Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), Suudi Arabistan'ın güneyindeki Abha Uluslararası Havalimanı ve Kral Halid Havalimanı'na düzenlenen ve en az 3 kişinin ölümüne, 36 kişinin yaralanmasına yol açan Husi saldırılarının ardından üye ülkelerin Suudi Arabistan'la tam dayanışma içinde olduğunu ve saldırılara "kararlı ve caydırıcı" bir yanıt verilmesi gerektiğini bildirdi. KİK Genel Sekreteri Nayef el-Hacraf, yaptığı yazılı açıklamada, saldırıları şiddetle kınayarak, bu tür eylemlerin bölgesel güvenliği ve istikrarı hedef aldığını vurguladı.
Saldırıların arka planı ve KİK'in tutumu
Husi milislerinin Suudi Arabistan'a yönelik son saldırıları, Yemen'deki iç savaşın bölgesel yansımalarını bir kez daha gözler önüne serdi. Abha ve Kral Halid havalimanlarına düzenlenen saldırılarda sivil altyapının hedef alınması, uluslararası hukuk açısından da endişe yarattı. KİK, yayımladığı bildiride, üye devletlerin Suudi Arabistan'ın güvenliğini kendi güvenlikleri olarak gördüklerini ve krallığa yönelik her türlü tehdide karşı ortak hareket edeceklerini belirtti.
KİK Genel Sekreteri el-Hacraf, "Bu saldırılar, Husi milislerinin bölgede barış ve güvenliği bozma yönündeki pervasız çabalarının bir göstergesidir. Körfez ülkeleri olarak Suudi Arabistan'ın yanındayız ve bu terör eylemlerine karşı kararlı ve caydırıcı bir yanıt verilmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Açıklamada ayrıca, uluslararası topluma da Husi saldırılarına karşı ortak bir duruş sergileme çağrısı yapıldı.
Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu, 2015 yılından bu yana Yemen'de Husilere karşı operasyonlar düzenliyor. Ancak Husiler, son dönemde insansız hava araçları ve balistik füzelerle Suudi topraklarına yönelik saldırılarını artırmış durumda. Abha Havalimanı'na yapılan saldırıda bir yolcu salonunun isabet alması sonucu sivil kayıplar yaşandı. Kral Halid Havalimanı'na yönelik saldırıda ise askeri ve sivil tesislerde hasar meydana geldi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu saldırılar, Yemen krizinin sadece ülke içinde değil, tüm Körfez bölgesinde güvenlik tehdidi oluşturduğunu gösteriyor. Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın ekonomik ve stratejik altyapısını hedef alarak krallığı zayıflatmayı amaçlıyor. Aynı zamanda İran'ın bölgedeki etkisini artırma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. ABD ve Batılı ülkeler, Husi saldırılarını kınarken, İran'ı Husilere silah ve destek sağlamakla suçluyor. İran ise bu suçlamaları reddediyor.
KİK'in açıklaması, bölgesel aktörlerin ortak güvenlik tehditlerine karşı birleşme iradesini yansıtıyor. Ancak Körfez ülkeleri arasında Yemen politikası konusunda zaman zaman görüş ayrılıkları yaşanabiliyor. Özellikle Katar ambargosu sonrası yaşanan kırılmalar, KİK içindeki birliği zayıflatmıştı. Son açıklama, bu birliği yeniden tesis etme çabası olarak da okunabilir.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizin derinleşmesinden endişe ediyor. Birleşmiş Milletler, taraflara ateşkes çağrısı yaparken, Husi saldırıları barış çabalarını baltalıyor. Suudi Arabistan, saldırılara karşı kendini savunma hakkını saklı tuttuğunu belirtirken, misilleme saldırılarının sivil kayıplara yol açabileceği uyarısı yapılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Körfez bölgesindeki istikrarı kendi güvenliği ve ekonomik çıkarları açısından yakından takip ediyor. Husi saldırıları, Kızıldeniz ve Bab-el Mendeb Boğazı'ndaki deniz ticaret yollarının güvenliğini tehdit ederek küresel enerji arzını ve ticaret akışını olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Suudi Arabistan ile son dönemde ilişkilerini normalleştirme sürecinde. Bu tür saldırılar, bölgesel gerilimi artırarak Türkiye'nin arabuluculuk çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin Afrika ve Asya'ya uzanan ticaret hatlarını da riske atabilir. Ankara'nın, hem Suudi Arabistan hem de İran ile dengeli ilişkiler yürütme çabası, bu tür krizlerde daha da önem kazanıyor.