Çin'in Dalian kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısında konuşan uzmanlar, Körfez ülkelerinin savunma stratejilerini yeniden şekillendirmesi gerektiğini vurguladı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika program direktörü Sanam Vakil, Körfez ülkelerinin ABD'nin belirsiz taahhütlerine ve bölgedeki istikrarsızlığa karşı savunmada çeşitliliğe gitmesi ve yerli kapasite inşasına öncelik vermesi gerektiğini belirtti. Vakil, coğrafyanın kader olduğu bir bölgede, dışa bağımlılığın risklerini azaltmanın hayati olduğunu ifade etti.
Körfez ülkeleri neden savunmada çeşitlilik arıyor?
Körfez ülkeleri, yıllardır güvenliklerini büyük ölçüde ABD'nin askeri varlığına ve korumasına dayandırdı. Ancak son yıllarda ABD'nin Orta Doğu'daki angajmanının azalması, Yemen'deki savaş, İran'la gerilimler ve Katar'ın komşularıyla yaşadığı kriz gibi faktörler, bu ülkeleri savunma stratejilerini gözden geçirmeye itti. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkeler, askeri harcamalarını artırırken, yerli savunma sanayilerini geliştirmeye ve silah tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye başladı. Vakil, ABD'nin bölgedeki taahhütlerinin her zaman garantide olmadığını, bu nedenle Körfez ülkelerinin kendi savunma yeteneklerine yatırım yapması gerektiğini vurguladı.
Uzman, Körfez ülkelerinin sadece askeri kapasite değil, aynı zamanda siber güvenlik, istihbarat ve kriz yönetimi gibi alanlarda da yerli yetenekler geliştirmesi gerektiğini belirtti. Bu, dışa bağımlılığı azaltırken, bölgesel krizlere daha hızlı ve bağımsız yanıt verme imkanı sağlayacak. Ayrıca, savunma harcamalarının ekonomik çeşitlenmeye katkıda bulunabileceği, çünkü savunma sanayisinin teknoloji transferi ve istihdam yaratma potansiyeline dikkat çekildi.
Bölgesel ve küresel boyut: ABD-Çin rekabeti ve yeni ittifaklar
Körfez ülkelerinin savunmada çeşitlilik arayışı, aynı zamanda küresel güç rekabetinin bir yansıması. ABD'nin Asya'ya odaklanması ve Çin'le stratejik rekabet, Orta Doğu'da bir güç boşluğu yaratma potansiyeli taşıyor. Bu durum, Körfez ülkelerini Rusya ve Çin gibi diğer küresel aktörlerle de askeri işbirliğine yönlendiriyor. Örneğin, Birleşik Arap Emirlikleri, Çin'den insansız hava araçları satın alırken, Suudi Arabistan Rusya ile enerji işbirliğini derinleştiriyor. Ancak Vakil, bu çeşitliliğin ABD ile köprüleri tamamen atmak anlamına gelmediğini, aksine Körfez ülkelerinin elini güçlendiren bir strateji olduğunu belirtti.
Orta Doğu'da istikrarsızlık devam ederken, Körfez ülkelerinin savunma politikalarındaki bu dönüşüm, bölgesel güç dengelerini de etkileyecek. İran'ın nükleer programı ve vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü bölgesel etki, Körfez ülkelerini endişelendiriyor. Bu nedenle, kendi savunma kapasitelerini artırmak, İran tehdidine karşı bir denge unsuru olarak görülüyor. Aynı zamanda, İsrail'le normalleşme süreçleri de savunma işbirliklerinde yeni fırsatlar yaratıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Körfez ülkelerinin savunmada çeşitlilik arayışı, Türkiye için de önemli fırsatlar ve riskler barındırıyor. Türkiye'nin SİHA ve kara araçları gibi savunma sanayisindeki başarıları, Körfez ülkelerinin yerli kapasite inşası hedefleriyle uyumlu. Özellikle Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile Türkiye arasında savunma alanında işbirliği mevcut. Ancak Suudi Arabistan ve BAE'nin Türkiye karşıtı politikalarının devam etmesi durumunda, bu ülkelerin alternatif tedarikçilere yönelmesi Türkiye'nin bölgesel savunma ihracatını olumsuz etkileyebilir. Bölgesel rekabetin yanı sıra, bu dönüşüm Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Libya gibi kriz bölgelerindeki pozisyonunu da etkileyebilir. Ankara, Körfez ülkeleriyle savunma işbirliğini derinleştirerek hem ekonomik kazanım sağlayabilir hem de bölgesel nüfuzunu artırabilir.