Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran'ın bölgedeki son saldırılarını sert bir dille kınadı. Salı günü yayımlanan ortak açıklamada, İran'ın uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerinin bölgesel istikrarı tehdit ettiği vurgulandı. Açıklamada, saldırıların hedef aldığı bölgeler arasında Suudi Arabistan'ın güneyindeki sivil yerleşimlerin de bulunduğu belirtildi. KİK Genel Sekreteri Nayef el-Hacraf, yaptığı yazılı açıklamada, "Bu provokatif eylemler bölgedeki barış ve güvenliği ciddi şekilde tehlikeye atmaktadır. İran'ın saldırgan politikalarına karşı ortak bir duruş sergilemek zorundayız" ifadelerini kullandı. BAE Dışişleri Bakanlığı ise ayrı bir bildiri yayımlayarak, İran'ın eylemlerini "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve tarafları itidal çağrısında bulundu.
Gelişmenin Arka Planı
İran'ın son saldırıları, Yemen'deki Husilere verdiği destekle bağlantılı olarak değerlendiriliyor. İran destekli Husilerin Suudi Arabistan ve BAE'ye yönelik insansız hava aracı (İHA) ve füze saldırıları son aylarda yoğunlaştı. KİK ülkeleri, İran'ı bölgedeki vekil güçleri silahlandırmakla ve doğrudan saldırılar düzenlemekle suçluyor. Özellikle Suudi Arabistan'ın güneyindeki Abha ve Cizan havalimanlarına yönelik saldırılar, sivil havacılık güvenliğini tehdit eder boyuta ulaştı. KİK'in bu konudaki tutumu, Tahran'ın nükleer müzakerelerdeki baskıyı hafifletmek için bölgesel gerginlikleri artırdığı yönünde.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İran'ın saldırıları yalnızca KİK ülkelerini değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Basra Körfezi'ndeki gerginlik, petrol fiyatlarının yükselmesine neden olurken, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği sorgulanır hale geldi. ABD ve Avrupa Birliği, İran'ı bölgedeki istikrarı bozmakla suçlarken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin konuyu ele alması bekleniyor. İsrail ise İran'ın bölgesel faaliyetlerini yakından izliyor. Uzmanlar, İran'ın bu saldırılarıyla nükleer anlaşma müzakerelerinde elini güçlendirmeye çalıştığını, ancak bunun ters teperek yaptırımların artmasına yol açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin İran ve Körfez ülkeleriyle olan dengeli dış politikasını doğrudan etkilemektedir. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını Körfez ülkelerinden karşılarken, İran'la da ekonomik ve siyasi ilişkilerini sürdürmektedir. Bölgedeki gerginlik, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından risk oluşturabilir. Ayrıca, Suudi Arabistan ve BAE ile son yıllarda gelişen ilişkiler, bu krizde Türkiye'nin pozisyonunu hassas hale getirmektedir. Türkiye'nin bölgesel istikrarı destekleyen arabulucu rolü, bu tür gerginliklerde daha da önem kazanmaktadır. Ancak doğrudan bir müdahil olmayan Türkiye, ekonomik ve diplomatik kanalları kullanarak tansiyonu düşürmeyi hedefleyebilir.