Kenya polisi, başkent Nairobi'deki Ulusal Park'ın bir kısmının inşaata açılmasını protesto eden yüzlerce kişiye göz yaşartıcı gaz ve tazyikli suyla müdahale etti. Pazartesi günü düzenlenen gösteride aralarında eski Yargıtay Başkanı David Maraga'nın da bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Çevre aktivistleri ve muhalefet partisi destekçilerinin katıldığı protestoda polis, grubu dağıtmak için sert önlemler aldı. Göstericiler, Nairobi Ulusal Parkı'nın 32 dönümlük bir bölümünün yol ve demiryolu inşaatına tahsis edilmesine karşı çıkıyor. Park, Afrika'nın en büyük şehirlerinden birinin merkezinde yer alan ve aslan, zürafa, gergedan gibi vahşi yaşamı barındıran nadir bir doğal alan olarak biliniyor.
Gelişmenin arka planı: Parkın geleceği tehlikede
Nairobi Ulusal Parkı, 1946 yılında kurulmuş ve Kenya'nın ilk milli parkı unvanını taşıyor. Yaklaşık 117 kilometrekarelik alanıyla şehir merkezine sadece 7 kilometre uzaklıkta bulunan park, hem turizm açısından önemli bir gelir kaynağı hem de biyoçeşitlilik açısından kritik bir habitat. Parkın kuzeydeki bir bölümünün, şehrin artan trafik sorununu hafifletmek amacıyla yapılması planlanan bir otoyol ve standart hat demiryolu projesi için kullanılması, çevreciler tarafından şiddetle eleştiriliyor.
Kenya Ulaştırma Bakanlığı, projenin parkın ekolojik dengesine minimum zarar verecek şekilde tasarlandığını ve yaban hayatı geçişleri için köprüler inşa edileceğini belirtiyor. Ancak aktivistler, bu tür projelerin parçalanmış habitatlar yaratarak vahşi yaşamın göç yollarını keseceğini ve türlerin hayatta kalma şansını azaltacağını savunuyor. Protestocular arasında yer alan eski Yargıtay Başkanı David Maraga, yaptığı açıklamada hükümeti yasal süreçleri ihlal etmekle suçladı ve parkın korunması için anayasal bir sorumlulukları olduğunu vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut: Doğal alanların korunması ve kalkınma çatışması
Kenya'daki bu protesto, Afrika genelinde artan bir gerilimin yansıması olarak görülüyor. Kıta genelinde hızlı kentleşme ve altyapı projeleri, korunan alanlar üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle Çin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında finanse edilen büyük ölçekli altyapı projeleri, Afrika ülkelerinde ekonomik kalkınma ile çevre koruma arasındaki dengeyi tartışmaya açıyor.
Kenya, iklim değişikliğiyle mücadelede öncü roller üstlenen bir ülke olarak biliniyor. 2019'da yeni bir çevre yasası kabul eden hükümet, karbon emisyonlarını azaltma ve yenilenebilir enerji yatırımlarını artırma sözü vermişti. Ancak çevre örgütleri, Nairobi Ulusal Parkı gibi sembolik alanlarda yapılan müdahalelerin bu taahhütlerle çeliştiğini belirtiyor. Uluslararası düzeyde Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) gibi kuruluşlar, parkın korunması için Kenya hükümetine çağrıda bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kenya'daki bu gelişme, Türkiye'nin Afrika açılımı politikası kapsamında artan ekonomik ve diplomatik ilişkileri bağlamında önem taşıyor. Türkiye, Doğu Afrika'da özellikle Somali, Etiyopya ve Kenya ile ticaret ve yatırım ilişkilerini derinleştiriyor. Ancak altyapı projelerinde çevresel etki değerlendirmesi ve yerel halkın katılımı gibi konular, Türk şirketlerinin de benzer projelerde karşılaşabileceği hassasiyetlerdir. Türkiye'nin kendi doğal alanlarında karşılaştığı benzer koruma-kalkınma çatışmaları göz önüne alındığında, Kenya'daki bu protesto, sürdürülebilir kalkınma politikalarının önemini bir kez daha hatırlatıyor. Türk dış politikası açısından, Afrika ülkeleriyle ilişkilerde çevresel duyarlılığın artırılması, uzun vadeli işbirlikleri için kritik bir faktör olarak değerlendirilebilir.