Kolombiya'da 2026 başkanlık seçimlerine giden süreç, ülkenin yarım asrı aşkın süredir devam eden iç silahlı çatışmasının yeniden alevlenmesiyle şekilleniyor. Sol görüşlü bir senatörün silahlı gruplarla diyalog politikasını savunduğu seçim yarışında, karşısında eski ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğini alan bağımsız bir aday yer alıyor. Çatışmanın siviller üzerindeki etkisi her geçen gün artarken, seçimler ülkenin geleceği açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Çatışmanın arka planı: Müzakereler mi, askeri çözüm mü?
Kolombiya, 1960'lardan bu yana FARC, ELN ve paramiliter grupların devlet güçleriyle çatıştığı bir iç savaşın pençesinde. 2016'da imzalanan barış anlaşmasına rağmen, ülkenin kırsal bölgelerinde silahlı grupların varlığı sürüyor. Solcu senatör Gustavo Bolívar, seçim kampanyasında silahlı gruplarla kapsamlı bir müzakere süreci başlatmayı vaat ediyor. Bolívar'a göre, şiddetin sona ermesinin tek yolu siyasi diyalog ve sosyal reformlardan geçiyor. Ancak muhalifleri, bu yaklaşımın suç gruplarına meşruiyet kazandıracağını savunuyor.
Trump destekli bağımsız aday María Fernanda Cabal ise tam tersi bir politika izliyor. Cabal, uyuşturucu kartelleri ve silahlı gruplarla mücadelede sert askeri operasyonları savunuyor. Cabal'a göre, sol görüşlü hükümetin “pasifist” politikaları şiddeti daha da körüklüyor. Seçim anketlerinde başa baş giden bu yarış, Kolombiya halkının güvenlik ve barış arasında yapacağı kritik bir tercihi yansıtıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Uyuşturucu ticareti ve göç dalgası
Kolombiya'daki çatışma, yalnızca ülke sınırlarını değil, tüm Latin Amerika'yı etkiliyor. Ülke, dünyanın en büyük kokain üreticilerinden biri olarak, uyuşturucu ticaretinin merkezinde yer alıyor. Silahlı grupların uyuşturucu kaçakçılığından elde ettiği gelir, çatışmayı besliyor. Ayrıca, şiddet nedeniyle Kolombiya'dan komşu ülkelere yönelik göç dalgası, bölgesel istikrarsızlığı derinleştiriyor. ABD, tarihsel olarak Kolombiya'ya askeri ve ekonomik yardım sağlayan en büyük dış güç konumunda. Trump'ın adayı desteklemesi, seçim sonucunun ABD-Kolombiya ilişkilerini doğrudan etkileyeceğini gösteriyor.
Analistler, seçimlerin ardından ülkenin izleyeceği yolun, bölgedeki diğer çatışma bölgeleri için de bir model oluşturabileceğini belirtiyor. Eğer diyalog politikası başarılı olursa, Venezuela ve Meksika gibi ülkelerdeki silahlı gruplarla müzakere süreçlerine ilham verebilir. Ancak askeri çözümün ağır basması halinde, ABD'nin bölgedeki “sert güç” politikalarının güç kazanması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kolombiya'daki bu gelişmeler, Türkiye’nin Latin Amerika açılımı kapsamında yakından takip edilmesi gereken bir süreç. Türkiye, son yıllarda Kolombiya ile ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirmiş, özellikle savunma sanayii ve inşaat alanlarında iş birliği fırsatları yaratmıştır. Ancak ülkedeki istikrarsızlık, Türk yatırımcılar için risk oluşturmaktadır. Ayrıca, Kolombiya’nın uyuşturucu ticaretinde kilit rolü, Türkiye üzerinden Avrupa’ya yönelen uyuşturucu rotaları nedeniyle Türkiye’nin güvenliğini de ilgilendirmektedir. Seçim sonucu, Türkiye’nin bölge ülkeleriyle ilişkilerini ve uyuşturucuyla mücadele politikalarını dolaylı olarak etkileyebilir.