Küba, ABD’nin onlarca yıldır sürdürdüğü ekonomik ambargoyu “enerji kuşatması” olarak nitelendirerek Birleşmiş Milletler’i (BM) yaptırımların sona erdirilmesi için harekete geçmeye çağırdı. Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez Parilla, New York’ta düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin uyguladığı enerji kısıtlamalarının “deniz ablukasına eşdeğer olduğunu ve savaş eylemi anlamına geldiğini” söyledi.
Gelişmenin Arka Planı: 60 Yıllık Ambargonun Yeni Boyutu
Küba, 1962’den bu yana ABD’nin uyguladığı ticari ve ekonomik ambargonun etkilerini hissediyor. Ancak son yıllarda Washington, Havana’ya yönelik yaptırımları daha da sertleştirdi. Özellikle Trump döneminde getirilen ek kısıtlamalar, Biden yönetimi tarafından da büyük ölçüde korundu. Adanın petrol ithalatı, rafineri kapasitesi ve enerji altyapısı ağır darbe aldı.
Rodriguez Parilla, ABD’nin Küba’ya petrol ve diğer enerji kaynaklarının ulaşmasını engellediğini, bunun da sağlık, gıda ve temel hizmetlerde krize yol açtığını vurguladı. “Ada halkının elektriğe erişimi bile tehdit altında. Hastaneler jeneratörlerle çalışmak zorunda kalıyor” dedi. Başkan Trump’ın 2017’de yeniden uygulamaya koyduğu bazı maddeler, ülkeye yapılan havaleleri ve turizmi de kısıtladı.
Küba yönetimine göre, ambargonun yol açtığı zarar yıllık 4,8 milyar doları buluyor. Ülke, enerji arzındaki daralma nedeniyle sık sık elektrik kesintileri yaşıyor. Geçtiğimiz yıl adanın batısındaki petrol rafinerisinde çıkan yangın, kapasiteyi daha da düşürmüştü.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Latin Amerika’da Yalnızlaşma mı?
Küba’nın BM’ye yaptığı çağrı, Latin Amerika’da ABD’nin ambargosuna karşı artan tepkilerle aynı döneme denk geliyor. Meksika, Venezuela ve Nikaragua gibi ülkeler Küba’ya destek açıklamış durumda. BM Genel Kurulu’nda her yıl yapılan ambargoya karşı oylamada, ABD ve müttefiklerinin karşısında büyük bir çoğunluk oluşuyor. Ancak bu oylamalar bağlayıcı olmadığı için Washington’un politikası değişmiyor.
Analistler, ABD’nin Küba’ya yönelik baskıyı artırmasının, bölgedeki sol hükümetleri daha da radikalleştirebileceğini belirtiyor. Aynı zamanda Çin ve Rusya’nın Küba ile ticari ve askeri iş birliğini derinleştirme çabaları, ABD’yi endişelendiriyor. Moskova, adaya petrol sevkiyatı yaparak ambargoyu delmeye çalışıyor; Pekin ise altyapı yatırımlarını artırıyor.
Küba Dışişleri Bakanı, yeni yaptırımların Kiev’e yapılan saldırılardan farklı olmadığını ima ederek, “Uluslararası toplumun bu kuşatmaya sessiz kalmaması gerekir” dedi. Venezuela’nın BM Büyükelçisi de yaptığı açıklamada, “Küba, ABD’nin neo-sömürgeci politikalarının kurbanı olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’nin Küba ile diplomatik ilişkileri bulunmakla birlikte, ticaret hacmi sınırlıdır. Ancak bu gelişme, Türkiye’nin ABD ile yaşadığı zaman zaman gerilimli ilişkiler bağlamında örnek teşkil edebilir. Ankara, yaptırımların tek taraflı ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu sıkça dile getiriyor. Küba’nın enerji kuşatmasına karşı BM nezdinde başlattığı girişim, Türkiye’nin de benzer durumlarda izleyebileceği bir diplomatik yol haritasına işaret ediyor. Öte yandan, Türkiye’nin Latin Amerika’yla ticari ve kültürel bağlarını güçlendirme çabaları, Küba’nın bu çağrısına destek verilmesiyle uyumlu olabilir.