Hindistan'ın başkenti Yeni Delhi'deki Yüksek Mahkeme, yaklaşık beş yıldır cezaevinde bulunan Keşmirli insan hakları aktivisti Khurram Parvez hakkında tahliye kararı verdi. Ancak Parvez, terörle bağlantılı başka bir davadaki tutukluluk hali nedeniyle serbest kalamadı. Karar, uluslararası kamuoyunda Hindistan'ın Keşmir politikasına yönelik eleştirileri yeniden gündeme taşırken, aktivistin avukatları kararı 'kısmi bir zafer' olarak nitelendirdi.
Beş yıllık hukuk mücadelesi ve mahkeme kararı
Khurram Parvez, Hindistan yönetimindeki Cammu ve Keşmir bölgesinde insan hakları ihlallerini belgeleyen Keşmir İnsan Hakları Merkezi'nin (JKCHR) kurucu ortağı ve yöneticisi olarak tanınıyor. 2019 yılında Hindistan'ın yürürlüğe koyduğu terörle mücadele yasası kapsamında gözaltına alınan Parvez, o tarihten bu yana cezaevinde tutuluyor. Delhi Yüksek Mahkemesi, 2024 yılı sonunda yaptığı duruşmada, Parvez hakkındaki ana davada kefaletle tahliyesine hükmetti. Mahkeme, aktivistin uzun süredir tutuklu olmasını ve yargılamanın makul sürede tamamlanamamasını gerekçe gösterdi. Ancak hemen ardından, Ulusal Soruşturma Ajansı (NIA) tarafından açılan ayrı bir davada tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bu durum, Parvez'in özgürlüğüne kavuşmasını engelliyor.
Parvez'in avukatları, müvekkillerinin siyasi nedenlerle hedef alındığını ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini savunuyor. Hindistan hükümeti ise aktivistin yasa dışı faaliyetlere karıştığı iddiasını sürdürüyor. Mahkeme kararı, hem Hindistan içinde hem de uluslararası arenada farklı yorumlara yol açtı. İnsan hakları örgütleri, Parvez'in derhal serbest bırakılması çağrısı yaparken, hükümet yanlısı çevreler kararı yargının bağımsızlığının bir göstergesi olarak sundu.
Keşmir sorunu ve uluslararası boyut
Khurram Parvez davası, Hindistan'ın 2019 yılında Keşmir'in özel statüsünü kaldırmasının ardından bölgede artan gerginliğin sembol isimlerinden biri haline geldi. Hindistan yönetimi, bölgede terörle mücadele adı altında insan hakları ihlallerini meşrulaştırmakla suçlanıyor. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşları, Keşmir'deki durumu yakından izliyor. Pakistan, Keşmir konusunu her fırsatta uluslararası gündeme taşırken, Hindistan bu müdahaleleri iç işlerine karışma olarak nitelendiriyor. Parvez'in durumu, özellikle Batılı ülkelerde Hindistan'ın demokratik değerlerle olan uyumuna ilişkin soru işaretleri yaratıyor. ABD ve Avrupa Birliği yetkilileri, Hindistan'ı hukukun üstünlüğüne saygı göstermeye çağırıyor. Ancak Hindistan, bağımsız yargısının kararlarına güvenilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel olarak bakıldığında, Keşmir sorunu Hindistan-Pakistan arasındaki en önemli anlaşmazlık konusu olmaya devam ediyor. İki ülke arasındaki ateşkes anlaşmasına rağmen, Keşmir'de zaman zaman çatışmalar yaşanıyor. Parvez gibi sivil toplum aktörlerinin durumu, sorunun çözümünde diyalog kanallarının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin geleneksel olarak Keşmir konusunda Pakistan'a verdiği desteğin arka planında değerlendirilmelidir. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Keşmir'deki insan hakları ihlallerini gündeme getirmekte, ancak Hindistan ile olan ekonomik ve stratejik ilişkileri nedeniyle dengeli bir politika izlemektedir. Khurram Parvez'in durumu, Türk dış politikası açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, Keşmir meselesinin uluslararası alanda canlı kalmasına katkıda bulunmaktadır. Türkiye'nin bu tür davalarda insan hakları vurgusunu sürdürmesi, hem İslam dünyasındaki liderlik rolünü pekiştirmekte hem de Hindistan ile ilişkilerde hassas bir denge kurmasını gerektirmektedir.