Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC), Rwanda'yı doğusunda on yıllardır süren şiddet olaylarından sorumlu tutarak Uluslararası Adalet Divanı'nda (ICJ) dava açtı. Kinshasa yönetimi, Rwanda'nın soykırım, ırk ayrımcılığı, kadınlara karşı ayrımcılık ve işkenceye ilişkin uluslararası sözleşmeleri ihlal ettiğini öne sürüyor. Dava, 1994 Ruanda soykırımından bu yana bölgede devam eden istikrarsızlık ve silahlı çatışmaların yeni bir safhası olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı: Doğu Kongo'da on yıllardır süren kriz
KDC'nin doğusu, 1994 Ruanda soykırımının ardından bölgeye kaçan Hutular ve daha sonraki çatışmalarla birlikte onlarca silahlı grubun faaliyet gösterdiği bir alan haline geldi. Rwanda hükümeti, Kongo'daki Hutulardan oluşan Demokratik Kongo Güçlerini (FDLR) ulusal güvenlik tehdidi olarak görüyor ve bu gruplara karşı sınır ötesi operasyonlar düzenliyor. Ancak KDC, Rwanda'nın M23 isyancı grubu gibi diğer silahlı grupları desteklediğini iddia ediyor. M23, 2012'de büyük bir saldırı düzenlemiş ve 2013'te yenilgiye uğratılmıştı ancak 2021'de yeniden faaliyete geçti. BM raporlarına göre, M23'ün Rwanda Savunma Kuvvetleri'nden lojistik ve askeri destek aldığına dair kanıtlar bulunuyor.
KDC Dışişleri Bakanı Thérèse Kayikwamba Wagner, Lahey'deki duruşmada yaptığı açıklamada, “Rwanda, Kongo topraklarını işgal etmekte, doğal kaynaklarımızı yağmalamakta ve halkımıza karşı soykırım eylemleri gerçekleştirmektedir” dedi. Rwanda ise iddiaları reddederek KDC'nin iç sorunlarına dış müdahale suçlamalarını kabul etmediğini belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut: Afrika Büyük Göller bölgesindeki güç dengeleri
KDC-Rwanda gerginliği, Afrika Büyük Göller bölgesinde uzun süredir devam eden bir çatışmanın parçası. Bölge, zengin maden yatakları (koltun, altın, elmas) nedeniyle hem yerel hem de uluslararası aktörlerin ilgisini çekiyor. KDC, Rwanda'yı maden kaçakçılığı yapmakla suçluyor. Uluslararası toplum, özellikle BM ve Afrika Birliği, bölgede barışı sağlamak için çeşitli girişimlerde bulunsa da kalıcı bir çözüm sağlanamadı. ICJ davası, KDC'nin diplomatik yollarla çözüm arayışının bir parçası olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, davanın yıllar sürebileceğini ve Rwanda'nın yargı yetkisine itiraz edebileceğini belirtiyor. Bu arada, KDC doğusunda devam eden çatışmalar nedeniyle 7 milyondan fazla insan yerinden edilmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem KDC hem de Rwanda ile ikili ilişkilerini geliştirmeye çalışan bir aktör. Ankara, son yıllarda Afrika'da ekonomik ve diplomatik nüfuzunu artırırken, KDC ile maden ve savunma alanında iş birliği yapıyor; Rwanda ile de ticaret hacmini genişletiyor. Bu dava, Türkiye'nin iki ülke arasında denge politikası izlemesini zorlaştırabilir. Ayrıca, bölgedeki istikrarsızlık Türk şirketlerinin yatırımlarını ve insani yardım faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Büyük Göller bölgesinde barışı destekleyen bir pozisyon alarak hem diplomatik hem de ticari çıkarlarını korumaya çalışacaktır.