Körfez ülkelerinin sessizce kabullendiği ancak yüksek sesle dile getirmekten kaçındığı bir gerçek var: Bir Amerikan askeri üssüne ev sahipliği yapmak yalnızca koruma satın almıyor; aynı zamanda coğrafyayı da kiraya veriyor. Limanlar, havaalanları ve küçük ülkeler, seçmedikleri ve kontrol etmekte zorlandıkları bir savaşta olası adresler haline geliyor. Bu durum, İran ile ABD arasındaki gerilimin tırmandığı son dönemde daha da görünür hale geldi.
Üslerin Stratejik Bedeli
Katar'daki El-Udeid Hava Üssü, Bahreyn'deki Beşinci Filo karargahı, Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki El-Dhafra Hava Üssü ve Kuveyt'teki Arifjan Kampı... Bunlar, ABD'nin Körfez'deki en büyük askeri varlıklarından sadece birkaçı. Her biri, bölgedeki Amerikan gücünün sembolü olduğu kadar, olası bir çatışmada ilk hedefler arasında yer alıyor.
Uzmanlara göre, bu üslerin varlığı ev sahibi ülkelere kısa vadede güvenlik garantisi sağlasa da, uzun vadede stratejik bir bağımlılık yaratıyor. Ülkeler, kendi çıkarlarıyla örtüşmeyen askeri operasyonlara dahil olma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Örneğin, 2019'da Suudi Arabistan'daki petrol tesislerine yönelik saldırılar, üs sahibi ülkelerin ne kadar kırılgan olduğunu göstermişti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin Körfez'deki askeri varlığı, sadece bölgesel değil, küresel bir güç dengesinin de parçası. Çin ve Rusya'nın bölgede artan etkinliği, ABD'yi müttefiklerini daha sıkı tutmaya itiyor. Ancak bu durum, Körfez ülkelerini büyük güç rekabetinin ortasında bırakıyor. İran'ın desteklediği grupların, özellikle Yemen'deki Husilerin, Suudi Arabistan ve BAE'yi hedef alan saldırıları, üslerin birer koz değil, hedef olduğunu ortaya koyuyor.
2023'teki İsrail-Hamas savaşı sonrası bölgede tırmanan gerilim, Amerikan üslerinin güvenliğini yeniden gündeme getirdi. ABD'nin, Irak ve Suriye'deki üslerine yönelik saldırılar, Körfez'deki üslerin de benzer bir riskle karşı karşıya olduğunu hatırlatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO üyesi olarak Körfez'deki üslerin işleyişine doğrudan dahil olmasa da, bölgedeki gelişmelerden etkileniyor. ABD'nin Körfez'deki askeri varlığı, Türkiye'nin Katar'daki askeri üssüyle bir rekabet değil, tamamlayıcı bir unsur olarak görülebilir. Ancak ABD-İran gerilimi, Türkiye'nin enerji güvenliği ve komşu ülkelerle ilişkileri açısından risk oluşturabilir. Küresel güç mücadelesinde Türkiye'nin denge politikası, Körfez'deki üslerin statüsünü yakından takip etmesini gerektiriyor.