Bangladeş'in sürgündeki eski Başbakanı Şeyh Hasina, 78 yaşında, 2024 yılında ülkesinde yaşanan kanlı ayaklanma sırasında ölümcül bir baskı uyguladığı gerekçesiyle insanlığa karşı suçlardan mahkum edilmesinin ardından, idam cezası tehdidine rağmen ülkesine dönme kararı aldı. Hasina, 5 Ağustos 2024'te hükümet karşıtı gösterilerin şiddetlenmesi üzerine Hindistan'a kaçmış, ardından ülkesindeki yeni yönetim tarafından yargılanmak üzere kırmızı bültenle aranmaya başlanmıştı. Şimdi ise eski liderin avukatları, müvekkillerinin 'halkın karşısına çıkmak ve kendini savunmak' için ülkeye dönmeye hazır olduğunu açıkladı. Bu gelişme, Bangladeş siyasetinde yeni bir çalkantı dalgası yaratırken, uluslararası toplumun da dikkatini bu Güney Asya ülkesine çevirdi.
Gelişmenin Arka Planı ve Yargı Süreci
Şeyh Hasina, 2009-2024 yılları arasında kesintisiz 15 yıl boyunca Bangladeş Başbakanı olarak görev yaptı. Ancak 2024 yılında, öğrenci liderliğindeki kitlesel protestolar ülke genelinde yayıldı. Göstericiler, kamu sektöründe uygulanan kota sistemini ve hükümetin otoriter eğilimlerini protesto ediyordu. Güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu yüzlerce kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı. Bu baskı, Hasina'nın istifasına ve ülkeyi terk etmesine yol açtı. Yerine geçen geçici hükümet, eski liderin iadesi için Uluslararası Polis Teşkilatı'na (INTERPOL) başvurdu. Bangladeş'teki özel mahkeme, 17 Mart 2025'te Hasina'yı insanlığa karşı suçlardan suçlu bularak idam cezasına çarptırdı. Karar, uluslararası insan hakları örgütlerinin tepkisini çekerken, Hasina'nın avukatları kararı 'siyasi bir komplo' olarak nitelendirdi ve temyiz başvurusunda bulundu.
Hasina'nın dönüş kararı, avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, 'Bangladeş halkı beni bağrına bastı; benim yerim orası. Suçlamalarla yüzleşmekten korkmuyorum çünkü ben masumum' ifadeleriyle duyuruldu. Ancak analistler, bu hamlenin hem sembolik bir meydan okuma hem de uluslararası kamuoyunda kendisine destek toplama girişimi olabileceğini yorumluyor. Hasina'nın ülkeye dönmesi halinde derhal tutuklanması ve cezaevine konulması bekleniyor. Bu durum, Bangladeş'teki siyasi gerilimi daha da tırmandırabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bangladeş, Güney Asya'nın stratejik öneme sahip ülkelerinden biri olarak, Hindistan, Çin ve Myanmar arasında jeopolitik bir köprü konumunda. Hasina'nın sürgünde bulunduğu Hindistan ile Bangladeş arasındaki ilişkiler, onun döneminde oldukça yakın seyretmişti. Özellikle ticaret, enerji ve güvenlik alanlarında iş birliği gelişmişti. Ancak Hasina'nın devrilmesinin ardından iki ülke arasında soğuk rüzgarlar esmeye başladı. Yeni yönetim, Hindistan'ı Hasina'ya kucak açmakla suçluyor ve iade talebini iletmiş durumda. Öte yandan Çin, Bangladeş'teki etkisini artırmak için fırsat kolluyor. Bu bağlamda Hasina'nın dönüş kararı, sadece iç siyasi dengeleri değil, bölgesel güç mücadelesini de etkileyebilir. Ayrıca, bu dava, insanlığa karşı suçların yargılanması açısından uluslararası hukukta önemli bir emsal teşkil edebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Güney Asya politikası açısından dolaylı bir önem taşıyor. Türkiye, Bangladeş ile tarihsel ve dini bağlara sahip; iki ülke arasında ticaret hacmi sınırlı ancak kültürel ilişkiler güçlü. Hasina'nın dönüşü, Bangladeş'te siyasi istikrarsızlığa yol açabilir ve bu da bölgedeki güvenlik dengelerini etkileyebilir. Türkiye, bölgede istikrarın korunmasından yana olduğu için, bu süreci yakından izleyecektir. Ayrıca, insan hakları ihlalleri iddialarıyla ilgili yürütülen yargı süreçleri, uluslararası hukuk ve diplomasi açısından Türkiye'nin de gündeminde olan konular arasında. Türkiye, adil yargılanma ilkesine vurgu yaparak, sürecin barışçıl bir şekilde sonuçlanmasını temenni edebilir.