İsrail'in Lübnan'a yönelik savaşı, otizm ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi nöroçeşitliliği olan gençleri orantısız biçimde etkiliyor. Uzmanlar, rutinlerine ve özel desteğe ihtiyaç duyan bu bireylerin savaş koşullarında büyük zorluklarla karşılaştığını belirtiyor. Beyrut ve güney Lübnan'da artan çatışmalar, zaten kırılgan olan sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimi daha da zorlaştırdı.
Nöroçeşitli Bireyler İçin Savaşın Yıkıcı Etkisi
Otizm spektrum bozukluğu ve DEHB tanısı olan çocuklar ve gençler, genellikle günlük rutinlere, özel eğitim programlarına ve terapilere bağımlıdır. Savaş koşullarında bu düzenlemelerin kesintiye uğraması, kaygı, panik atak ve davranış sorunlarında artışa yol açıyor. Lübnan'da faaliyet gösteren ruh sağlığı uzmanları, bombalama sesleri ve yerinden edilme gibi travmatik deneyimlerin, bu bireylerin durumunu daha da ağırlaştırdığını vurguluyor. Aileler, çocuklarının ihtiyaç duyduğu özel bakımı sağlamakta güçlük çekiyor; birçok aile evlerini terk etmek zorunda kaldı ve geçici barınaklarda uygun koşullar bulunamıyor.
Lübnan'ın zaten çökmüş durumdaki sağlık sistemi, savaşla birlikte daha da felç oldu. Hastaneler, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı çekiyor; özel eğitim merkezleri kapandı veya hizmet veremez hale geldi. Bu durum, nöroçeşitli bireylerin aileleri için büyük bir yük oluşturuyor. Uluslararası yardım kuruluşları, acil insani yardım çağrısında bulunurken, özellikle nöroçeşitli bireylerin ihtiyaçlarına yönelik özel programların eksikliğine dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, sadece fiziksel altyapıyı değil, aynı zamanda toplumun en kırılgan kesimlerini de hedef alıyor. Savaşın nöroçeşitli bireyler üzerindeki etkisi, uluslararası toplumun gözünden kaçıyor. Oysa ki, çatışma bölgelerinde engelli bireylerin korunması, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi kapsamında bir yükümlülüktür. Uzmanlar, savaşın yarattığı travmanın uzun vadeli psikolojik sonuçları olacağını, bu bireylerin rehabilitasyonunun yıllar alacağını belirtiyor. Ayrıca, savaş nedeniyle eğitimlerine ara veren çocukların geleceği de tehlike altında.
Lübnan'daki kriz, Orta Doğu'da artan istikrarsızlığın bir parçası. İsrail-Hizbullah çatışmaları, bölgede geniş çaplı bir savaş riskini beraberinde getiriyor. Bu durum, sadece Lübnan'ı değil, komşu ülkeleri de etkiliyor. Nöroçeşitli bireyler gibi savunmasız gruplar, savaşın en ağır yükünü taşıyor. Uluslararası toplumun, çatışmalarda engelli bireylerin haklarını korumak için daha etkin adımlar atması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki insani krize kayıtsız kalmayarak bölgeye yardım gönderdi ve ateşkes çağrılarını destekledi. Ancak savaşın nöroçeşitli bireyler üzerindeki etkisi, Türkiye'nin insani diplomasisinde öncelikli bir başlık haline gelmedi. Türkiye, kendi sınırları içinde de otizmli ve DEHB'li bireylere yönelik hizmetlerde eksiklikler yaşıyor; bu durum, bölgesel insani yardım politikalarında daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, savaşın yarattığı göç dalgası, Türkiye'yi de etkileyebilir ve özel eğitim ihtiyaçları olan mülteci çocuklar için yeni yükler oluşturabilir. Türkiye'nin, bölgesel istikrarsızlığın uzun vadeli etkilerini göz önünde bulundurarak, engelli haklarına dayalı insani yardım stratejileri geliştirmesi faydalı olacaktır.