Priştine, 13 Eylül - Kosova parlamentosu, Haziran seçimlerinde partisinin birinci çıkmasının ardından Pazar günü Albin Kurti'yi yeniden başbakan olarak seçti. Ancak cumhurbaşkanı seçiminin yapılamaması, ülkeyi yeni bir erken seçime sürükleyebilir. Kosova'nın siyasi istikrarı, Sırbistan ile yürütülen normalleşme müzakereleri ve Avrupa-Atlantik entegrasyonu açısından kritik bir dönemeçte.
Yeniden seçim ve siyasi krizin arka planı
Kosova Meclisi'nde yapılan oylamada Albin Kurti, 120 sandalyeli parlamentoda yeterli desteği alarak hükümeti kurma görevini yeniden üstlendi. Kurti'nin Vetëvendosje (Kendi Kaderini Tayin) partisi, 14 Şubat'ta yapılan genel seçimlerden birinci parti olarak çıkmıştı. Ancak hükümetin kurulması ve cumhurbaşkanının seçilmesi süreci, siyasi partiler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle tıkandı.
Kosova anayasasına göre cumhurbaşkanı, parlamento tarafından üçte iki çoğunlukla seçiliyor. Meclis'te 80 milletvekilinin desteğini alamayan adaylar için süreç tıkanıyor ve üçüncü turda salt çoğunluk aranıyor. Cumhurbaşkanı seçilemezse, meclis feshediliyor ve erken seçime gidiliyor. Bu durum, Kosova'nın son 20 yılda sekizinci kez erken seçime gitmesi anlamına geliyor.
Kurti'nin yeniden başbakan seçilmesi, siyasi krizi geçici olarak hafifletse de cumhurbaşkanlığı seçimi belirsizliğini koruyor. Mevcut Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani'nin görev süresi 2026'da doluyor. Ancak muhalefet partileri, cumhurbaşkanlığı için kendi adaylarını çıkarmakta kararlı. Bu durum, Kurti hükümetinin önümüzdeki aylarda cumhurbaşkanı seçimi için muhalefetle uzlaşması gerektiğini gösteriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kosova'daki siyasi istikrarsızlık, Balkanlar'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da geriyor. Sırbistan ile Kosova arasındaki normalleşme müzakereleri, AB arabuluculuğunda yürütülüyor. Ancak Kosova'daki hükümet krizi, müzakere sürecini yavaşlatabilir. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, Kosova'nın bağımsızlığını tanımayı reddediyor ve Belgrad, Priştine'ye yönelik baskıyı artırabilir.
AB ve ABD, Kosova'nın istikrarını, Batı Balkanlar'ın Avrupa-Atlantik entegrasyonu için hayati görüyor. Kosova, 2008'de bağımsızlığını ilan etmesine rağmen, beş AB üyesi tarafından hâlâ tanınmıyor. Ülkenin NATO üyeliği ve AB adaylığı süreci, siyasi istikrara bağlı. Ayrıca Kosova, Rusya'nın Balkanlar'daki etkisine karşı Batı'nın önemli bir müttefiki konumunda. Son dönemde Sırbistan'ın Rusya ile yakınlaşması, Batı'nın Priştine'ye olan ilgisini artırıyor.
Kosova'nın kuzeyinde yaşayan Sırp toplumu, Priştine yönetimine karşı zaman zaman protestolar düzenliyor. 2023'teki silahlı çatışma ve gerilim, uluslararası toplumun müdahalesiyle yatıştırılmıştı. Ancak siyasi krizin derinleşmesi, kuzeyde yeni bir tırmanma riskini beraberinde getiriyor. AB, Kosova ve Sırbistan'ı diyalog sürecine dönmeye çağırıyor.
Öte yandan, Kosova ekonomisi de siyasi belirsizlikten olumsuz etkileniyor. Yüksek işsizlik ve düşük yatırım, ülkenin en büyük sorunları arasında. Hükümetin kurulamaması, ekonomik reformların gecikmesine yol açıyor. Kosova, kişi başına düşen gelirde Avrupa'nın en yoksul ülkelerinden biri. Genç nüfusun yurtdışına göçü, ülkenin geleceği için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kosova'daki siyasi gelişmeler, Türkiye'nin Balkanlar'daki dengeleri açısından yakından takip ediliyor. Türkiye, Kosova'nın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri ve Priştine ile güçlü tarihi, kültürel ve ekonomik bağlara sahip. Türk yatırımları Kosova'da önemli bir yer tutuyor; özellikle inşaat, enerji ve bankacılık sektörlerinde Türk şirketleri faaliyet gösteriyor. Siyasi istikrarsızlık, bu yatırımları riske atabilir. Ayrıca Türkiye, Kosova ile Sırbistan arasındaki diyalogda arabuluculuk rolü üstlenmeye istekli. Ankara, Batı Balkanlar'da istikrarın korunmasını, kendi güvenliği ve ekonomik çıkarları için hayati görüyor. Kosova'daki kriz, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu ve AB ile işbirliğini test edebilir.