ABD ordusu, İran’ın Hürmüz Boğazı yönünde insansız hava araçları (İHA) fırlatmasına misilleme olarak İran’ın kıyı kesimlerinde konuşlu radar sistemlerini vurdu. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’ndan (CENTCOM) yapılan açıklamaya göre, saldırı 6 Haziran Cumartesi günü gerçekleştirildi ve İran’ın deniz trafiğini izlemek için kullandığı kıyı radar tesisleri hedef alındı. Yetkililer, operasyonun meşru müdafaa kapsamında yapıldığını ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kontrol etme çabalarını engellemeyi amaçladığını belirtti.
Gelişmenin arka planı
Olay, İran’ın bölgedeki askeri varlığını artırdığı ve ABD’nin Körfez’deki müttefiklerine yönelik tehditlerin yükseldiği bir döneme denk geldi. İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı deniz kuvvetleri, daha önce Hürmüz Boğazı’nda seyreden ticari gemilere el koymuş ve bölgedeki petrol tankerlerini taciz etmişti. ABD, bu eylemlerin uluslararası denizcilik düzenini bozduğunu ve küresel enerji arzını tehdit ettiğini savunuyor. İran ise, ABD’nin bölgedeki varlığını işgal olarak nitelendiriyor ve kendi güvenlik çıkarlarını koruma hakkını saklı tutuyor.
Diplomatik cephede ise, iki ülke arasındaki doğrudan müzakereler uzun süredir kesintiye uğramış durumda. Son olarak Katar’ın başkenti Doha’da gerçekleşen dolaylı görüşmelerden somut bir sonuç çıkmamıştı. ABD Başkanı, İran’la kapsamlı bir nükleer anlaşma yapma niyetinde olduğunu ancak Tahran’ın bölgesel faaliyetlerine müsamaha göstermeyeceğini defalarca vurguladı. İran ise, nükleer programının barışçıl olduğunda ısrar ediyor ve yaptırımların kaldırılması olmadan herhangi bir anlaşmayı kabul etmeyeceğini beyan ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sine ev sahipliği yapıyor ve stratejik önemi nedeniyle herhangi bir çatışma, küresel enerji piyasalarını anında etkiliyor. Bu son çatışma, petrol fiyatlarının birkaç saat içinde yükselmesine yol açtı; Brent petrol varil fiyatı 85 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, tansiyonun daha da yükselmesi halinde Körfez ülkelerinin ve uluslararası toplumun ciddi bir enerji kriziyle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulunuyor.
Bölge ülkeleri, olayı endişeyle karşıladı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, ABD’nin eylemine destek verirken, Katar ve Umut’tan ise itidal çağrıları geldi. Çin ve Rusya, tarafları sükunete davet ederek, diyaloğun önemini vurguladı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil bir oturum düzenlemesi bekleniyor. Bu arada, İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi, ABD’nin saldırısını kınayarak, “uluslararası hukukun açık bir ihlali” olarak nitelendirdi ve misilleme hakkını saklı tuttu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithal eden bir ülke olarak, Hürmüz Boğazı’ndaki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Olası bir petrol fiyatı şoku, Türkiye’nin cari açığını artırabilir ve enflasyonist baskıları körükleyebilir. Ayrıca Ankara, İran ile sınır komşusu olmanın getirdiği güvenlik risklerini de hesaba katmak zorunda. Türk yetkililer, arabuluculuk rolü üstlenebileceklerini sinyali verse de, iki ülke arasındaki güven eksikliği nedeniyle bu çaba şimdilik mesafe kat edemedi. Bölgedeki dengelerin bozulması, Türkiye’nin Kafkasya ve Orta Doğu’daki diplomatik manevra alanını da daraltabilir.