Kosova, 9 Şubat 2025 Pazar günü 16 ay içinde üçüncü kez sandık başına gidiyor. Ülkenin siyasi sahnesinde eski müttefikler Başbakan Albin Kurti ile eski Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani arasındaki açık çekişme, Sırbistan ile normalleşme diyaloğundaki tıkanıklık ve Avrupa Birliği üyelik sürecindeki yapısal engeller seçimin ana belirleyicileri olarak öne çıkıyor. Son anketler Kurti'nin Vetëvendosje Hareketi'nin oylarını koruduğunu ancak koalisyon hükümeti kurmak için gereken çoğunluğun altında kaldığını gösteriyor. Bu durum, ülkede siyasi istikrarsızlığın devam edebileceğine işaret ediyor.
Siyasette Derin Kriz: Kurti vs Osmani
Albin Kurti ve Vjosa Osmani, 2021 yılında birlikte seçim kazanarak ülkeyi yönetmeye başlamıştı. Ancak kısa süre içinde aralarındaki ittifak bozuldu. Osmani, Kurti'yi otoriter eğilimlerle ve hukukun üstünlüğünü zayıflatmakla suçlarken, Kurti de Osmani'yi başkanlık yetkilerini aşmakla ve Sırbistan ile müzakerelerde çok yumuşak davranmakla eleştiriyor. Bu kişisel çekişme, Kosova'nın zaten kırılgan olan siyasi sistemini daha da zorluyor.
Son 16 ayda yapılan iki erken seçim, hiçbir partinin tek başına iktidar olmasına yetecek oyu alamaması nedeniyle sonuçsuz kalmıştı. Bu kez de benzer bir tablonun ortaya çıkması halinde, ülke aylarca sürebilecek koalisyon görüşmelerine sahne olabilir. Ekonomik darboğaz, yüksek işsizlik ve yolsuzluk algısı seçmenin en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Kurti'nin popülist söylemleri, özellikle genç seçmenler ve kentli orta sınıf arasında hâlâ karşılık buluyor. Ancak muhalefet partileri, Kosova Demokratik Partisi (PDK) ve Kosova Demokratik Birliği (LDK), seçmeni mevcut hükümetin başarısızlıklarına odaklanmaya çağırıyor. Eski Cumhurbaşkanı Hashim Thaçi'nin yargılandığı savaş suçları davası da siyasi atmosferi etkilemeye devam ediyor.
Sırbistan Diyaloğu ve AB Entegrasyonu Çıkmazı
Kosova'nın en kritik dış politika meselesi, Sırbistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi. AB'nin arabuluculuğunda yürütülen diyalog süreci, 2023'te Ohri'de varılan anlaşmaya rağmen fiilen durmuş durumda. Kurti, Sırbistan'ı anlaşmayı uygulamamakla suçlarken, Belgrad da Priştine'nin Sırp çoğunluklu belediyelere özerklik vermediğini iddia ediyor. Brüksel'in baskıları sonuç vermezken, ABD'nin bölgeye yönelik ilgisi de azalmış görünüyor.
Kosova'nın AB üyelik başvurusu, beş üye ülkenin (İspanya, Yunanistan, Slovakya, Romanya ve Kıbrıs) bağımsızlığı tanımaması nedeniyle bloke durumda. Bu siyasi engel aşılamazken, ülkenin hukuk sisteminde reform yapması, yolsuzlukla mücadele etmesi ve medya özgürlüğünü güçlendirmesi gerekiyor. Seçim sonrası dönemde bu reformların hızlanması beklenmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kosova'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin Balkanlar politikası açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişmedir. Türkiye, Kosova'nın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden biri olmuş ve Priştine ile askeri, ekonomik ve kültürel alanlarda güçlü bağlar kurmuştur. Seçim sonrası oluşacak hükümetin yapısı, Türkiye'nin Kosova'daki yatırımlarını ve bölgesel işbirliği projelerini doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, Sırbistan-Kosova diyalogundaki tıkanma, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü üstlenmesi için bir fırsat penceresi açabilir. Ancak, Kurti-Osmani arasındaki çekişmenin derinleşmesi, Türkiye'nin her iki aktörle de dengeli ilişki kurmasını zorlaştırabilir. Türkiye, Kosova'nın AB ve NATO entegrasyonunu desteklemeye devam ederken, Sırbistan ile ekonomi ve enerji alanındaki işbirliğini de sürdürmektedir.