Körfez Arap ülkeleri, füzeler, insansız hava araçları ve deniz trafiğini hedef alan saldırılara karşı ortak bir savunma şemsiyesi oluşturmakta zorlanıyor. Mevcut Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) savunma mekanizması, üye ülkelerden ulusal izin almayı beklediği için tehditlere anında müdahale edemiyor. Uzmanlar, bu yapısal güvensizliğin bölgesel güvenliği zafiyete uğrattığı görüşünde.
KİK’in savunma mimarisindeki kronik sorun
KİK, 1981 yılında kurulduğu günden bu yana ortak bir savunma politikası oluşturmak için çaba harcıyor. Ancak üye ülkelerin egemenlik hassasiyeti, birleşik bir askeri komuta yapısının kurulmasını engelliyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman'dan oluşan örgüt, 2015'te kurulan Ortak Askeri Komuta Merkezi gibi girişimlere rağmen operasyonel anlamda hala ulusal onaylara bağımlı.
Özellikle 2019'daki Aramco saldırıları ve 2022'de Husi güçlerinin Birleşik Arap Emirlikleri'ne yönelik insansız hava aracı saldırıları, bu yapısal sorunu net bir şekilde ortaya koydu. Suudi Arabistan ve BAE, ulusal savunma sistemlerini modernize etmek için milyarlarca dolar harcasa da, bölge genelinde koordineli bir savunma hattı oluşturulamadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Körfez ülkelerinin savunma zafiyeti, sadece bir ülkeyi değil, tüm bölgeyi hedef alan asimetrik tehditlerin artmasıyla daha da kritik hale geliyor. İran destekli Husilerin Yemen'den fırlattığı füzeler ve dronlar, Suudi Arabistan sınırını aşarak Körfez'in derinliklerine ulaşabiliyor. Benzer şekilde, Basra Körfezi'ndeki mayınlama ve tanker kaçırma olayları, deniz güvenliğini küresel enerji tedariki için risk haline getiriyor.
ABD'nin Körfez'deki askeri varlığı azalırken, bölge ülkeleri kendi savunma kapasitelerini geliştirme baskısı altında. Ancak siyasi güvensizlik, özellikle Katar krizi gibi iç sorunlar, ortak bir savunma zemini oluşturmayı zorlaştırıyor. Uzmanlar, KİK'in etkili bir savunma yapısı kurabilmesi için önce üye ülkeler arasında güven inşa etmesi gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Körfez savunma mimarisindeki bu zafiyet, Türkiye'nin bölgedeki askeri ve diplomatik angajmanları açısından önemli bir fırsat penceresi sunuyor. Türkiye’nin Katar’daki askeri üssü ve Somali, Libya gibi ülkelerle yaptığı savunma anlaşmaları, Körfez’de güvenilir bir ortak olarak öne çıkmasını sağlıyor. Körfez ülkelerinin kendi savunma yapılarını güçlendirememesi, Türkiye’nin insansız hava aracı teknolojisi ve deniz güvenliği alanındaki kabiliyetlerini bölgeye ihraç etme potansiyelini artırabilir. Ancak bu süreç, Suudi Arabistan ve BAE ile ilişkilerdeki normalleşme adımlarının kalıcı olmasına ve Ankara’nın Körfez ülkeleri arasındaki hassas dengeleri korumasına bağlı görünüyor.