İsrail ordusu, Ekim 2025'ten bu yana yürürlükte olan ateşkese rağmen Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını sürdürüyor. Son olarak düzenlenen hava ve kara saldırılarında 7 Filistinlinin hayatını kaybettiği, çok sayıda kişinin yaralandığı bildirildi. Filistin sağlık kaynakları, saldırılarda aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu sivil kayıplar olduğunu doğruladı. İsrail ordusu ise saldırıların "Hamas militanlarına yönelik" olduğunu iddia ediyor. Ancak ateşkesin imzalanmasından bu yana geçen sürede, taraflar arasında kalıcı barışa yönelik somut adımlar atılamadığı gibi, çatışmaların yeniden alevlenme riski de giderek artıyor.
Ateşkes Süreci ve İhlaller
Ekim 2025'te varılan ateşkes anlaşması, iki taraf arasında uzun süren müzakerelerin ardından imzalanmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarını durdurması, Filistinli grupların ise roket atışlarını sonlandırması öngörülüyordu. Ancak anlaşmanın imzalanmasından kısa süre sonra karşılıklı ihlaller başladı. İsrail, "güvenlik gerekçeleri" ile Gazze'nin kuzeyinde belirli bölgeleri askeri yasak bölge ilan ederken, sivil halkın hareketini kısıtlayan önlemler aldı. Filistinli gruplar da İsrail'in ablukayı hafifletmediğini, ulaşım ve ticaret kısıtlamalarının sürdüğünü belirterek ateşkesin tam olarak uygulanmadığını savunuyor.
BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, ateşkes ihlallerinin iki tarafça da sürdüğünü belgeliyor. Son saldırıların, İsrail'in ihlal listesine eklenen yeni bir olay olarak kayıtlara geçti. Özellikle sivil kayıpların yaşandığı saldırılar, uluslararası toplumda tepki çekiyor. Mısır ve Katar arabuluculuğunda sürdürülen müzakerelere rağmen tarafların pozisyonlarında esneme olmaması, yeni bir çatışma dalgasının habercisi olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve Küresel Etkiler
Gazze'deki son gelişmeler, sadece Filistin-İsrail çatışması değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkiliyor. Ateşkesin çökmesi, bölgede İran ve Hizbullah gibi aktörlerin müdahil olma riskini artırabilir. Ayrıca ABD ve Avrupa Birliği'nin arabuluculuk çabaları da başarısızlıkla sonuçlanabilir. BM Güvenlik Konseyi'nde konuyla ilgili yeni bir karar taslağı hazırlanırken, üye ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları dikkat çekiyor. Rusya ve Çin, İsrail'e karşı daha sert yaptırımlar önerirken, ABD geleneksel olarak İsrail'in yanında yer alıyor.
Özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve bölgesel güvenlik mimarisi açısından Gazze'deki istikrarsızlık, kritik bir dönüm noktası. Türkiye, Mısır ve İsrail arasındaki normalleşme süreci de saldırılarla sekteye uğrayabilir. Ateşkesin tam anlamıyla uygulanamaması, sivil halkın yaşam koşullarını daha da kötüleştirirken, yeni bir göç dalgasına yol açmasından endişe ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki ateşkes sürecini yakından izliyor ve kalıcı barış için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Son saldırılar, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve Mısır-İsrail-Türkiye üçgeninde devam eden normalleşme süreci, yeni çatışmalarla sekteye uğrayabilir. Sivil kayıplar, Türk kamuoyunda infial yaratırken, hükümet üzerinde İsrail'e karşı daha sert adımlar atılması yönünde baskı oluşturabilir. Bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin milli güvenlik çıkarları ve ekonomik hedefleri açısından kritik önem taşıyor. Bu nedenle Türkiye'nin, BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde ateşkes ihlallerine karşı daha aktif bir rol üstlenmesi bekleniyor.