KPMG Başekonomisti Diane Swonk, Federal Rezerv'in (Fed) faiz artırım beklentilerine ilişkin yaptığı analizde, işgücü piyasasındaki olumlu gelişmeler ve hizmet sektörü enflasyonundaki kalıcılığın Fed yetkilileri arasında şahin bir havayı körüklediğini vurguladı. Tahvil piyasası fiyatlamaları, yıl sonuna kadar 25 baz puanlık bir faiz artışı beklentisini yansıtıyor. Swonk, ABD ekonomisinin yavaşlama sinyallerine rağmen enflasyonla mücadelede daha fazla sıkılaştırma gerektiğini ifade etti.
Gelişmenin Arka Planı
Fed, Mart 2022'den bu yana faiz oranlarını toplam 525 baz puan artırarak 23 yılın en yüksek seviyesine çıkardı. Ancak son aylarda enflasyondaki düşüş hız kaybetti. Özellikle hizmet sektörü fiyatları, işgücü maliyetlerindeki artış ve konut kiralarındaki yükseliş nedeniyle yapışkan bir seyir izliyor. Swonk, işgücü piyasasının hala güçlü olduğunu, tarım dışı istihdamın beklentileri aştığını ve işsizlik oranının tarihsel düşük seviyelerde kaldığını belirtti. Bu durum, Fed'in faiz indirimine gitmekte acele etmemesi gerektiği yönünde yorumlanıyor.
Swonk ayrıca, jeopolitik risklerin ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine dikkat çekti. Orta Doğu'daki gerginlikler ve petrol fiyatlarındaki olası artış, merkez bankasının kararlarını etkileyebilir. Fed Başkanı Jerome Powell, son konuşmalarında enflasyonun kalıcı olarak düştüğüne ikna olana kadar faizleri yüksek tutma sinyali vermişti. Wall Street'te ise faiz indirimi beklentileri 2025'in ilk çeyreğine ötelenmiş durumda.
Küresel Boyut
Fed'in faiz politikası, gelişmekte olan piyasalardan Avrupa'ya kadar küresel finansal koşulları doğrudan etkiliyor. Yüksek ABD faizleri, doları güçlendirerek gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına neden oluyor ve kendi para birimleri üzerinde baskı yaratıyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve diğer merkez bankaları, Fed'den bağımsız hareket etse de, küresel sıkılaşma döngüsü büyümeyi yavaşlatma riski taşıyor. Özellikle borç yükü yüksek ülkeler, artan faiz ödemeleriyle karşı karşıya kalıyor. Swonk, bu durumun küresel ticaret hacmini daralttığını ve resesyon endişelerini artırdığını ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Fed'in şahin duruşu, Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomiler için doların değerlenmesi ve sermaye çıkışı anlamına geliyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın faizleri yükseltmesine rağmen, döviz kuru üzerindeki baskı devam ediyor. ABD faizlerinin yüksek kalması, Türkiye'nin dış finansman maliyetini artırarak cari açığı finanse etmeyi zorlaştırabilir. Ayrıca, küresel ticaretteki yavaşlama Türk ihracatçıları olumsuz etkileyebilir. Ancak, Türkiye'nin Rusya ve Orta Doğu ile artan ticareti bir miktar dengeleyici unsur olarak görülüyor. Kısa vadede, TL'nin istikrarı ve enflasyonla mücadele için Merkez Bankası'nın Fed'in adımlarını yakından izlemesi kritik önem taşıyor.