Fransa'nın aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen, 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olacağını resmen açıkladı. Bu karar, Le Pen'in bir yıl boyunca elektronik kelepçe takmasına hükmeden mahkeme kararının hemen ardından geldi. Fransız siyasetinde deprem etkisi yaratan gelişme, Le Pen'in hukuki süreçlere rağmen siyasi hedeflerinden vazgeçmediğini gösteriyor. Mahkeme, Le Pen'in aday olmasını engellemese de, bir yıl süreyle elektronik kelepçe takmasına ve belirli hukuki yükümlülüklere uymasına karar verdi.
Yargı süreci ve siyasi kariyer
Le Pen, 2017 yılında Avrupa Parlamentosu'nda hayali işçi çalıştırarak kamu fonlarını kötüye kullanmakla suçlanmıştı. Fransız mahkemesi, bu suçlamalar nedeniyle Le Pen'in bir yıl süreyle elektronik kelepçe takmasına ve 300 bin euro para cezası ödemesine hükmetti. Ancak mahkeme, Le Pen'in cumhurbaşkanlığına aday olmasını engellemedi. Bu karar, Le Pen'in hukuki sürecin siyasi kariyerine zarar vermeyeceği yönünde yorumlandı. Le Pen, kararı 'siyasi bir komplo' olarak nitelendirerek, 'Beni durdurmak isteyenler, bu kararla başarısız oldular' dedi.
Le Pen'in adaylık açıklaması, RN içinde de tartışmalara yol açtı. Parti içi bazı isimler, Le Pen'in hukuki sürecin partinin imajına zarar verebileceğini düşünüyor. Ancak Le Pen, partisinin desteğini arkasına almayı başardı. Anketler, Le Pen'in cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ikinci tura kalma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. 2022 seçimlerinde Emmanuel Macron'a karşı yüzde 41 oy alan Le Pen, bu kez daha iddialı.
Avrupa siyasetinde yankılar
Le Pen'in adaylığı, sadece Fransa'da değil, Avrupa genelinde de yankı uyandırdı. Aşırı sağcı partilerin yükselişte olduğu bir dönemde, Le Pen'in Fransa'nın en güçlü siyasi figürlerinden biri haline gelmesi, Avrupa Birliği'nin geleceği açısından kritik. Le Pen, daha önce Fransa'nın AB'den ayrılması (Frexit) fikrini savunsa da, son yıllarda bu söylemini yumuşatmıştı. Ancak yine de AB karşıtı ve milliyetçi politikalarıyla biliniyor. Analistler, Le Pen'in olası bir zaferinin AB'nin bütünlüğünü tehdit edebileceğini belirtiyor.
Almanya ve İtalya'daki aşırı sağcı partiler, Le Pen'in adaylığını memnuniyetle karşıladı. Özellikle İtalya'nın aşırı sağcı lideri Giorgia Meloni, Le Pen'e destek mesajı gönderdi. Ancak AB kurumları, Le Pen'in yargı sürecine dikkat çekerek, hukukun üstünlüğünün önemini vurguladı. Fransa'da ise sol ve merkez partiler, Le Pen'in adaylığını 'tehlikeli' olarak nitelendirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Le Pen'in cumhurbaşkanlığına aday olması, Türkiye-AB ilişkileri açısından da önem taşıyor. Le Pen, geçmişte Türkiye'nin AB üyeliğine sert bir şekilde karşı çıkmış ve sığınmacı karşıtı söylemleriyle biliniyor. Le Pen'in iktidara gelmesi halinde, Türkiye ile AB arasındaki mülteci anlaşmasının yeniden müzakere edilmesi gündeme gelebilir. Ayrıca Le Pen, NATO'dan çıkma fikrini dillendirmiş olsa da, bu konuda net bir politika belirlemiş değil. Türkiye, Fransa ile Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Libya gibi konularda yaşadığı anlaşmazlıkları göz önünde bulundurarak, Le Pen'in olası zaferine karşı hazırlıklı olmalı. Ancak Le Pen'in Rusya'ya yakın duruşu, Ukrayna savaşı sonrası Türkiye'nin denge politikası açısından da riskler barındırıyor.