Haiti, yıllardır süren siyasi istikrarsızlık, çete şiddeti ve kurumsal çöküşle boğuşurken, uluslararası toplum bu krize kalıcı bir çözüm arayışında. Kolombiya’nın kendi iç çatışmasını sona erdirme deneyimi, kusurlu da olsa, Haiti için ilham verici bir örnek olarak öne çıkıyor. Ancak bu modelin Haiti’ye uyarlanması, ülkenin kendine özgü dinamikleri ve tarihsel bağlamı nedeniyle büyük zorluklar taşıyor.
Haiti’nin Mevcut Krizinin Anatomisi
Haiti, 2021 yılında Devlet Başkanı Jovenel Moïse’in suikastı ve ardından yaşanan depremin ardından derin bir güvenlik boşluğuna sürüklendi. Başkent Port-au-Prince’in büyük bölümü çetelerin kontrolüne geçti; cinayet, adam kaçırma ve tecavüz vakaları günlük hayatın bir parçası haline geldi. Geçici Başbakan Ariel Henry’nin hükümeti, ülkenin büyük bölümünde otorite tesis edemiyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023’te çete şiddeti nedeniyle 4.700’den fazla kişi öldürüldü, binlerce kişi yerinden edildi. Karayipler’in bu yoksul ülkesi, aynı zamanda tarihsel olarak yolsuzluk, doğal afetler ve dış müdahalelerle zayıflamış durumda. ABD ve Kanada liderliğindeki uluslararası misyonlar, krizi çözmekte yetersiz kalıyor.
Kolombiya Deneyimi: Barış Sürecinin Dersleri
Kolombiya, 2016 yılında FARC gerillalarıyla imzaladığı tarihi barış anlaşmasıyla yarım asırlık çatışmaya son vermeyi hedefledi. Anlaşma, silah bırakma, siyasi katılım, kırsal kalkınma ve uyuşturucuyla mücadele gibi başlıkları kapsıyordu. Ancak süreç, anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmeler, paramiliter grupların varlığı ve devlet otoritesinin kırsal bölgelere yayılamaması nedeniyle eleştiriliyor. Yine de Kolombiya, çatışma azaltma, eski savaşçıların entegrasyonu ve geçiş dönemi adaleti gibi alanlarda önemli deneyim kazandı. Bu deneyim, Haiti’de çetelerin silah bırakması, toplumsal uzlaşma ve kurumların yeniden inşası için bir referans olabilir.
Modelin Haiti’ye Uyarlanmasının Zorlukları
Haiti’nin durumu, Kolombiya’dan farklı dinamikler içeriyor. Çeteler, ideolojik bir motivasyondan ziyade tamamen suç ekonomisi ve güç mücadelesi etrafında örgütlenmiş durumda. Bu grupların siyasi bir hedefi veya merkezi bir komuta yapısı yok. Ayrıca Haiti devleti, Kolombiya’nın aksine, barış sürecini yürütecek temel kapasiteden yoksun. Yolsuzluk, yargının zayıflığı, polis teşkilatının çökmüş olması, herhangi bir anlaşmanın uygulanmasını neredeyse imkansız kılıyor. Uzmanlar, Haiti’de önce güvenliğin sağlanması gerektiğini, bunun için de uluslararası bir polis veya barış gücü misyonunun kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Kolombiya örneği, barış sürecinin uzun vadeli, kapsayıcı ve yerel sahiplenmeyle başarılı olabileceğini gösterse de, Haiti’nin kendine özgü gerçekleri farklı bir yaklaşım gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Haiti’deki kriz, Türkiye’nin doğrudan bir müdahale alanı olmasa da, küresel güvenlik ve insani yardım bağlamında önem taşıyor. Türkiye, Afrika ve Latin Amerika’da barış süreçlerine verdiği destekle biliniyor; ancak Haiti’ye yönelik şu ana kadar kayda değer bir girişimi bulunmuyor. Bu durum, Türk dış politikasının Karayipler bölgesine ilgisinin sınırlı olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, Haiti’deki istikrarsızlığın bölgesel güvenlik ve göç akımları üzerindeki etkileri, dolaylı olarak Türkiye’nin ilgi alanına girebilir. Özellikle ABD ve AB’nin Haiti’ye yönelik politikaları, küresel insani krizlerin yönetimi açısından Türkiye için de dersler içeriyor.