Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde devam eden Ebola salgınına ilişkin endişe verici bir tablo ortaya koydu. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, yeni Ebola vakalarının yüzde 80'inden fazlasının daha önce belirlenmiş temas listelerinde yer almayan kişiler arasında tespit edildiğini duyurdu. Bu durum, salgının kontrol altına alınmasını neredeyse imkansız hale getiriyor.
Salgının kontrolsüz yayılımı
DSÖ'nün son raporuna göre, Kongo'nun doğusundaki Kuzey Kivu ve Ituri bölgelerinde Ebola vakaları hızla artıyor. Tedros, salgının 'daha önceki hiçbir Ebola salgınından daha hızlı' yayıldığını vurgulayarak, uluslararası topluma acil müdahale çağrısında bulundu. DSÖ, salgınla mücadele için 400 milyon dolarlık bir bütçeye ihtiyaç duyduğunu ancak şu ana kadar bu miktarın ancak yarısının toplanabildiğini belirtti.
Ebola virüsü, 2014-2016 yıllarında Batı Afrika'da 11 binden fazla kişinin ölümüne neden olan büyük bir salgına yol açmıştı. Kongo'daki mevcut salgın ise 2018 Ağustos ayından bu yana devam ediyor ve bugüne kadar en az 2 bin 200 kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Salgının yayılmasında silahlı çatışmalar, güvensizlik ve yerel halkın sağlık ekiplerine duyduğu güvensizlik önemli rol oynuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Kongo'daki Ebola salgını, yalnızca bölge için değil, tüm dünya için ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturuyor. DSÖ, salgının komşu ülkelere sıçrama riskine karşı Uganda, Ruanda, Burundi ve Güney Sudan'da alarm seviyesini yükseltti. Geçtiğimiz haftalarda Uganda'da bir Ebola vakası tespit edilmiş, ancak yayılma önlenmişti. Ancak Uzmanlar, sınır ötesi nüfus hareketlerinin kontrol altına alınmasının giderek zorlaştığına dikkat çekiyor.
DSÖ'nün fon açığı, salgınla mücadelede en büyük engellerden biri. Örgüt, aşı stoklarının tükenmek üzere olduğunu ve yeni aşıların üretimi için finansman gerektiğini belirtiyor. Tedros, 'Parasal desteğin yetersizliği, salgının kontrolünü kaybetmemize neden olabilir' uyarısında bulundu. Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu da benzer bir çağrı yaparak, saha ekiplerinin yetersiz kaldığını ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kongo'daki Ebola salgını, Türkiye için doğrudan bir tehdit oluşturmasa da tıbbi malzeme ve insani yardım alanında iş birliği fırsatı sunuyor. Türkiye, Afrika'da artan yumuşak güç stratejisi kapsamında DSÖ'ye veya doğrudan Kongo'ya tıbbi ekipman ve sağlık personeli desteği sağlayarak bölgedeki varlığını güçlendirebilir. Ayrıca, 2014-2016 salgınında olduğu gibi, olası bir küresel sağlık krizine karşı Türkiye'nin kendi sınırlarında gerekli önlemleri alması ve seyahat uyarıları yayınlaması da önem taşıyor.