Kuzey Kore lideri Kim Jong Un, ABD ile nükleer anlaşma yapmaya artık ihtiyaç duymuyor. Eski ABD Başkanı Donald Trump'ın Pyongyang'a yönelik tüm girişimleri sonuçsuz kalırken, Kuzey Kore nükleer programını hızlandırarak Rusya ve Çin ile ittifakını sağlamlaştırdı. Bu durum, Washington'ın Kuzey Kore politikasının iflas ettiğini gösteriyor.
Trump'ın Kuzey Kore Açılımı ve Sonuçsuz Kalan Diplomasi
Donald Trump, başkanlığı döneminde Kuzey Kore ile benzeri görülmemiş bir diplomasi yürüttü. 2018 ve 2019 yıllarında Singapur ve Hanoi'de yapılan zirveler, Kuzey Kore'nin nükleer silahsızlanması için umut vaat etmişti. Ancak bu görüşmelerden somut bir sonuç çıkmadı. Hanoi zirvesi, ABD'nin yaptırımların kaldırılması karşılığında Kuzey Kore'nin nükleer tesislerini sökmesini talep etmesiyle çöktü. Kuzey Kore, ABD'nin samimi olmadığını ve kendisine yönelik düşmanca politikasını sürdürdüğünü savundu.
Trump yönetimi sonrasında Joe Biden döneminde de ABD-Kuzey Kore ilişkileri dondurucu kaldı. Biden yönetimi, Kuzey Kore'ye yönelik çalışma düzeyinde görüşmelere açık olduğunu belirtti ancak Pyongyang bu çağrıları yanıtsız bıraktı. Kuzey Kore, ABD'nin önce düşmanca politikalarını terk etmesi gerektiğini vurguladı.
Pyongyang'ın Nükleer Programı ve Artan İttifaklar
Kuzey Kore, diplomasi sürecinin çökmesinin ardından nükleer ve füze programını hız kesmeden sürdürdü. Ülke, 2022 ve 2023 yıllarında rekor sayıda balistik füze denemesi gerçekleştirdi. Kuzey Kore, kıtalararası balistik füze (ICBM) kapasitesini geliştirerek ABD anakarasını vurabilecek seviyeye ulaştığını iddia ediyor. Ayrıca taktik nükleer silahlar ve hipersonik füzeler gibi yeni sistemler üzerinde çalışıyor.
Kuzey Kore'nin en önemli diplomatik hamlesi, Rusya ile ilişkilerini derinleştirmek oldu. Eylül 2023'te Kim Jong Un, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü. Bu görüşmede savunma işbirliği ve olası silah ticareti ele alındı. ABD ve Güney Kore, Kuzey Kore'nin Rusya'ya topçu mühimmatı ve füze sağladığını, karşılığında uydu ve nükleer denizaltı teknolojisi aldığını iddia ediyor. Çin ile de geleneksel müttefiklik ilişkileri güçlü. Çin, Kuzey Kore'nin en büyük ticaret ortağı ve diplomatik koruyucusu konumunda.
Bu ittifaklar sayesinde Kuzey Kore, uluslararası yaptırımlara rağmen ekonomik ve askeri olarak ayakta kalmayı başarıyor. Rusya ve Çin'in BM Güvenlik Konseyi'nde Kuzey Kore'ye yönelik ek yaptırımları veto etmesi, Pyongyang'ın hareket alanını genişletiyor.
Kim Jong Un'un Stratejik Hesabı: ABD'ye Neden İhtiyaç Duymuyor?
Kim Jong Un, ABD ile bir anlaşmaya ihtiyaç duymadığını düşünüyor. Nükleer silahlar, rejimin bekası için en önemli garanti olarak görülüyor. Kuzey Kore, Irak ve Libya örneklerinden ders çıkardı: Nükleer silahlardan vazgeçen liderler devrildi. Bu nedenle Pyongyang, nükleer programından asla taviz vermeyeceğini açıkça beyan ediyor.
Ayrıca Kuzey Kore, ABD ile anlaşmanın güvenilir olmadığını düşünüyor. ABD'nin İran nükleer anlaşmasından tek taraflı çekilmesi, Pyongyang'ın şüphelerini haklı çıkardı. Kuzey Kore, ABD'nin herhangi bir anlaşmayı ihlal edebileceğine inanıyor.
Rusya ve Çin ile ittifaklar, Kuzey Kore'ye ekonomik ve diplomatik destek sağlıyor. Bu ülkelerle ticaret, yaptırımların etkisini hafifletiyor. Ayrıca Kuzey Kore, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşında sağladığı destek karşılığında teknoloji ve gıda yardımı alıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Kuzey Kore'nin nükleer programını genişletmesi, Doğu Asya'da gerilimi artırıyor. Güney Kore ve Japonya, savunma harcamalarını artırıyor ve ABD ile askeri tatbikatlarını yoğunlaştırıyor. ABD, bölgede askeri varlığını güçlendiriyor. Çin ve Rusya ise Kuzey Kore'yi destekleyerek ABD'ye karşı bir denge unsuru olarak kullanıyor.
Bu durum, uluslararası nükleer silahsızlanma çabalarını baltalıyor. Kuzey Kore'nin fiili nükleer güç olarak kabul edilmesi, diğer ülkeler için de teşvik edici olabilir. Ayrıca BM Güvenlik Konseyi'nde yaşanan veto krizleri, kurumun etkinliğini sorgulatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kuzey Kore'nin ABD ile anlaşmaya yanaşmaması ve Rusya-Çin ittifakına yönelmesi, küresel güç dengelerini etkiliyor. Türkiye, NATO üyesi olarak ABD'nin müttefiki konumunda. Ancak Türkiye, Rusya ve Çin ile de ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürüyor. Kuzey Kore konusunda Türkiye'nin doğrudan bir çıkarı bulunmuyor; ancak nükleer silahlanma yarışı ve BM yaptırımlarının etkisizliği, Türkiye'nin savunma ve dış politika stratejilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, bölgesel istikrar için diplomasiye önem veriyor ve nükleer silahsızlanma çağrılarını destekliyor. Ancak Kuzey Kore'nin nükleer kapasitesini pekiştirmesi, küresel yaptırım rejimlerinin sorgulanmasına yol açarak Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu bazı yaptırım ve güvenlik meselelerinde emsal teşkil edebilir.