Pakistan'ın kontrolündeki Keşmir'de patlak veren ve kısa sürede bölge geneline yayılan kitlesel protestolar, ülke tarihinin en ölümcül sivil itaatsizlik dalgasına dönüştü. Yerel yetkililerin verdiği bilgiye göre, son bir hafta içinde en az 40 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Güvenlik güçlerinin göstericilere müdahalesi sırasında çıkan çatışmalarda ölenlerin çoğu sivil. Bu, bölgede 1990'lardan bu yana yaşanan en kanlı ayaklanma olarak nitelendiriliyor. Pakistan hükümeti, hem iç kamuoyunun tepkisiyle hem de uluslararası toplumun artan baskısıyla karşı karşıya kaldı. Başbakan İmran Han'ın liderliğindeki hükümet, protestoları bastırmak için askeri takviye gönderirken, muhalefet ise hükümeti sert müdahaleyle suçluyor.
Gelişmenin arka planı
Keşmir, Hindistan ile Pakistan arasında uzun süredir devam eden bir anlaşmazlığın odağında yer alıyor. Bölge, iki ülke arasında bölünmüş durumda ve her iki taraf da bölgenin tamamı üzerinde hak iddia ediyor. Pakistan'ın kontrolündeki bölgede yaşayan halk, uzun süredir bağımsızlık ya da Hindistan ile birleşme talebiyle protestolar düzenliyor. Ancak son olayların fitilini ateşleyen gelişme, geçtiğimiz hafta bir grup göstericinin güvenlik güçleriyle yaşadığı arbedede bir sivilin hayatını kaybetmesi oldu. Olayın ardından sosyal medyada yayılan görüntüler, öfkeyi daha da artırdı ve protestolar kısa sürede büyüyerek şiddetli bir hal aldı.
Pakistan hükümeti, ülkenin ekonomik kriziyle boğuşurken bir de bu ayaklanmayla başa çıkmak zorunda. Protestoların ülkenin diğer bölgelerine sıçramasından endişelenen hükümet, bölgeye ek askeri birlikler sevk etti ve internet erişimini kısıtladı. Ancak bu önlemler, göstericilerin kararlılığını kırmaya yetmedi. İnsan hakları örgütleri, güvenlik güçlerinin orantısız güç kullandığını belirterek uluslararası soruşturma çağrısında bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
Keşmir'deki bu gelişmeler, bölgenin zaten kırılgan olan istikrarını daha da tehdit ediyor. Hindistan, Pakistan'ı protestoları kışkırtmakla suçlarken, Pakistan da Hindistan'ı bölgede istikrarsızlık yaratmakla itham ediyor. İki ülke arasındaki gerginlik, son yıllarda azalma eğilimi gösterse de, bu olaylar ilişkileri yeniden germe potansiyeli taşıyor. Öte yandan, uluslararası toplumun gözü de bölgeye çevrilmiş durumda. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısında bulunurken, Batılı ülkeler de Pakistan hükümeti üzerinde baskı kuruyor.
Ekonomik olarak da Keşmir'deki durum, Pakistan için ek bir yük anlamına geliyor. Turizm gelirleri neredeyse durma noktasına gelirken, bölgedeki ticaret faaliyetleri de sekteye uğradı. Bu durum, ülkenin zaten zor durumda olan ekonomisini daha da olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, hükümetin hem güvenlik hem de ekonomi cephesinde aynı anda mücadele etmek zorunda olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Keşmir meselesinde tarihsel olarak Pakistan'ı destekleyen bir tutum sergilemiş ve bu konuyu uluslararası platformlarda gündeme getirmiştir. Bu nedenle, Keşmir'deki gelişmeler Türk dış politikası açısından yakından izlenmektedir. Türkiye, bölgede tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulunurken, aynı zamanda Pakistan hükümetiyle dayanışma içinde olduğunu göstermektedir. Ancak Türkiye'nin, Hindistan ile de ekonomik ve stratejik ilişkileri bulunmaktadır. Bu nedenle Ankara, iki ülke arasında denge gözetmeye özen gösterecektir. Ayrıca, Türkiye'nin insan hakları konusundaki hassasiyeti, Keşmir'deki olaylara yönelik tepkisini de şekillendirebilir.