Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri, Yemen'deki Husi grubunun Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları devam ederken, silahlı kuvvetleri arasında işbirliği ve koordinasyonu güçlendirmek amacıyla çarşamba günü Riyad'da olağanüstü bir toplantı düzenledi. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, KİK Silahlı Kuvvetleri Operasyonları Komutanları toplantısı olarak nitelendirilen görüşmede, ortak askeri hazırlık ve savunma işbirliği konuları ele alındı.
Toplantının arka planı ve bölgesel gerilim
Toplantı, Yemen'deki Husi isyancıların Suudi Arabistan'a yönelik balistik füze ve insansız hava aracı saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleşti. Husiler, son haftalarda Suudi Arabistan'ın güney bölgelerine ve kritik petrol tesislerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri ise Yemen'de Husi hedeflerine yönelik hava operasyonlarını sürdürüyor.
KİK'e üye altı ülke (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman) arasında askeri alanda daha etkin bir koordinasyon mekanizması oluşturulması hedefleniyor. Toplantıda ayrıca ortak tatbikatlar, istihbarat paylaşımı ve savunma sanayii işbirliği gibi konuların da gündeme geldiği bildirildi. KİK Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamada, toplantının bölgesel güvenlik ortamındaki gelişmeler ışığında önemli bir adım olduğu vurgulandı.
Uzmanlar, bu tür toplantıların Körfez ülkelerinin ortak savunma kapasitesini artırmayı amaçladığını, ancak üye ülkeler arasında zaman zaman görülen görüş ayrılıklarının işbirliğini sınırlayabileceğini belirtiyor. Özellikle 2017'de Katar'a uygulanan abluka sonrası yaşanan kriz, KİK içinde güven tesisini zorlaştırmıştı. Ancak son dönemde ilişkilerin normalleşme eğilimine girmesi, askeri işbirliğini de olumlu etkiliyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Körfez ülkelerinin askeri koordinasyonu, sadece Yemen kaynaklı tehditlerle sınırlı değil. Bölgede İran'ın artan etkisi, Irak ve Suriye'deki istikrarsızlık, Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliği gibi faktörler de Körfez ülkelerini ortak hareket etmeye itiyor. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını gözden geçirmesi ve özellikle Afganistan'dan çekilme sonrası ortaya çıkan güvenlik boşluğu, Körfez ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini güçlendirme arayışını hızlandırdı.
Toplantı, aynı zamanda Suudi Arabistan'ın bölgesel liderlik iddiasını pekiştirme çabası olarak da yorumlanabilir. Riyad, son dönemde hem Yemen savaşında hem de petrol politikasında daha aktif bir rol üstleniyor. KİK çatısı altında askeri işbirliğini derinleştirmek, Suudi Arabistan'a bölgesel güvenlik mimarisinde merkezi bir konum kazandırabilir.
Öte yandan, Körfez ülkelerinin savunma harcamaları son yıllarda önemli ölçüde arttı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI) verilerine göre, Suudi Arabistan dünyada en fazla savunma harcaması yapan ülkeler arasında ilk beşte yer alıyor. BAE, Katar ve Kuveyt de savunma bütçelerini büyütüyor. Bu harcamalar, ortak operasyonel kabiliyetlerin geliştirilmesi ihtiyacını da beraberinde getiriyor.
Toplantının somut çıktıları henüz açıklanmadı, ancak KİK'in ortak bir askeri doktrin geliştirme yönünde adımlar atması bekleniyor. Bölgesel güvenlik uzmanları, Körfez ülkelerinin kendi aralarında kurdukları bu tür koordinasyon mekanizmalarının, ileride ortak bir savunma paktına dönüşebileceğini öngörüyor. Ancak böyle bir yapının NATO benzeri bir örgütlenmeye evrilmesi kısa vadede zor görünüyor; zira üye ülkeler arasında askeri kapasite ve öncelikler açısından farklılıklar bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Körfez ülkelerinin askeri koordinasyonunu güçlendirme çabası, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengeleri açısından yakından takip ettiği bir gelişme. Türkiye, son yıllarda Körfez ülkeleriyle savunma sanayii ve askeri eğitim alanlarında işbirliğini derinleştiriyor. Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerin normalleşmesi, Türk savunma sanayii ürünlerine olan ilgiyi artırabilir. Öte yandan, Yemen krizi ve Husi saldırıları, Türkiye'nin bölgedeki istikrarsızlıktan kaçınma politikasını zorluyor. Körfez'deki askeri yapılanmanın İran ile denge unsuru olarak öne çıkması, Ankara'nın Tahran ile dengeli ilişkilerini sürdürmesini gerektiriyor. Türkiye, KİK ülkeleriyle savunma işbirliğini geliştirirken, bölgesel tansiyonun düşürülmesi için diplomatik kanalları açık tutmalı.