ABD'de Soğuk Savaş'ın en karanlık dönemlerinden biri olan Kızıl Korku'nun üzerinden 70 yıl, Sovyetler Birliği'nin çöküşünün üzerinden 35 yıl geçmesine rağmen, Başkan Donald Trump ve Cumhuriyetçi Parti, kritik seçimler öncesinde Amerikan toplumunda 'tanrısız komünistler' korkusunu yeniden canlandırmaya çalışıyor. Özellikle genç Demokratlar arasında sosyalist fikirlerin giderek daha fazla kabul görmesi, GOP'un bu hamlesinin arka planını oluşturuyor.
Sosyalizm Gençler Arasında Neden Yükseliyor?
Son yıllarda yapılan anketler, 18-29 yaş arası Amerikalıların yaklaşık yarısının sosyalizme olumlu baktığını gösteriyor. Bu eğilim, Bernie Sanders ve Alexandria Ocasio-Cortez gibi isimlerin popülerliğiyle daha da pekişiyor. Genç seçmenler, sağlık hizmetleri, eğitim ve iklim değişikliği gibi konularda daha ilerici politikalar talep ederken, 'sosyalizm' kelimesi artık onlar için Soğuk Savaş dönemindeki gibi bir korku unsuru değil, eşitlikçi bir toplum vaadi anlamına geliyor.
Cumhuriyetçiler ise bu durumu bir tehdit olarak görüyor. Trump'ın 2020 seçim kampanyasından bu yana sık sık Demokratları 'sosyalist' olarak etiketlemesi, aslında klasik bir korku siyaseti stratejisi. Ancak bu kez hedefte sadece siyasi rakipler değil, aynı zamanda Amerikan değerlerine yönelik bir 'varoluşsal tehdit' algısı yaratma çabası var.
Küresel ve Tarihsel Bağlam
1950'lerde Senatör Joseph McCarthy'nin komünist avı, ABD'de binlerce kişinin işini ve itibarını kaybetmesine yol açmıştı. Bugün ise GOP, daha farklı bir ton kullanıyor: 'Aşırı sol' ve 'radikal sosyalizm' söylemiyle Demokratları hedef alıyor. Özellikle orta sınıf seçmenler arasında ekonomik kaygıların arttığı bir dönemde, Cumhuriyetçiler sosyalizmi 'özgürlük karşıtı' bir ideoloji olarak resmederek, Trump'ın popülist mesajlarını güçlendirmeye çalışıyor.
İlginç bir şekilde, bu taktik bazı anketlere göre işe yarıyor. Ancak genç seçmenler arasında pek karşılık bulmuyor; zira onlar için asıl tehdit, sosyalizmden ziyade ekonomik eşitsizlik ve iklim krizi.
Bu gelişme, ABD'nin iç siyasetindeki kutuplaşmayı derinleştirirken, uluslararası alanda da yankı buluyor. Avrupa'da sosyal demokrat partilerin yükselişi, Latin Amerika'da sol hükümetlerin geri dönüşü, ABD'deki bu söylemin küresel bir bağlamda değerlendirilmesini gerektiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki bu gelişme, Türkiye için dolaylı da olsa önem taşıyor. ABD ile Türkiye arasındaki ittifak ilişkilerinde ideolojik kutuplaşmalar zaman zaman belirleyici olabiliyor. Cumhuriyetçi Parti'nin sosyalizm karşıtı söylemi, Türkiye'deki benzer siyasi tartışmaları da etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasetindeki bu tür krizler, dış politikada öngörülemezliğe yol açarak Türkiye'yi ilgilendiren konularda (Suriye, Doğu Akdeniz, savunma işbirliği) ABD'nin karar alma mekanizmalarını etkileyebilir. Öte yandan, genç Demokratlar arasında sosyalizmin yükselişi, Türkiye'deki gençlik hareketleri için de bir referans oluşturabilir. Ancak bu etkilerin doğrudan değil, küresel eğilimler üzerinden değerlendirilmesi daha sağlıklı olacaktır.