Kremlin, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Rusya, Ukrayna ve ABD arasındaki barış görüşmelerinin yeniden başlamasının göz ardı edilemeyeceğini, ancak bu tür görüşmelerin ne zaman ve nerede yapılabileceğini söylemek için henüz erken olduğunu belirtti. Moskova'nın bu açıklaması, savaşın seyri ve diplomatik kanalların canlandırılmasına yönelik uluslararası çağrıların arttığı bir dönemde geldi.
Görüşmelere ilişkin belirsizlik sürüyor
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, gazetecilere yaptığı açıklamada, üçlü bir zirve ihtimalinin dışlanmadığını ancak somut bir takvim veya mekân üzerinde anlaşmaya varılmadığını ifade etti. Peskov, "Hiçbir seçenek dışlanamaz, ancak şu anda zamanlama ve yer konusunda herhangi bir anlaşma yok" dedi. Bu ifade, Rusya'nın pozisyonunda bir yumuşama sinyali olarak yorumlansa da, Kremlin'in daha önceki sert söylemini tamamen terk ettiği anlamına gelmiyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçtiğimiz haftalarda yaptığı açıklamalarda, Ukrayna ile müzakere kapısını kapatmadığını ancak görüşmelerin "mevcut gerçeklikler" temelinde yapılması gerektiğini savunmuştu. Bu ifade, Rusya'nın ilhak ettiği bölgelerin statüsünün tartışmaya açılmayacağı anlamına geliyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise, toprak bütünlüğünden taviz verilmeyeceğini ve Rusya'nın işgal altındaki tüm topraklardan çekilmesi gerektiğini defalarca dile getirdi.
ABD yönetimi ise, Ukrayna'nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeye devam ederken, diplomasiye de açık kapı bırakıyor. Beyaz Saray yetkilileri, olası bir müzakere sürecinin Ukrayna'nın katılımı ve onayı olmadan ilerleyemeyeceğini vurguluyor. Ancak Washington'ın Kiev'e verdiği askeri ve mali desteğin sürmesi, Moskova'nın güvenini kazanmak için yeterli değil.
Bölgesel ve küresel boyut
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin üzerinden iki yıldan fazla zaman geçti. Savaş, Avrupa'nın güvenlik mimarisini derinden sarstı; NATO genişledi, Finlandiya ve İsveç ittifaka katıldı. Enerji fiyatları dalgalandı, küresel gıda güvenliği tehdit altına girdi. Çatışmanın uzaması, hem Batı'nın hem de Rusya'nın kaynaklarını tüketti. Bu nedenle, Kremlin'in "barış görüşmeleri" mesajı, savaşın yorgunluğunun bir yansıması olarak da okunabilir.
Öte yandan, Çin, Türkiye, Brezilya gibi aktörler arabuluculuk için çaba harcıyor. Türkiye, daha önce İstanbul süreciyle tarafları bir araya getirmiş, tahıl koridoru anlaşmasına öncülük etmişti. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve farklı öncelikler, kalıcı bir ateşkese ulaşılmasını engelliyor. Kremlin'in son açıklaması, yeni bir müzakere turunun habercisi olmaktan çok, olasılıkların konuşulduğu bir döneme işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında denge politikası izleyerek her iki tarafla da diyalog kanallarını açık tuttu. Olası barış görüşmelerinin yeniden başlaması, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendirebilir. Ankara, İstanbul'un ev sahipliği yaptığı müzakereler ve tahıl anlaşmasıyla diplomatik kapasitesini kanıtladı. Yeni bir süreçte Türkiye, enerji koridoru ve güvenli liman olma özelliğiyle stratejik önemini artırabilir. Ancak Batı ile Rusya arasındaki gerilimin derinliği, Türkiye'nin manevra alanını sınırlayabilir. Yine de istikrarlı bir barış, Karadeniz'de güvenlik ve ticaret için kritik olacaktır.