Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusunda devam eden Ebola salgınının ilk ayında 1.000 vaka sınırını aştığını açıkladı. Örgüt, salgının yayılmasını durdurmak için 115 milyon dolar acil fon talep ederken, tedavi merkezleri artan hasta sayısı karşısında zorlanıyor. DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının kontrol altına alınmasının giderek zorlaştığını belirterek uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu.
Salgının seyri ve mevcut durum
KDC Sağlık Bakanlığı verilerine göre, salgının başladığı 1 Ağustos'tan bu yana toplam 1.009 vaka tespit edildi ve bunların 629'u ölümle sonuçlandı. Ölüm oranı yüzde 62'ye ulaşırken, sağlık çalışanları da dahil olmak üzere pek çok kişi virüse yakalandı. Salgın, özellikle Kuzey Kivu ve Ituri bölgelerinde yoğunlaşıyor ve bu bölgelerde devam eden çatışmalar müdahale çalışmalarını engelliyor. DSÖ, salgının komşu ülkelere yayılma riskine karşı Uganda, Ruanda, Burundi ve Güney Sudan'da sınır bölgelerinde önlemler alınmasını tavsiye etti.
Mevcut salgın, KDC'de şimdiye kadar görülen en büyük onuncu Ebola salgını ve 2014-2016 Batı Afrika salgınından sonra en ölümcül olanı. DSÖ Acil Durumlar Komitesi, salgının uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu (PHEIC) olarak sınıflandırılıp sınıflandırılmayacağını değerlendirmek üzere toplanmıştı. Ancak komite, henüz bu statüyü vermemeyi tercih etti. Uzmanlar, PHEIC ilanının uluslararası seyahat ve ticaret kısıtlamalarına yol açabileceğini, bunun da bölge ekonomisini daha da kötüleştirebileceğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Ebola salgını, KDC'nin doğusundaki istikrarsızlık ve silahlı grup faaliyetleri nedeniyle daha da karmaşık bir hal alıyor. Sağlık ekipleri, güvenlik riskleri nedeniyle bazı bölgelere erişim sağlayamıyor. Ayrıca yerel halk arasında Ebola'ya karşı aşı ve tedavi konusunda yanlış bilgiler yaygınken, sağlık çalışanlarına yönelik saldırılar da müdahale çabalarını zorlaştırıyor. DSÖ, geçtiğimiz haftalarda bir sağlık merkezine düzenlenen saldırıda iki çalışanın hayatını kaybettiğini doğruladı. Örgüt, güvenlik durumunun iyileştirilmesi ve toplum temelli sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısı yapıyor.
Bu salgın, aynı zamanda dünya genelinde sağlık sistemlerinin kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. DSÖ'nün acil durum fonu yetersiz kalırken, bağışçı ülkelerin taahhütlerini yerine getirmemesi endişe yaratıyor. Örgüt, 2014-2016 Batı Afrika salgınında olduğu gibi uluslararası dayanışmanın önemini vurguluyor. Dünya Bankası, salgının bölge ekonomisine maliyetinin milyarlarca dolar olabileceğini tahmin ediyor. Ebola ile mücadelede deneyimli kuruluşlar, hızlı müdahale ve toplum katılımının salgını kontrol altına almada kritik olduğunu belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, KDC ile gelişen ekonomik ve diplomatik ilişkileri çerçevesinde salgından etkilenebilecek ülkeler arasında yer alıyor. Afrika kıtasındaki sağlık altyapısının kırılganlığı, Türkiye'nin bölgedeki ticari çıkarlarını ve insani yardım faaliyetlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, DSÖ'nün çağrılarına yanıt vererek tıbbi malzeme ve uzman desteği sağlayabilir, bu da kıtadaki prestijini artırabilir. Öte yandan, salgının komşu ülkelere sıçraması halinde Türkiye'ye yönelik sınırlı bir risk bulunsa da, küresel sağlık güvenliği açısından Ebola ile mücadeleye katkı sunmak önem taşıyor.