Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı, İran'a ait insansız hava araçlarının (İHA) düşürüldüğünü ve İran radar tesislerine yönelik saldırılar düzenlendiğini duyurdu. Olay, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına misilleme olarak İran'ın İsrail'e yüzlerce füze ve İHA fırlatmasının ardından gerçekleşti. Bu gelişmeler yaşanırken Birleşmiş Milletler (BM), Lübnan'da 1,4 milyon kişinin acil insani yardıma ihtiyaç duyduğunu rapor etti. Çatışmaların bölgesel bir savaşa dönüşme riski artarken, uluslararası toplum taraflara itidal çağrısında bulunuyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail, son haftalarda Lübnan sınırında Hizbullah hedeflerine yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı. Bu operasyonlar, İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyine kara birlikleri göndermesine ve hava saldırıları düzenlemesine yol açtı. Saldırılarda Hizbullah'ın üst düzey komutanlarından Hassan Nasrallah'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hayatını kaybetti. İran ise bu saldırılara karşılık olarak 1 Ekim 2024 gecesi İsrail'e yönelik geniş çaplı bir füze ve İHA saldırısı başlattı. İsrail hava savunma sistemleri saldırıların büyük bölümünü engellerken, ABD de İsrail'i desteklemek amacıyla bölgeye ek askeri güç sevk etti.
ABD'li yetkililer, İran İHA'larının düşürülmesi ve radar tesislerine yönelik saldırıların, İran'ın saldırı kabiliyetini zayıflatmak için atılmış adımlar olduğunu belirtti. Pentagon sözcüsü, operasyonların savunma amaçlı olduğunu ve daha geniş bir çatışmayı önlemeyi hedeflediğini ifade etti. Ancak bu açıklamalar, bölgedeki tansiyonun daha da yükselmesine neden oldu.
Bölgesel ve küresel boyut
Lübnan'da BM raporuna göre 1,4 milyon kişi, İsrail saldırıları nedeniyle temel ihtiyaç maddelerine erişimde güçlük çekiyor. BM Acil Durum Koordinatörü, ülkede insani krizin derinleştiğini ve uluslararası yardımın yetersiz kaldığını vurguladı. Bu durum, İsrail-İran eksenindeki çatışmanın sivil halk üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Çatışmaların yayılması halinde, tüm Ortadoğu'nun istikrarı tehdit altına girecek. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, savaşın ekonomik sonuçlarından endişe duyuyor. Petrol fiyatları, krizin derinleşmesiyle birlikte yükselişe geçti. ABD, Çin ve Avrupa Birliği taraflara sükunet çağrısında bulunurken, Rusya ve Türkiye gibi bölgesel aktörler arabuluculuk girişimlerini hızlandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran hem de İsrail ile diplomatik ilişkilerini sürdüren ender ülkelerden biri. Bu çatışma, Türkiye'nin bölgesel istikrar arayışını doğrudan etkiliyor. Türkiye, enerji koridorları ve ticaret yollarının güvenliği açısından risk altında. Ayrıca, Libya ve Kafkaslar'daki etkinliği için denge politikası yürüten Türkiye, yeni bir savaşın tarafı olmak istemiyor. Ancak Suriye ve Irak'ta PKK/PYD ile mücadelede İran ve İsrail'in rolü göz önüne alındığında, Ankara'nın dikkatli bir şekilde hareket etmesi bekleniyor.