Kıbrıs'ın güneyinde, Rum Kesimi'ne bağlı Limasol açıklarında dün gece saatlerinde bir göçmen teknesinin batması sonucu çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Hayatta kalanlar, denizde çevrelerindeki insanların gözleri önünde boğulduğunu, özellikle bir ailenin çocuklarının suya gömüldüğünü gözyaşları içinde anlattı. Olay, Akdeniz'de düzensiz göçün ne kadar trajik sonuçlar doğurduğunu bir kez daha gündeme getirdi.
Kurtulanların ifadeleri: 'Aileler çocuklarının boğuluşunu izledi'
Kıbrıs Rum Kesimi'ne bağlı Limasol'un açıklarında batan tekneden sağ kurtarılanlar, yaşadıkları dehşet dolu anları aktardı. Görgü tanıklarından biri, “Biz, bir ailenin çocuklarının, erkek ve kız çocuklarının, çok küçük yaştaki çocuklarının boğulduğunu gördük ve tanık olduk” dedi. Teknenin alabora olmasının ardından büyük bir kaosun yaşandığını, can yeleği olmayan birçok kişinin kısa sürede sulara gömüldüğünü anlatan kurtulanlar, gece boyunca yardım çığlıklarının sürdüğünü ancak karanlık ve dalgalar nedeniyle kimseye ulaşamadıklarını dile getirdi.
Kurtarma ekipleri, sabah saatlerinde bölgede arama çalışmalarını yoğunlaştırdı. Şu ana kadar en az 10 kişinin cesedine ulaşıldığı, 20'den fazla kişinin ise kayıp olduğu bildiriliyor. Sağ kurtarılanlar arasında ağır yaralıların olduğu, hastanelerde tedavi altına alındıkları öğrenildi. Göçmenlerin çoğunun Suriye, Filistin ve bazı Afrika ülkelerinden geldiği tahmin ediliyor.
Teknenin, Lübnan kıyılarından yola çıktığı ve yaklaşık 150 kişiyi taşıdığı düşünülüyor. Kapasitesinin çok üzerinde yolcu alan teknenin, aşırı yük ve motor arızası nedeniyle alabora olduğu belirtiliyor. Olay, Avrupa Birliği'nin göç politikaları konusunda sert eleştirilere yol açtı. İnsani yardım kuruluşları, Akdeniz'de her yıl binlerce insanın bu tür teknelerde hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, daha güvenli yasal göç yollarının açılması çağrısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Akdeniz'de göç trajedisi sürüyor
Bu son facia, Avrupa'nın güney sınırlarındaki düzensiz göç dalgasının yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Özellikle Lübnan ve Suriye'deki ekonomik kriz ve savaş, binlerce insanın daha iyi bir yaşam umuduyla tehlikeli deniz yolculuklarına çıkmasına yol açıyor. Kıbrıs, coğrafi konumu nedeniyle bu göç rotasının önemli bir durağı haline gelmiş durumda.
Avrupa Birliği ülkeleri, göçmen akınını durdurmak için sınır kontrollerini artırırken, insan hakları örgütleri bu politikaların ölümlere neden olduğunu savunuyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) verilerine göre, 2023 yılında Akdeniz'de 2 bin 500'den fazla kişi hayatını kaybetti ya da kayboldu. Bu sayı, son yılların en yüksek seviyesi olarak kayıtlara geçti.
Avrupa'nın göç politikalarındaki bölünmüşlük, ortak bir çözüm üretilmesini engelliyor. Bazı ülkeler sığınmacıları geri gönderirken, bazıları daha insani yaklaşımlar benimsiyor. Bu durum, göçmen kaçakçılarının işini kolaylaştırıyor ve her yıl yeni trajedilere zemin hazırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kıbrıs açıklarında yaşanan bu göç faciası, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki göç rotaları üzerindeki belirleyici konumunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Türkiye, 2016 AB-Türkiye Mutabakatı çerçevesinde göçmen akışını kontrol etme yükümlülüğünü sürdürürken, bu tür olaylar, Avrupa Birliği'nin göç yükünü paylaşma konusundaki isteksizliğini ortaya koyuyor. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji anlaşmazlıklarının yaşandığı bir dönemde, Kıbrıs'ın güneyine yönelik göç dalgaları, ada üzerindeki siyasi gerilimi de derinleştirme potansiyeli taşıyor. Türkiye, insani gerekçelerle göçmenleri kabul etse de, bu tür krizlerin kaynağındaki istikrarsızlıklar ve uluslararası işbirliği eksikliği, kalıcı çözümler geliştirilmeden benzer trajedilerin yaşanabileceğine işaret ediyor.