Eski ABD Afganistan Özel Temsilcisi Zalmay Khalilzad, 11 Eylül sonrası dönemde istikrarlı bir Afganistan'ın Washington'un ulusal çıkarlarına hizmet ettiğini belirterek, ABD yönetiminin Afganistan'ın anti-ABD gruplar için güvenli bir sığınak haline gelmesini engellemeyi amaçladığını ifade etti. Khalilzad, Afganistan'ın istikrarının yalnızca bölgesel değil küresel güvenlik açısından da kritik olduğunu vurguladı.
Khalilzad'ın Açıklamalarının Arka Planı
Zalmay Khalilzad, 2018-2021 yılları arasında ABD'nin Afganistan Özel Temsilcisi olarak görev yapmış, Taliban ile doğrudan müzakereleri yürütmüş ve Şubat 2020'de Doha Anlaşması olarak bilinen anlaşmanın mimarı olmuştu. Bu anlaşma, ABD güçlerinin Afganistan'dan çekilmesini ve Taliban'ın anti-ABD gruplara destek vermeyeceğini taahhüt etmesini öngörüyordu. Ancak 2021'deki çekilme kaotik bir şekilde gerçekleşti ve Taliban yönetimi devraldı. Khalilzad, o günden bu yana ABD'nin Afganistan politikasını eleştiriyor ve istikrarlı bir Afganistan'ın nasıl sağlanabileceğine dair görüşlerini paylaşıyor.
Khalilzad'ın son açıklamaları, Washington'un Afganistan'da istikrar arayışının nedenlerini ortaya koyuyor. Ona göre, Afganistan'ın istikrarsızlığı, bölgesel güvenlik ve küresel terörle mücadele açısından ciddi riskler taşıyor. Özellikle DEAŞ-Horasan (ISIS-K) gibi örgütlerin Afganistan'da varlık göstermesi, ABD'nin güvenlik endişelerini artırıyor. Khalilzad, Afganistan'ın anti-ABD gruplar için bir üs haline gelmesinin önlenmesi gerektiğini belirtiyor. Bu bağlamda, ABD'nin Afganistan'da istikrarı desteklemek için diplomatik ve ekonomik araçları kullanması gerektiğini savunuyor. Ayrıca, bölgesel aktörlerin (Pakistan, İran, Çin, Rusya) Afganistan üzerindeki etkilerinin dengelenmesi gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Afganistan, 11 Eylül saldırılarından sonra ABD'nin terörle mücadelesinin merkezinde yer aldı. 2001'de Taliban rejiminin devrilmesiyle başlayan süreç, 2021'de ABD'nin çekilmesi ve Taliban'ın yeniden iktidara gelmesiyle sonuçlandı. Bu süreçte Afganistan, bölgesel ve küresel güçlerin rekabet alanı haline geldi. Pakistan, Afganistan'daki etkisini korumaya çalışırken; İran, Şii azınlık üzerinden nüfuzunu artırmayı hedefliyor. Çin ve Rusya ise Afganistan'da ekonomik ve güvenlik çıkarlarını gözetiyor. ABD'nin Afganistan'daki istikrar arayışı, bu rekabet ortamında zorlu bir denge politikası gerektiriyor. Khalilzad'ın açıklamaları, ABD'nin Afganistan'dan tamamen çekilmediğini, aksine bölgede etkisini sürdürmek istediğini gösteriyor. Ancak, Taliban yönetiminin meşruiyet kazanması ve uluslararası yardımların kesilmesi, insani krizi derinleştiriyor. Bu durum, bölgesel istikrarı tehdit ediyor.
Khalilzad, istikrarlı bir Afganistan'ın sağlanması için kapsayıcı bir hükümetin oluşturulması, insan haklarının korunması ve terör gruplarının temizlenmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak, Taliban'ın bu konulardaki isteksizliği, uluslararası toplumun endişelerini artırıyor. ABD, Afganistan'daki istikrarı sağlamak için bölgesel ülkelerle işbirliği yapmayı ve insani yardımları artırmayı düşünüyor. Ancak, Taliban ile doğrudan angajman, beraberinde zorluklar getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan'ın istikrarına doğrudan ilgi duyan ülkeler arasında yer alıyor. Tarihsel ve kültürel bağların yanı sıra, Afganistan'daki istikrarsızlık Türkiye'nin güvenliğini de etkiliyor. Özellikle DEAŞ-Horasan gibi örgütlerin Afganistan'da varlık göstermesi, Türkiye'ye yönelik terör tehdidini artırabilir. Ayrıca, Afganistan'dan kaynaklanan düzensiz göç, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal yapısını zorluyor. Türkiye, Taliban yönetimiyle diyalog kurarak Afganistan'da istikrarı desteklemeye çalışıyor. Bu bağlamda, Khalilzad'ın açıklamaları, Türkiye'nin bölgesel istikrar için ABD ile işbirliği yapması gerektiğini gösteriyor. Ancak, Türkiye'nin kendi öncelikleri ve bölgesel dinamikler, bu işbirliğinin sınırlarını belirleyecek.