İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülkesinin ABD ile olası bir nükleer anlaşmaya ancak İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını 'mutlak ve koşulsuz' olarak sona erdirmesi halinde sıcak bakabileceğini söyledi. Hamaney'in bu açıklaması, Tahran yönetiminin bölgesel gelişmeleri küresel müzakerelerle ilişkilendiren stratejik bir hamlesi olarak yorumlandı. İran'ın en üst düzey siyasi ve askeri otoritesi konumundaki Hamaney, ABD ile yeniden başlayan dolaylı görüşmelere dair ilk kez bu kadar net bir koşul öne sürmüş oldu.
Gelişmenin arka planı
Hamaney'in bu açıklaması, İran ile ABD arasında 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılmasına yönelik diplomatik çabaların hız kazandığı bir dönemde geldi. Son haftalarda Umman'da yapılan dolaylı görüşmelerde tarafların yakınlaştığına dair sinyaller verilmişti. Ancak İran dini lideri, bugün yaptığı konuşmada müzakereleri bölgesel gelişmelerden bağımsız düşünmediğini açıkça ortaya koydu.
İsrail'in geçtiğimiz aylarda Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını yoğunlaştırması, Hizbullah ile yaşanan çatışmaların sınır ötesine taşınmasına neden olmuştu. Birleşmiş Milletler verilerine göre, saldırılarda yüzlerce sivil hayatını kaybetti, on binlerce kişi yerinden edildi. İran, uzun süredir Hizbullah'ın en büyük destekçisi konumunda bulunuyor ve Lübnan'daki gelişmeleri kendi ulusal güvenliğinin bir parçası olarak değerlendiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hamaney'in bu tutumu, İran'ın dış politikasında artık bölgesel dosyaların nükleer müzakerelerle iç içe geçtiğini gösteriyor. Uzmanlara göre Tahran, masada elini güçlendirmek için Hizbullah'a verdiği desteği bir koz olarak kullanıyor. Ancak bu strateji, ABD tarafında karşılık bulmayabilir; Washington yönetimi daha önce nükleer müzakerelerin bölgesel konulardan ayrı yürütülmesi gerektiğini savunmuştu.
İsrail ise İran'ın bu şartını kabul etmeyeceğini açıkladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, daha önce yaptığı açıklamada, Lübnan'daki askeri operasyonların İran'ın müzakerelerdeki tutumundan bağımsız olarak süreceğini belirtmişti. Bu durum, bölgede yeni bir çatışma dalgası riskini beraberinde getiriyor. Öte yandan, Hizbullah cephesinde de durum gergin; örgütün lideri Hasan Nasrallah, İsrail'in saldırılarına karşılık vermeye hazır olduklarını ve İran'dan gelen her türlü desteği memnuniyetle karşılayacaklarını ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hamaney'in bu açıklaması, Türkiye'nin doğrudan taraf olmadığı ancak yakından izlediği bir süreci ilgilendiriyor. Türkiye, hem İran ile hem de İsrail ile diplomatik ilişkilerini sürdürüyor; ancak son dönemde İsrail'in Lübnan'daki operasyonları Ankara tarafından sert şekilde eleştirildi. Türkiye, bölgede istikrarın sağlanmasından yana ve bu tür çapraz koşullandırmaların müzakereleri tıkayabileceği endişesini taşıyor. Ayrıca, İran'ın nükleer programı konusunda Batı ile yaşanan anlaşmazlıkların derinleşmesi, Türkiye'nin enerji güvenliğini ve bölgesel ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, hem Tahran hem de Tel Aviv ile diyalog kanallarını açık tutarak bölgesel gerilimi azaltma çabalarına devam etmesi bekleniyor.