Kolombiya, gıda ve temel tüketim mallarıyla dolu bir gemiyi Küba’nın başkenti Havana’ya göndererek adanın derinleşen ekonomik ve enerji krizine nefes aldırmayı hedefliyor. Güney Amerika ülkesinden yola çıkan yük gemisi, özellikle temel gıda maddeleri, ilaç ve hijyen ürünleri taşıyor. Bu sevkiyat, ABD Başkanı Donald Trump’ın Küba’ya petrol satan veya sağlayan her ülkeye yönelik yüksek gümrük tarifeleri uygulama tehdidinin ardından adada sıklaşan elektrik kesintilerinin gölgesinde gerçekleşiyor.
Gelişmenin arka planı
Küba, uzun süredir devam eden ekonomik ambargo ve yaptırımların yanı sıra yıllardır süren yanlış ekonomi politikaları nedeniyle ciddi bir krizle karşı karşıya. Ada, Temmuz 2021’deki kitlesel protestolardan bu yana artan enerji kesintileri, gıda ve ilaç kıtlığıyla mücadele ediyor. Son aylarda, ABD’nin petrol ve enerji sektörüne yönelik baskıları, Küba’nın neredeyse her gün saatlerce elektrik alamamasına yol açtı.
Trump yönetimi, Ocak ayı sonlarında yaptığı açıklamada, Küba’ya petrol satan veya sağlayan herhangi bir ülkeye yüzde 25 oranında gümrük tarifesi uygulayacağını duyurdu. Bu tehdit, özellikle Venezuela, Rusya ve Meksika gibi ülkelerden gelen petrol akışını kesmeyi amaçlıyor. Küba, elektrik üretiminin büyük bölümünü Venezuela’dan gelen petrolle karşılıyor. Ancak Venezuela’nın kendi üretimindeki düşüş ve ABD yaptırımları, Küba’yı alternatif kaynak arayışına itmişti.
Kolombiya’dan gelen yardım gemisi, sadece sembolik bir jest değil, aynı zamanda iki ülke arasındaki dayanışmanın da bir göstergesi. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro, Küba’ya destek mesajı verirken, geminin “kardeşlik ve yardımlaşma” amacı taşıdığını belirtti. Petro, daha önce de Küba’ya tıbbi malzeme ve gıda yardımı göndermişti.
Bölgesel veya küresel boyut
Küba’nın içinde bulunduğu kriz, sadece ada için değil, tüm Latin Amerika ve Karayipler için risk oluşturuyor. Trump’ın yaptırım tehdidi, bölgede ABD’nin ekonomik hegemonyasına karşı direnci artırabilir. Venezuela, Nikaragua ve Bolivya gibi ABD karşıtı ülkeler, Küba’ya desteklerini sürdürürken, Meksika ve Brezilya gibi daha ılımlı ülkeler de diplomatik çözüm arayışında.
Birleşmiş Milletler, Küba’daki insani durumun alarm verici boyutlara ulaştığını bildiriyor. Gıda güvensizliği, temel ilaçların bulunamaması ve elektrik kesintileri, halkın günlük yaşamını felç etmiş durumda. Küba hükümeti, krizi ABD ambargosuna ve iklim değişikliğine bağlarken, muhalif gruplar ise yönetimin başarısızlığını eleştiriyor.
Kolombiya’nın yardımı, bölgesel dayanışmanın somut bir örneği olsa da, krizi kalıcı olarak çözmekten uzak. Küba’nın ekonomik toparlanması için uluslararası toplumun daha kapsamlı desteği ve ABD yaptırımlarının hafifletilmesi gerekiyor. ABD’nin Küba politikası, Biden yönetimi döneminde nispeten yumuşamış, ancak Trump döneminde yeniden sertleşmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Küba ile tarihsel olarak iyi ilişkiler geliştirmiş bir ülke olmasa da, son yıllarda Latin Amerika’ya yönelik dış politikasında çeşitlenme çabası içinde. Bu gelişme, Türkiye’nin Küba’ya yönelik insani yardım veya ticari ilişkilerini derinleştirme potansiyelini akla getiriyor. Özellikle Türk inşaat ve ilaç firmaları, Küba’nın altyapı ve sağlık sektörlerinde fırsatlar arayabilir. Ayrıca, ABD’nin yaptırımlarına rağmen Türkiye’nin bağımsız dış politika duruşu, Küba ile ticarette kısmi bir avantaj sağlayabilir. Ancak, bu tür bir angajman ABD ile ilişkileri germe riski taşıdığından, Ankara’nın dikkatli bir denge politikası izlemesi beklenir.