Amerika Birleşik Devletleri'nin kuruluş hikâyesi genellikle 1620'de Plymouth'a ayak basan Mayflower yolcularıyla anlatılır. Ancak bu anlatı, aynı yıllarda Afrika kıyılarından koparılıp Amerikan topraklarına getirilen kölelerin hikâyesini görmezden gelir. 'The Slave Ship and the Mayflower' başlıklı analiz, iki farklı gemi etrafında şekillenen Amerika'nın kurucu mitini sorguluyor. Özgürlük arayışıyla gelenlerle, zorla getirilenler arasındaki bu paralellik, bugünkü ırksal ve sosyal bölünmelerin kökenine ışık tutuyor.
Gelişmenin arka planı
Mayflower, 102 yolcusuyla dini özgürlük arayan Hacı Babalar'ı taşıyordu. Oysa aynı dönemde, köle gemileri binlerce Afrikalıyı Virginia ve Karayipler'deki tarlalara sürüyordu. Tarihçiler, 1619'da Virginia'ya getirilen ilk kölelerin, Mayflower'dan sadece bir yıl önce Amerikan kıtasına ayak bastığını belirtiyor. Amerikan bağımsızlık ideali ile kölelik kurumu arasındaki bu çelişki, ülkenin kuruluşundan itibaren varlığını sürdürdü.
Bugün Amerikan toplumu, bu iki miras arasında sıkışmış durumda. Bir yanda özgürlük anıtı ve fırsatlar ülkesi söylemi, diğer yanda sistematik ırkçılık ve eşitsizlik. 2020'de George Floyd'un öldürülmesiyle patlak veren ırk protestoları, Mayflower anlatısının sorgulanmasına yol açtı. Tarih müfredatları, anıtlar ve okul isimleri tartışma konusu oldu.
Bölgesel veya küresel boyut
Amerika'nın bu ikili mirası, sadece iç politikayı değil, küresel algıyı da etkiliyor. ABD, demokrasi ve insan hakları söylemiyle uluslararası arenada liderlik iddiasında bulunurken, kendi içindeki eşitsizlikler bu söylemi zayıflatıyor. Özellikle Çin ve Rusya, Amerikan demokrasisindeki çatlakları kendi lehlerine kullanıyor. Ayrıca, kölelik mirasının tazmini tartışmaları, Batı'daki diğer eski sömürgeci ülkelere de yayılıyor.
Biden yönetimi, ırksal adalet vaatleriyle seçildi ancak somut adımlar sınırlı kaldı. Polis reformu, oy hakkı ve ekonomik eşitlik konuları Kongre'de tıkanmış durumda. 2024 seçimleri yaklaşırken, bu bölünmeler daha da keskinleşiyor. Cumhuriyetçi kanat, 'tarihsel suçluluk' anlatısına karşı çıkarken, Demokratlar daha kapsayıcı bir ulusal hikâye inşa etmeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu tartışmalar, Türkiye'nin kendi tarihsel mirasıyla yüzleşme sürecine dolaylı da olsa ışık tutuyor. ABD'deki benzer tartışmalar, Türkiye'nin uluslararası kamuoyunda zaman zaman karşılaştığı 'Ermeni soykırımı' veya 'Kürt sorunu' gibi konularda dengeli bir yaklaşım geliştirmesine yardımcı olabilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasi çalkantıları, Türkiye ile ilişkilerinde öngörülemezlik yaratma potansiyeli taşıyor. Irkçılık karşıtı hareketlerin küreselleşmesi, Türkiye'nin de insan hakları ve azınlık politikalarında daha hassas olmasını gerektiriyor.