Küresel enerji darboğazı ve Körfez bölgesinde tırmanan kriz, Bangladeş ve Pakistan'da doğalgaz arzında ciddi kesintilere yol açtı. Reuters muhabirleri Ariba Shahid, Ruma Paul ve Sam Jahan'ın 17 Eylül tarihli haberine göre, Bangladeş'in başkenti Dakka'da Parvin Akter yemek pişirme saatlerini mahalleye verilen boru hattı gazının kesilme saatlerine göre ayarlamak zorunda kalıyor. Benzer bir tablo Pakistan'da da yaşanıyor; ülke genelinde sanayi tesisleri üretimlerini kısmak, haneler ise günlük yaşamlarını gaz kesintilerine göre planlamak durumunda.
Enerji krizi nasıl bu noktaya geldi?
Sorunun temelinde, salgın sonrası hızla toparlanan küresel talebin arzla buluşamaması yatıyor. Avrupa ve Asya'daki büyük ekonomilerin doğalgaz stoklarını doldurma yarışı, spot piyasa fiyatlarını rekor seviyelere taşıdı. Bu durum, uzun vadeli tedarik anlaşmalarına güvenen ancak finansal kapasitesi sınırlı olan Güney Asya ülkelerini olumsuz etkiledi. Bangladeş ve Pakistan, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ithalatında artan maliyetleri karşılamakta zorlanırken, bazı kargoların iptal edilmesi veya gecikmesi arz açığını büyüttü.
Körfez bölgesindeki jeopolitik gerilimler de tabloyu ağırlaştırıyor. Orta Doğu'daki istikrarsızlık, deniz taşımacılığı rotalarında sigorta maliyetlerini yükseltirken, Katar ve Suudi Arabistan gibi kilit enerji ihracatçılarının sevkiyat planlamalarını güçleştirdi. Özellikle Hürmüz Boğazı'na ilişkin güvenlik endişeleri, Asya'daki alıcıların tedirginliğini artırıyor.
Pakistan'da hükümet, gaz dağıtımını saat dilimlerine bölerek konut ve sanayi tüketicilerine sınırlı arz sağlıyor. Tekstil, gübre ve seramik gibi enerji yoğun sektörler üretim kayıplarıyla boğuşuyor; bazı fabrikalar vardiya azaltma veya geçici kapanma yoluna gitti. Bangladeş'te ise elektrik üretiminde doğalgaza bağımlılık yüksek olduğu için kesintiler yalnızca mutfakları değil, sanayi bölgelerini ve hizmet sektörünü de vuruyor. Dakka'da planlı yük atma uygulamaları günlük hayatın parçası haline geldi.
Bölgesel ve küresel boyut
Enerji krizi, Güney Asya'nın ekonomik kırılganlığını gözler önüne seriyor. Döviz rezervleri eriyen Pakistan, IMF ile yürüttüğü kurtarma programı kapsamında sübvansiyonları kısmak zorunda kaldı; bu da halkın alım gücünü daha da düşürdü. Bangladeş ise ihracat gelirlerine rağmen artan enerji faturasını dengelemekte zorlanıyor. Uzmanlar, her iki ülkenin de yenilenebilir enerjiye geçişte yavaş kalmasının ve altyapı yatırımlarının yetersizliğinin krizi derinleştirdiğini belirtiyor.
Küresel ölçekte ise enerji arz güvenliği yeniden merkezi bir tartışma başlığı haline geldi. Avrupa'nın Rus gazına olan bağımlılığını azaltma çabaları, LNG piyasasında Asya ülkeleriyle doğrudan rekabeti körüklüyor. Bu rekabet, fiyatları yukarı çekerken, finansal açıdan zayıf ülkelerin enerjiye erişimini daha da zorlaştırıyor. Körfez'deki istikrarsızlığın sürmesi halinde, Güney Asya'da sosyal huzursuzluk riskinin artabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak küresel gaz fiyatlarındaki dalgalanmalardan doğrudan etkileniyor. Körfez'deki gerilim ve Asya'daki talep artışı, Türkiye'nin LNG alımlarında maliyet baskısı yaratabilir. Öte yandan Ankara, Azerbaycan ve Doğu Akdeniz gazı ile enerji koridorlarını çeşitlendirme stratejisini sürdürüyor. Pakistan ve Bangladeş gibi dost ülkelerdeki enerji sıkıntısı, Türk müteahhitlik ve ihracat firmaları için risk oluştururken, insani ve ticari iş birliklerini de gündeme getirebilir. Uzun vadede, bölgesel istikrarsızlık Türkiye'nin Güney Asya'ya yönelik ekonomik diplomasisini zorlaştırabilir.