir" dedi. Kübalı diplomat, ABD Başkanı Donald Trump döneminde uygulanan maksimum baskı politikasının, Başkan Joe Biden yönetiminde de benzer şekilde devam ettiğini, hatta bazı alanlarda daha da sertleştiğini ifade etti. De Cossío, ABD'nin Küba'ya yönelik altmış yılı aşkın süredir uyguladığı ambargonun kalkması için uluslararası toplumun çağrılarına rağmen, Washington'un bu konuda herhangi bir adım atmadığını hatırlattı.
Küba Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD'nin Küba'yı teröre destek veren ülkeler listesinde tutmasının da iki ülke arasındaki güveni zedelediğini belirterek, "Bu liste, Küba'nın uluslararası terörizmle mücadeleye yaptığı somut katkıları görmezden geliyor ve tamamen siyasi amaçlarla kullanılıyor" diye konuştu. De Cossío, Küba'nın ABD ile her zaman diyalog kurmaya hazır olduğunu ancak bunun karşılıklı saygı ve egemenlik temelinde olması gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Küba-ABD arasındaki gerilim, sadece iki ülkeyi değil, aynı zamanda Latin Amerika ve Karayipler bölgesini de yakından ilgilendiriyor. Bölge ülkeleri, ABD'nin Küba'ya yönelik sert politikasının istikrarsızlık yaratabileceğinden endişe ediyor. Özellikle Venezuela, Nikaragua ve Bolivya gibi sol eğilimli hükümetler, Küba ile dayanışma içinde olduklarını açıklarken, ABD'nin bölgedeki nüfuzunu artırma çabalarına karşı çıkıyorlar. De Cossío, ABD'nin Küba'ya yönelik politikasının Meksika, Brezilya ve Arjantin gibi bölgesel güçler tarafından da eleştirildiğini belirterek, "Latin Amerika ülkelerinin çoğu, egemenliğe saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyor ve ABD'nin müdahaleci politikalarını reddediyor" ifadelerini kullandı.
Kübalı diplomat, ABD'nin Küba'ya yönelik politikasının uluslararası hukuk açısından da tartışmalı olduğunu belirterek, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun her yıl ezici çoğunlukla Küba ambargosunun kaldırılması yönünde oy kullandığını ancak ABD'nin bu kararları dikkate almadığını hatırlattı. De Cossío, "Bu durum, uluslararası toplumun iradesine saygısızlıktır ve çok taraflılık ilkelerine zarar vermektedir" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küba-ABD arasındaki gerilim, Türkiye'nin dış politikasını doğrudan etkilemese de, Latin Amerika'da artan ABD baskısının bölgesel istikrarsızlığa yol açması halinde Türkiye'nin bölgeyle olan ticari ve diplomatik ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, son yıllarda Latin Amerika ülkeleriyle ekonomik iş birliğini artırma çabası içindedir; bu bağlamda Küba ile de ilişkilerini geliştirmektedir. ABD'nin sert politikaları, Türkiye'nin bölgedeki dengeleyici rolünü zorlaştırabilir ve Ankara-Washington hattında yeni bir gerilim unsuru oluşturabilir. Ayrıca, ABD'nin Küba'ya yönelik yaptırımlarının Türk şirketlerini dolaylı olarak etkilemesi ve ticari fırsatları sınırlaması olasıdır.