İngiltere'de koruyucu aile yanından ayrılan gençlerin ölüm oranının genel nüfusa göre yaklaşık dört kat daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Yeni bir inceleme, bu gençlerin yalnızca yüzde 1'inin 25 yaşına kadar öldüğünü, ancak bu oranın genel nüfustaki akranlarına kıyasla endişe verici düzeyde yüksek olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, bu durumu 'ulusal bir trajedi' olarak nitelendiriyor ve acil önlem alınması çağrısında bulunuyor.
Bakım Sonrası Desteğin Yetersizliği
İnceleme, koruyucu aile yanından ayrılan gençlerin karşılaştığı zorlukları ve ölüm oranlarındaki bu çarpıcı farkı gözler önüne seriyor. Araştırmaya göre, bu gençler arasında ölümlerin büyük kısmı kazalar, intihar ve madde kullanımına bağlı olarak gerçekleşiyor. Uzmanlar, bakım sonrası desteğin yetersizliğini, gençlerin bağımsız yaşama geçiş sürecinde yalnız bırakılmalarını ve sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunları trajedinin başlıca nedenleri olarak sıralıyor.
Kraliyet Pediatri ve Çocuk Sağlığı Koleji (RCPCH) ve diğer sağlık kuruluşları, hükümete koruyucu aile yanından ayrılan gençlere yönelik bakım planlarının gözden geçirilmesi ve bu gençlerin 25 yaşına kadar desteklenmesi çağrısında bulunuyor. Özellikle ruh sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması ve madde bağımlılığıyla mücadele programlarının güçlendirilmesi öneriliyor.
Sosyal Eşitsizlik ve Uzun Vadeli Etkiler
Bu durum, yalnızca bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda derin bir sosyal eşitsizlik sorunu olarak da değerlendiriliyor. Koruyucu aile yanında büyüyen çocukların, istikrarlı bir aile ortamında büyüyen akranlarına kıyasla eğitim, istihdam ve barınma gibi alanlarda daha fazla zorluk yaşadığı biliniyor. Bu gençlerin erken ölüm riski, toplumun en savunmasız kesimlerine yönelik korumaların ne denli yetersiz olduğunu gözler önüne seriyor.
İngiltere'de her yıl yaklaşık 10 bin genç, koruyucu aile sisteminden ayrılıyor. Bu gençlerin önemli bir kısmı, 18 yaşına geldiklerinde kendi başlarına yaşamak zorunda kalıyor ve bu süreçte birçok riskle karşı karşıya kalıyor. Araştırmalar, bu gençlerin evsiz kalma olasılığının da genel nüfusa göre çok daha yüksek olduğunu gösteriyor.
Bu tablo, yalnızca İngiltere'ye özgü değil; benzer sosyal bakım sistemlerine sahip diğer ülkelerde de benzer sorunlar yaşanıyor. Uzmanlar, uluslararası düzeyde koruyucu aile sistemlerinin iyileştirilmesi ve bu gençlerin topluma sağlıklı bir şekilde entegre olmaları için daha kapsamlı politikalar geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de çocuk koruma sistemi kapsamında yetiştirilen gençlerin reşit olduktan sonra yaşadıkları zorluklar benzerlik göstermektedir. Bu haber, Türkiye'deki sosyal hizmetler politikalarının gözden geçirilmesi ve koruyucu aile uygulamalarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Özellikle 18 yaş sonrası destek mekanizmalarının yetersizliği, gençlerin eğitim ve istihdam olanaklarından yararlanmasını engellemekte, bu da sosyal eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Türkiye'nin bu konudaki uygulamalarının uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi, gençlerin sağlıklı birer birey olarak topluma kazandırılması açısından kritik önem taşımaktadır.