Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) yetkilileri, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) doğusunda devam eden Ebola salgınının henüz zirve noktasına ulaşmadığını ve salgının bir yıl daha sürebileceğini bildirdi. IFRC'nin Afrika bölge koordinatörü, salgının kontrol altına alınmasının önündeki en büyük engelin bölgedeki güvenlik sorunları ve toplumsal direnç olduğunu vurguladı. 16 Haziran 2020'de Nairobi'de yapılan açıklamada, salgının ikinci yıl dönümüne yaklaşırken, virüsün yayılma hızında bir yavaşlama olmadığı belirtildi.
Salgının Arka Planı ve Mevcut Durum
KDC'nin doğusundaki Kuzey Kivu ve Ituri eyaletlerinde Ağustos 2018'de başlayan Ebola salgını, ülke tarihinin en büyük ve en karmaşık salgını olarak kayıtlara geçti. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, salgında bugüne kadar 3.400'den fazla vaka tespit edildi ve 2.200'den fazla kişi hayatını kaybetti. Salgın, bölgedeki silahlı çatışmalar, nüfus hareketleri ve sağlık altyapısının yetersizliği nedeniyle kontrol altına alınmakta zorlanıyor. Kızılhaç yetkilileri, sağlık ekiplerine yönelik saldırıların ve toplumun bazı kesimlerinin aşı kampanyalarına güven duymamasının mücadeleyi sekteye uğrattığını ifade etti.
Salgının yayılmasında rol oynayan bir diğer faktör ise bölgedeki nüfusun Uganda, Ruanda ve Burundi gibi komşu ülkelere düzensiz göçü. WHO, virüsün sınır ötesine yayılma riskine karşı uyarılarda bulunurken, komşu ülkeler sınır kontrollerini artırdı. Ancak Kızılhaç, salgının bölgesel boyut kazanma potansiyelinin hala yüksek olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Ebola salgını, sadece KDC için değil, tüm Orta Afrika bölgesi için ciddi bir sağlık krizi oluşturuyor. Salgının Uganda ve Ruanda'ya sıçraması halinde, bu ülkelerin sınırlı sağlık altyapısı büyük bir yük altına girebilir. Ayrıca, bölgedeki siyasi istikrarsızlık ve çatışmalar, uluslararası yardım kuruluşlarının çalışmalarını kısıtlıyor. KDC hükümeti, WHO ve diğer uluslararası aktörlerle iş birliği içinde olsa da, yerel yönetimlerin kapasitesi yetersiz kalıyor. Salgının küresel etkisi ise, uluslararası sağlık güvenliği açısından risk oluşturması. Havacılık bağlantılarının sınırlı olması nedeniyle salgının dünya geneline yayılma olasılığı düşük olsa da, WHO salgını uluslararası öneme sahip bir halk sağlığı acil durumu olarak nitelendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Afrika açılımı kapsamında KDC ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri düşünüldüğünde, Ebola salgını Türkiye için dolaylı da olsa bir risk oluşturmaktadır. Salgının bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmesi, Türk yatırımlarının bulunduğu veya planlandığı alanlarda güvenlik zafiyetine yol açabilir. Ayrıca, salgın yönetiminde Türkiye'nin sağlık alanındaki deneyimini Afrika ülkelerine aktarması, diplomatik kazanım sağlayabilir. Türkiye'nin Ebola ile mücadelede insani yardım ve tıbbi malzeme desteği sunması, kıtadaki yumuşak gücünü artırabilir. Ancak kısa vadede salgının Türkiye'ye doğrudan bir etkisi beklenmemekle birlikte, küresel sağlık krizlerinin uluslararası seyahat ve ticaret üzerindeki olası etkileri izlenmelidir.