Nairobi'deki bir tiyatro salonunda, bir kocanın karısına yumruk ve tokat yağdırarak onu yere itmesiyle salonda duyulabilir nefesler tutulur. "Keşke ..." diye başlayan bu sahne, aslında Kenya'da kadına yönelik şiddetin çarpıcı bir yansıması. 'Free Me' (Beni Özgür Bırak) adlı otobiyografik oyun, ülkede kadına yönelik şiddetin arttığı bir dönemde mağdurları seslerini duyurmaya teşvik etmeyi amaçlıyor. Oyun, yazarının kendi yaşam öyküsünden yola çıkarak, fiziksel ve duygusal istismarın izlerini sahneye taşıyor. Eser, özellikle geleneksel toplumsal normların kadınları susturduğu bir ortamda, cesur bir duruş sergiliyor.
Oyunun arka planı: Şiddet istatistikleri ve toplumsal tepkiler
Kenya'da kadına yönelik şiddet endişe verici boyutlara ulaştı. Ulusal İstatistik Bürosu'na göre, her üç kadından biri hayatının bir döneminde fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. 2023 yılında kaydedilen kadın cinayeti vakaları bir önceki yıla göre %30 arttı. Oyunun yönetmeni Mary Wambui, "Bu sadece bir tiyatro değil, bir terapi seansı. Birçok kadın aynı hikayeleri yaşıyor ama konuşamıyor" diyor. Sahne, mağdurların sessizliğini kırmak için güçlü bir araç haline gelmiş durumda. Oyun, izleyicilere şiddetin sadece fiziksel değil, psikolojik ve ekonomik boyutlarını da gösteriyor. Özellikle kırsal bölgelerde kadınların çeyiz baskısı, erken yaşta evlilik ve eğitim hakkından mahrum bırakılma gibi sorunlarla karşı karşıya olduğu vurgulanıyor. 'Free Me', yerel topluluklarda gösterimler yaparak farkındalık yaratmayı hedefliyor. Kadın örgütleri, oyunu bir aktivizm aracı olarak kullanıyor; gösterimlerin ardından mağdurlar için danışmanlık hizmetleri sunuluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Afrika'da kadın hakları mücadelesi
Kenya'daki bu durum, Afrika kıtasının birçok ülkesinde benzer bir tablo çiziyor. Güney Afrika, Nijerya ve Etiyopya'da da kadına yönelik şiddet, yasaların yetersizliği ve uygulama eksikliği nedeniyle kronik bir sorun haline gelmiş durumda. Afrika Birliği, 2022'de kadına yönelik şiddeti sona erdirme kampanyası başlatsa da, ülkelerdeki ilerleme yavaş. Küresel düzeyde ise BM Kadın Birimi verilerine göre, dünya genelinde her 10 kadından biri 15 yaşından önce cinsel saldırıya uğruyor. Kenya'da tiyatro gibi kültürel araçların kullanılması, bu sorunla mücadelede yenilikçi bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Oyun, aynı zamanda Kenya'nın yargı sistemindeki zaaflara da ışık tutuyor; şiddet mağdurlarının yalnızca %10'u adli yardım alabiliyor. Sosyal medyada da #FreeMe hareketi yayılarak, kadınların kendi hikayelerini anlatmalarına olanak sağlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kenya'daki kadına yönelik şiddet krizi, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye'de de kadın cinayetleri ve aile içi şiddet, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme sonrası yeniden tartışma konusu oldu. Türkiye, Kenya ile benzer şekilde, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve yasal uygulama eksiklikleriyle mücadele ediyor. Bu haber, Türkiye'nin kendi mücadelesinde kültürel araçların (tiyatro, sinema, dijital kampanyalar) önemini hatırlatıyor. Ayrıca, Afrika'da artan Türk yatırımları ve diplomatik ilişkiler bağlamında, Türkiye'nin bölgesel kalkınma programlarına kadın hakları boyutunu entegre etmesi gerektiğini gösteriyor. Kenya'da sivil toplumun bu tür girişimleri, Türkiye'deki benzer oluşumlara ilham kaynağı olabilir.